THY - Adıyaman

CHP’nin asıl sorunu başka

10 Şubat 2018 Cumartesi

CHP kongresini yaptı, “kılpayı” denebilecek bir farkla, sekiz seçim kaybetmiş genel başkanını kurtardı, Parti Meclisi’ni oluşturdu: Aralarında “terörist sevici”ler de varmış, kimin umurunda…

Ne yaparlarsa yapsınlar, bu partiyi canlandırmak artık mümkün değildir. Kendileri de farkında, bu yüzden tüm okları kendi içlerine yönlendirdiler, kendi kendileriyle hesaplaşıyorlar: Delegeleri zehirleyen beceriksizliği başka nasıl anlatmalı?

Ama CHP’nin sorunu “beceriksizlik” değil, isim sorunu, kişi sorunu da değil, CHP’nin bizatihi kendisi sorun!..

Partiler genelde iktidarda yıpranırlar. İktidar partileri oy kaybederken, muhalefet partilerinin oyları yükselir. Uzun zamandan beri kural tersine işliyor: CHP muhalefette olmasına rağmen oy kaybediyor.

Bütün bunların temel sebebi, CHP’nin halkla bütünleşememesidir. CHP halkla bütünleşmek, halkın taleplerine uygun politikalar üretmek yerine, tek parti döneminin dayatmacılığından kalma alışkanlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Millet itibar etmeyince de, iktidarı millette değil, başka zeminlerde aramaya başlıyor. Millete antipatik gelen ne kadar grup ve grupçuk varsa işbirliği yapıyor. O kadar ki, artık siyasette HDP’ye ihtiyaç kalmadı, CHP onlara çalışıyor.

Ana Muhalefet Partisi olarak CHP’nin görevi, iktidara muhalefet etmektir. Demokratik yapı içinde muhalefet, iktidardan daha elzem bir olgudur… Zira her rejimde iktidar vardır, ama muhalefet, sadece demokrasilerde olur. Zaten bu yüzden, siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasi partiler, bazen iktidarda, bazen muhalefette, misyonlarını yerine getirecekler, kendilerini hem sözle, hem de eylemle halka anlatacaklar ve halkın onayıyla yönetimi ele alacaklar. Yani siyasi partiler varlıklarını millete borçludurlar. CHP’ye ne oluyor ki, millet ne zaman “Mersin”e gitse, o “tersine” gidiyor? Milletin üzerine titrediği değerlere, çeşitli vesileler ve bahanelerle ya saldırıyor ya da saldıranların safında yer alıyor?..

Sık sık olağanüstü kurultaylar toplayan, parti yöneticilerini, tüzüğünü filan sık sık değiştiren CHP’deki sorunun bambaşka olduğunu yıllar önce yazmıştım…

Sanırım yöneticileri farkında değil, ama CHP milletle sorunlu bir parti haline geldi! Değişen ihtiyaçlarla birlikte değişiklik arzeden halkın taleplerini algılayamaz, algılayabildiklerini ise kabul edemez duruma geldi.Bu yüzden eski söylemlerinden kurtulamıyor. Daha da ileri giderek, geleneksel söylemlerini ideolojiye dönüştürüyor ve bunları halka dayatıyor. Reddedildiği zaman ise müthiş hırçınlaşıyor.

İktidara hazır olmayan parti, muhalefet görevini yapamaz. Yapamıyor nitekim. Sürekli bocalıyor. Bu durumda ortaya son derece “ciddi” bir sorun çıkıyor: CHP’nin varlığı sorunu…

Sorunun özünde, “Cumhuriyeti biz kurduk, başkaları kondu” kıskançlığı yatıyor. Kendisine yarar sağlaması şartıyla darbelere yakın durması da bu yüzdendir. Gelin görün ki, adı “Halk Partisi” olan bir partinin yıllardan beri halkla zıtlaşmasının temelinde yine bu anlayış var. Bu anlayışı sebebiyle CHP, halkın yürek ritmini yakalayamıyor, halkla özdeşleşemiyor.

Bugün için CHP fazla kıskanç, fazla monşer (bu konuda Genel Başkan’ın çabası yetmiyor), fazla sayfiye (kıyılardan oy alması bundandır), fazla kakafonik (her kafadan ses çıkıyor), fazla sinirli (Genel Başkan hariç), dine fazla uzak, fazla kibirli, fazla kolaycı, fazla tembel, fazla despot, fazla beceriksiz ve fazla dayatmacı... 

Halka hâlâ tepeden bakıyor ve halkı kendi düşüncesi istikametinde değiştirebileceğini zannediyor. Halk ise kendi kimliğini, kendi duruşunu, kendi inancını korumak için CHP’ye direniyor. 

Sonuç olarak CHP’nin halkla sorunu ortaya çıkıyor. Bazı isimleri, hatta genel başkanını filan değiştirmesi bu sorunu çözmez. Bu sorunu çözmedikçe de, CHP iktidar yüzü görmez.

Nitekim öyle oluyor. 

 

YORUM YAZ