Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!..

06 Kasım 2016 Pazar

Cümlenin tamamı, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” şeklinde..

Ziya Paşa’ya ait olduğu söylenir..

Günümüz konjonktüründe, gerek Cumhuriyet gazetesi ekseninde ve gerekse HDP milletvekilleri ekseninde yaşadıklarımıza bakarak değerlendirecek olursak, ne kadar doğru bir söz..

Tek farkı var..

Sondaki “kötek” kelimesine, günümüz hukuk devletinde küçük bir değişiklik yapalım.. “Kötek” kelimesini siz; “kanunların hakkıyla uygulanması” olarak görün..

Onun dışında..

Cumhuriyet gazetesinin yaptığı yayınlar karşısında.. 

Devletin nasihat üstüne nasihatte bulunması.. 

Nasihatlere defalarca uyulmaması sonunda.. 

Kanunların uygulanmaya başlanıp, FETÖ-PKK propagandası yapanların gözaltına alınıp, cezaevine konulması da..

HDP milletvekillerine, defalarca nasihatlerde bulunulup.. 

Dinlemedikleri için, en sonunda milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması.. 

Hatta o dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra da.. 

Hemen sonra da değil.. Aylar sonra da kanunların emrinin yerine getirilmesi..

Dört dörtlük, başlıktaki “vecize”ye uygunluk arzediyor..

Birileri hemen itiraz edecek: “Yanlış tespit yapıyorsunuz!” diyecek..

Buyrun konuyu masaya yatıralım, maddi vakıaları tek tek hatırlatalım...

Şu Cumhuriyet gazetesi, kaç defa ikaz edildi..

Aydın Engin’iniz o kafada...

Kadri Gürsel’iniz o kafada..

Celal Başlangıç’ınız o kafada.

Ayşe Yıldırım’ınız o kafada..

Aslı Aydıntaşbaş’ınız o kafada..

Bir gazetede, bir çırpıda saydığımız beş yazar...

PKK’nın Kandil’ine gidip, orada teröristbaşları ile fotoğraf çektirmişler..

Tesadüf olabilir mi bu?

Hani Akıncı Üssü’nde Adil Öksüz ile birlikte yakalanan FETÖ’cü  sivillerden Kemal Batmaz diyor ya: 

“ABD’ye giderken de.. Orada kalacağımız yerde de.. Dönüşte aynı uçakta olmamızda da.. Havaalanında bir dakika ara ile görüntü vermemizde de.. Adil Öksüz ile birlikteliğimiz, tesadüftür..”

O diyor, biz yemiyoruz ya..

Günlük yazıları yayınlanan Cumhuriyet’çilerden beş tanesinin, PKK üst yönetimini ziyaret eden isimlerden olmasının da tesadüf olarak yorumlanmasını yiyecek değiliz..

Onlar istedikleri kadar, “Biz gazetecilik yaptık” desinler.

Samimi iseler, çıkartıp göstersinler, “PKK dışında hangi terör örgütü yöneticisi ile, gazetecilik faaliyeti kapsamında görüşmüşler?”

Yazarlarından herhangi birisinin, başka bir terör örgütü yöneticisi ile ortak fotoğrafı var mı?

Yok böyle bir görüntü.

Cumhuriyet’çilerin, sadece ve sadece PKK ile çektirdikleri fotoğrafları var..

Tüm bu birlikteliklerine rağmen, “PKK ile bizim işimiz olmaz” diyorlar..

Daha ne işleri olacak ise!..

Sadece PKK da değil..

Artık PKK dahil, birçok terör örgütünün ipini elinde tutan FETÖ ile de, Cumhuriyet’çilerin işbirliği yaptıkları ayan beyan ortada..

FETÖ’nün 17 Aralık sonrasında ne propaganda malzemesi varsa.. Hepsi, önce Cumhuriyet’te.. Sonra da FETÖ’ye direkt bağlı olan medyada gündeme getirildi..

Suriye’deki DAEŞ’e silah yollandığı iftirası da Cumhuriyet kaynaklı..

17 Aralık’ta 80 milyar dolarlık yolsuzluk olduğu iftirasını ortaya atıp, sonra Almanya’ya kaçan FETÖ’cü savcı Celal Kara’lı röportajlar da Cumhuriyet kaynaklı..

Sonra da çıkmış diyorlar ki: “Biz gazetecilik yapıyoruz..”

Nerede terörist var ise..

Hepsine kucak açıyorlar..

Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na da..

Etmedikleri hakareti bırakmıyorlar..

Bunun adı da, “gazetecilik” oluyor..

Savcılık, bunun adının “gazetecilik olmadığı”nı söyledi işte..

Hakim de onayladı.. Cezaevine koydu..

Umarım bu dakikadan sonra olsun..

Nasihatleri dikkate alırlar..

Terör örgütleri ile aralarına mesafe koyarlar..

HDP’lilere de..

Ne nasihatler edildi, ne nasihatler..

Çözüm sürecinde.. Tüm haince iftiraları göğüsleyip, sırf kan akmasın diye, neler yapıldı neler, bu adamlar için..

Devlet; şefkatli kucağını açtı..

Sınır kapısına savcı hakim bile görevlendirdi..

“1 senede, defolun, silahlı güçlerinizi çıkartın” denildi..

1 senede çıkmadılar..

“Haydi, fiilen biraz daha uzatalım” denildi..

Anladılar mı, bu hainler?

Anlamadılar..

Sandılar ki..

Türkiye üç tane PKK’lıdan korkuyor..

Bir de..

Silaha sarılıp, asker ve polislerimizi şehit etmeye başladıklarında..

Devlet de devletliğini gösterdi..

Mücadelesine başladı..

Teröristlere destek çıkan sözde akademisyenler hemen ciyakladılar: “Barış istiyoruz.”

CNN’deki PKK’lılar havladılar: “Barış istemek suç olur mu? Dünyanın neresinde barış istemek suç olmuş!”

Nihayetinde..

PKK’lı teröristler de etkisiz hale getirildi..

Onların uzantıları, HDP’liler de tutuklandılar..

Yani, nasihatten anlamadıkları için..

“Kötek” aşamasına geçildi..

Şimdi yine ciyaklayan ciyaklayana.. Havlayan havlayana: “Demokrasilerde, halkın temsilcileri, tutuklanır mı?”

Peki sorsak bu havhavlara: “Demokrasilerde, devletin askerine kurşun sıkan teröriste ‘Şehit’ diyenlere ne yapılır?”

Samimi olarak soruyorum..

İster terör örgütü üyesi olduğunu iddia ettiği kişileri topluca infaz eden Almanya’dan örnek verin.

İsterseniz, her gün iki ya da üç sivili katleden.. Gerekçe olarak da, “Elini beline götürür gibi yaptı, tabancasına davranacak sandım” diyen.. Ama katlettiği sivilden tabanca falan çıkmadığı halde, madalyalar alıp görevine devam eden ABD polisinden örnek verin..

Batı’da askere kurşun sıkanlara.. Kurşun sıkanlara destek çıkanlara.. Ne yapılıyor, bize gösterin..

Biz de aynısını yapalım..

Tahminim o ki, bugün cezaevinde olanlar, Batı’yı taklit etmeye kalkarsak, mezarda olurlar!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti