Suriye’deABD-Rusya satrancı

15 Ağustos 2017 Salı

Hafta sonu ajanslar ABD imzalı korsan bir haritayı paylaştı.

Suriye’de terör örgütü PKK/PYD elebaşlarından oluşan heyetle Haseke ve Rakka’da bir araya gelen Amerikalıların ülkeyi parçalayıp kuzey bölgeyi tamamen teröristlere teslim eden haritası konuşuldu. 

CIA-PKK temasında, 3 bölge ve 6 kantondan oluşan terör devletinin sınırları çizilmiş.

Türkiye’yi güneyden tamamıyla kuşatan Mehmetçik ve Özgür Suriye Ordusu’nca DEAŞ’tan temizlenen Fırat Kalkanı Harekât bölgesi de PKK’ya aitmiş gibi gösterilmiş.

Pentagonlu yetkililerin yayınladıkları yeni Suriye haritasının demografik yapısına baktığımızda aslında, Suriye genelinde Nusayriler yüzde 7, Kürtler yüzde 15, Hristiyanlar yüzde 8, Arap ve Türkmenler yüzde 70 çoğunluğa sahiptir.

Masa başında boyalı kantonlarda Kürt, Nusayri, Dürzi, Türkmen ve Arapların bir arada dayatıldığı bir Suriye’nin, Afganistan örneğine dönmeyeceğinin garantisini kim verebilir ki?

Haritada boyalı kantonlara ayrılmış şehirlere baktığımız zaman sarı bölgede Cezire, Şedadi, Kobani, Rakka, Şahba ve Afrin kantonları olarak ayrılmış bu bölgenin yüzde 60’ı Arap, Türkmen ve Hristiyanlardan oluşur.

Siyah bölge Humus’ta yüzde 90 Arap ve Türkmen var. Kırmızı bölge Deyr Zor’da yüzde 99 Arap var. Portakal rengi olan Hama şehrinde yüzde 80 Sünni Arap yaşıyor.

Pembe bölge İdlip, yüzde 40 Sünni Arapların yaşadığı bir şehirdi. Göçle birlikte bugün yüzde 50 Arap ve Türkmen, Nusayri, Hristiyanlar var.

Yeşil bölge Halep şehri bugünkü nüfusu 2,5 milyon ve Arap Türkmenlerin yoğun olduğu bölgedir. Lazkiye’de yüzde 25 Nusayri yaşıyor, geri kalan Sünni Arap ve diğer azınlıklar var.

Tartus’ta yüzde 40 Nusayri ve Sünni yaşarken bugün Nusayrilerin lehine nüfus ağırlıklı duruma geldi.

Irak’ın sınırından Hatay’ın dibi olan Afrin’e kadar tüm bölgeyi 6 kantona bölen ABD-PKK karma heyeti, bugüne kadar çok konuşulan, tartışılan bölünmüş Suriye gerçeğini bu haritayla birlikte somut şekilde resmetmiş.

Türkiye, ABD’ye Rakka Harekâtı öncesinde, “Ya Türkiye ya PYD” derken, “PYD ile değil, Türkiye ile hareket etmesini” istedi. ABD ise tercihini Türkiye’den değil, “kara gücüm” dediği PYD terör örgütünden kullanmıştır.

Rusya ise Moskova’daki PYD ofisini, Türkiye’nin tüm ısrarlarına rağmen kapatmadı, sadece Türkiye’nin PYD hassasiyetini dikkate aldığını beyan etti.

ABD’den sonra Rusya’nın da PKK’nın Suriye uzantısı PYD’yi resmi muhatap saymak istemesi Türkiye’nin Suriye siyasetini kendi çıkarları ekseninde dikkatli hesap yapmaya zorlamaktadır.

Moskova’nın PYD’yi Suriye’nin meşru muhalif güçlerinden biri sıfatıyla Astana barış sürecine dâhil etme talebi bizim için hoş olmayan bir durumdur.

Tahran’da geçtiğimiz haftalarda Türkiye, Rusya ve İran’dan üst düzey diplomatların katılımıyla başlayan çatışmasızlık bölgelerinin genişletilmesi görüşmeleri öncesi Rusya ile yaşanan bu gerilim Türkiye’nin Suriye de atacağı adımları çok dikkatli atmasını zorunlu kılıyor.

Suriye ve İran, YPG’nin “federasyon” planına aslında karşılar fakat mevcut durum bugün sessiz kalmalarını gerektiriyor.

Rusya ise Suriye’de federasyon ve YPG’nin geldiği süreci İran ve rejimden farklı değerlendiriyor.

Rusya’nın hazırladığı Suriye için anayasa taslağında Kürtlere otonom bölge var.

Rusya’nın, kendi konumunu güçlendirmeye yönelik YPG’ye desteği aşikâr fakat Rusya, Suriye’deki önemli müttefiki İran’ı nasıl ikna edecek?

Rusya’nın Kürt kartını ABD’ye kaptırmama politikasının Rusya’nın dış ve iç siyasetinde olumlu etkisi var.

PYD/PKK Suriye’de özerk bölge kurma planında sadece ABD ile değil, Rus ve Suriye hükümetiyle de ilişkilerini sürdürme gayreti içerisinde.

27 Ocak’ta, Astana görüşmelerinde toplantıya Türkiye’nin bütün itirazına karşın PYD temsileri katılmıştı, bu toplantıda gelecekteki Suriye anayasasının Kürtlere özerklik tanıması dillendirilmişti.

15 Şubat’ta Rusya Kürt Konferansı toplamış, bu toplantıya PYD ve HDP temsilcileri de katılmıştı. ABD’nin IŞİD’e karşı PKK/PYD/YPG’yi kara gücü olarak seçmesi Türkiye ile ilişkilerini nasıl zedeliyorsa Rusya’nın PYD’nin masaya oturmasından yana olan tavrı bizi zora sokmaktadır.

Türkiye dün ABD, bugün Rusya dan gelen PYD baskılarına karşın çok dikkatli kararlı bir siyasi süreç yürütüyor.

Ulusal çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa ona göre hareket etmek zorundayız. 

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca3 ay önce
    Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim aşağıdaki yazıyı dikkate alarak binlerce mağdur Yardımcı Doçente yardımcı olmanızı istirham eder, saygılar sunarım. A-)7 Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim bir yazıyı sizlere sunmak istiyorum: “…Sayın Cumhurbaşkanım; Size, ‘Yardımcı Doçent’ Kadrosunda çalışan binlerce Öğretim Üyesi adına bir mağduriyetimizi arz etmek istiyorum: Emsallerimizin, ölünceye kadar atama işleminin dışında kullanmadıkları, bir ömürde bir defa, bir biçimde, Yabancı Dil Sınavı’ndan aldıkları 65 Puanını gösteren belgeyi alamadığımız için, yıllardır bulunmamız gereken Profesörlük kadrosuna bir türlü geçemedik. Emsallerimizin makaleleri varsa, bizim de var; emsallerimizin kitapları varsa bizim de var; emsallerimizin ‘Bilim Doktoru’ diploması varsa, bizim de var; emsallerimizin 20-30 yıllık üniversite hocalığı hizmeti varsa, bizim de var; ama emsallerimiz Profesör, biz Yardımcı Doçent kadrosundayız ve binlerce Yardımcı Doçent olarak 50 yaşımızı geride bırakmış olarak emekli olmak üzereyiz. Binlerce Yardımcı Doçentin anılan mağduriyetini, sizlerin yardımına ve takdirlerine saygıyla arz ediyorum. 07.02.2017…”B-)Yardımcı Doçentlik Kadrosunun Kaldırılması İle İlgili Öneriler: Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olanlar Doçent yapılmalıdır. Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olma süresi de dâhil en az 20 yıl öğretim elemanı olarak üniversitede çalışıp derse girmiş ve yaşı 50’yi geçmiş olan Yardımcı Doçentler de Profesör yapılmalıdır.