THY - İmaj

FETÖ ve Arnavutluk İslam Birliği

27 Aralık 2017 Çarşamba

FETÖ’nün Balkanlar’da en güçlü olduğu ülke, Arnavutluk’tur. Bu ülkedeki örgütlenmelerinin gözde kurumu ise Arnavutluk İslam Birliği (Komuniteti Musliman i Shqiperise)’dir. 

1990’lı yıllarda Arnavutluk’u mesken tutan FETÖ mensupları, iki binli yıllarda, Arnavutluk İslam Birliği’ne iyice yerleştiler. Görevden alma, müftülükleri kapatma, tehdit ve şantaj gibi yöntemler ile İslam Birliği genel kurul üyelerini, müftüleri ve müftülük üyelerini değiştirmeye başladılar. 

Netice alamadıkları durumlarda, cinayet işlemekten bile geri durmadılar. Arnavutluk İslam Birliği eski Sekreteri Sali Tivari’nin, 13 Ocak 2003’de ofisinde üç kurşunla öldürülmesi olayı bu yaklaşımın en acı örneklerinden bir tanesidir. 

Hazreti Ali (r.a), buraya kadar kaleme aldıklarımızı şu şekilde özetliyor: “Bir insanı layık olmadığı yere koymak zulümdür.”

Selim Muça’nın başkanlık görevini yürüttüğü 2004-2014 yılları arasında ise kurumun kılcal damarlarına kadar sızmayı başardılar. Bu esnada, Osmanlı’dan Arnavutluk İslam Birliği’ne miras kalan ama komünist rejim tarafından devlete devredilen ve rejimin çöküşünden sonra yeniden kuruma iade edilen vakıf mallarına da göz diktiler. Birçok vakıf eseri, şu veya bu şekilde elden çıkarıldı. Mesela, Tiran şehir meydanında bulunan, Süleyman Paşa Külliyesi bir Yahudi’ye satılmıştır.

Vakıf mallarının satışına karşı çıkan dönemin Gramş Müftüsü Neki Kolashi, İslam Birliği Genel Kurul kararı ile görevden alındı. Aslına bakılırsa, genel kurul toplanmadı. Arnavutluk İslam Birliği, genel kurul kararı olmaksızın, kendi kararını kendisi onayladı. 

Bir kez daha Hazreti Ali (r.a)’ya kulak verelim: “Zalimin sonu yaklaştıkça zulmü artar ve daha da azgınlaşır.”

Arnavutluk İslam Birliği Başkanı Selim Muça ve Sekreter Betim Truçi, Gramş Müftüsü Kolashi’ye destek veren Şiyak ve Rrogozhina müftülerini de görevden almak istediler. Bu kadarını başaramayınca, iki müftülüğü tamamen kapatma kararı aldılar. Kapatılan müftülüklerin yerine, Laç, Erseka ve Skrapar’da, üç yeni müftülük açtılar. Bu müftülüklerin, genel kurul üyelerini de kendileri seçtiler.

Yeni müftülüklerin açıldığı yerler, Şiyak ve Rrogozhina’ya göre, daha küçük yerleşim yerleriydi. Ancak önemli olan bu değil, “ayaklarına takılan taşların” temizlenmesiydi. Artık Arnavutluk İslam Birliği’nin en değerli taşınmazları olan vakıf mallarının satışında hiçbir engel kalmamış oldu. 

Arnavutluk İslam Birliği, karşılarına çıkan her türlü ‘engeli’ ortadan kaldırmaya kesin kararlıydı. Bu doğrultuda Sajmir Yrsheku ve Emir Gjinishi’yi de görevden aldılar. Böylelikle hem kasaları, hem de merkezdeki elleri güçlenmiş oldu.

Ve bir kez daha Hazreti Ali (r.a): “Kötülük eden insan, aynı kötülüğün kendisine de döneceğini bilmelidir.”

Sahip oldukları kontrolsüz güç, karşılarında ‘rakip’ kalmayınca, kendilerine döndü. Kurum içerisindeki yolsuzluklar ve siyasi konjonktür, iç çekişmeyi doğurdu. Bir tarafta Arnavutluk İslam Birliği Başkanı Selim Muça ve FETÖ’ye sıkı sıkıya bağlı olanlar, diğer tarafta Arnavutluk İslam Birliği Sekreteri Betim Truçi, Durres (Dıraç) müftüsü Ilir Vokshi, Kukes müftüsü Ali Hallaçi ve Burrel müftüsü Fatmir Sulaj. 

İki kutuplu güç dengesini bozan, selefiler oldu. Selefiler, Arnavutluk İslam Birliği Başkanı Selim Muça ve FETÖ’nün yanında durmayı tercih ettiler. Bu ayrışma, Arnavutluk İslam Birliği içerisindeki FETÖ’cüleri daha da cesaretlendirdi. Her fırsatta, kendilerine bağlı olmayan müftüleri tek tek görevden aldılar. 

Müftü haricindeki genel kurul üyeliklerine, müftülüğün bulunduğu şehirle alakası olmayan, kendilerine bağlı kişileri yerleştirdiler. Mesela, Berat şehrinde oturmayan, FETÖ’nün şu anki yerel abisi ve kasası olarak bilinen Klodian Allajbeu’yu müftülüğe seçtirmeye kalkıştılar. Cemaatin tepkisi neticesinde, bunu denemeleri boşa çıktı.

FETÖ’nün Arnavutluk İslam Birliği’ndeki icraatları, bundan ibaret değil. Dahası da var. Ancak bize ayrılan yer, bu kadar. Nasipse, hafta devam ederiz inşallah.

 

YORUM YAZ