“Sen Batman’dan dönersin ben Ankara’nın göbeğinde şehit olurum”

17 Ağustos 2017 Perşembe

Darbeci hainler Sincan’da savunma yapıyor. Yalanın bini bir para. Gazilerin ve şehitlerin acısı depreşiyor.Şehit Komiser Yardımcısı Muhsin Kiremitçi’nin babası Hüseyin Hoca’yı Seydişehir’deki tek katlı, mütevazı evinde ziyaret ettim ve oğlunun şehit oluş hikâyesini dinledim. Yıllarca Dört Yol Camii’nde imamlık yapan beyaz sakallı, nur yüzlü Hüseyin Hoca, oğlunu anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Yüreği hüzün yumağı sararken dilinden şu sözler döküldü:

“Muhsin beş evladımın üçüncüsü, 17 yıllık polisti, komiser yardımcısı olarak sadece bir gün görev yaptı. Tekirdağ, Gümüşhane, Isparta’da çalışırken devamlı Kobani, Siirt, Batman, Şırnak ve Cizre’ye gönderildi. Cizre’de 35 PKK’lı hain imha edildiğinde oradaydı. Osman Baydemir, Allah’ınızı, peygamberinizi, dininizi seviyorsanız bunları kurtarın diye yalvardığı zaman teröristleri hendeklere gömerek şehri teröristlerden temizleyen yiğitlerin arasındaydı. Beş evladımın en yumuşağı ve en itaatkârıydı. Şehit düştüğü zaman eşi hamileydi, torunum Gökçe şu anda 11 aylık, Muhsin’imin hatırası.

Geçen yıl ramazanın sonunda komiser yardımcısı olarak Ankara’ya çıktı. Bir gün komiser yardımcılığı yaptı.15 Temmuz gecesi saat 19.30’da evine dönmüş, 22.30’da tekrar göreve çağrılmış. İşini iyi yapma ve yükselme tutkusu vardı. Polis Akademisi’ni bitirdikten sonra dört yıllık işletme fakültesi okudu, komiserlik sınavını kazandı. Özel Harekât Daire Başkanlığı’nda göreve başladı. 

Bayramda buradaydı, Isparta’dan bir arkadaşı ziyarete geldi, tayini Batman’a çıkmıştı. Sohbet sırasında ona dedi ki:

- Sen Batman’dan çıkar gelirsin, ben Ankara’nın göbeğinde şehit olurum.

Bu konuşmadan 10 gün sonra şehit oldu. Demek ki Rabbim gönlüne ilham etmiş.”

Sesi titremeye başladı, iç çekti, yüzünü hüzün bulutları kapladı, gözlerim nemlendi, eliyle gözlerini kuruladı. Odada hüzün meltemi esti. Bir süre sustuk.

Sonra tekrar anlatmaya başladı: 

“O akşam Bursa’dan gelen ablam ile teyzemin kızını ziyarete gitmiştik. Saat 22.30 civarında yeğenim aradı, ‘dayı darbe var, haberin var mı’ dedi.

İnanmadım, cesaret edemezler, dedim. TRT’yi açınca darbe bildirisi okunduğunu gördüm.

Seydişehir’de mobilyacı yeğenlerim var, aradılar. ‘Dayı, darbe var, organize olalım, sokağa çıkalım’ dediler. Cumhurbaşkanımız da milleti meydanlara çağırınca bayrağı aldık, yürüdük. Eşim, kardeşim, eniştem, yeğenler… Millet sokaklara döküldü. Saat 3.30’a kadar caddelerde, Demokrasi Meydanı’nda, ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez!’ diyerek darbecilerin yüreğine korku saldık.

Meğer ihanette sınır tanımayanlar varmış. Yavrumu, 0.33’te Aslan-3 kotlu F 16’dan atılan GBU-10 bombası ile Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı binası önünde vurmuşlar. Muhsin’im oracıkta şehit olmuş. Polis Özel Harekât’a iki bomba atmışlar. İlki 23.18’de Özel Harekât Havacılık Daire Başkanlığına; 7 yiğit şehit olmuş, 5 kahraman polisimiz gazi. 

Polislerin görev dağılımı için bahçeye çıkması üzerine ikinci bombayı savurmuşlar, 44 civanımız şehit, 36 yiğidimiz gazi olmuş. Muhsin’im ikinci bombada şehit düşmüş. İçerden bir şerefsiz ihbar etmiş olmalı.

Isparta’dan bir arkadaşı bomba atılırken Muhsin’i aramış. Muhsin telefonu açmış ama cevap verememiş, o sırada arkadaşlarına emir veriyormuş, arkadaşı sesini duymuş:

‘Çelik yeleklerinizi giyin!’

- Muhsin işin yoğun, biz seni sonra ararız deyip kapatmış. 

Sabah namazına kadar sokakta protestolar yaptık. Sabah namazını kılıp yattım. Saat 8-9’a kadar uyumuşum. Sabahleyin komşunun tarlasına patates ilaçlamaya gittik. Saat 11’de ilaçlama bitti. Komşunun iki oğlu arka arkaya geldiler. Fabrikada 60’a yakın işçileri var, başlarını kaşıyacak zamanları yok. İkisi birden bana doğru gelince başımdan aşağı kaynar sular döküldü, yüreğim yandı.

- Muhsin’e bir şey mi oldu diye sordum.

- Yok bir şey, dediler.

Yarım saat sonra Bakan Yardımcısı Harun Tüfekçi çıkageldi. O gelince durumu anladım. Gözyaşlarımı tutamadım. Harun Bey bir liste gösterdi, Muhsin yaralıların içinde, dedi. 

Listeye baktım, Muhsin Kiremitçi 242 numara. İsmin karşısında soru işareti var. Gölbaşı Devlet Hastanesi’ne giriş yaptığı belirtilmiş. Oradan nereye götürüldüğü belli değil.

Çocuklar Ankara’dan aradılar.  Büyük oğlum Mehmet dedi ki:

‘Baba, burada 30-40 kişinin cesedi var, DNA testi için senin gelmen lazım.’

Apar topar yola düştük. Ankara’ya ulaştım, orada 30 kişi var. Muhsin’in Ankara’daki dostları orada. Bütün hastaneleri taradık, Muhsin yok. 

Hepsi yanmış, helyum gazı atmışlar. Yanan cesetler, paramparça vücutlar. Vücut organları kavanoz içinde getirilenler... Keçiören’deki Adli Tıp Kurumu çok kalabalıktı, âdeta mahşer yeri. Şehit yakınlarını tek tek alıyorlar. Branda çekilmiş bir kısım gösterdiler. Otopsiye girmeden önce ceset oraya geliyor. Farklı hastanelerden ceset gelmiş, birçoğunun kimliği belli değil. Et Balık Kurumu’nun soğutucu kamyonlarıyla getirilen ceset var. Brandaların içindeki cesetlere baktık. Orada çalışan akrabamız Harun Bayar var, bir özel harekât polisine Muhsin’in fotoğrafını gösterdi, aradığımızı söyledi. Muhsin’imi Zübeyde Hanım Kadın Doğum Hastanesi’nde bulduk. 

Bedeni tanınabilecek vaziyetteydi. Cesedi bulmadan önce bazı şehitlerin yanlış adreslere teslim edildiğini, bu sebeple mezarların açıldığını duyduk. DNA testi yapılmadan şehidi alıp gidersek mezarının açılması gibi bir tatsız bir olayla karşılaşabiliriz diye DNA testi yaptırdık. Adli Tıp’ta kan verdim. Kimliği DNA testi ile de belirlendi. 

Üç buçuk gün sonra ikindi vakti Muhsin’imi teslim aldım. Cenazeyi kendim yıkadım. Sol tarafında yaralar vardı. Kolundan et parçası kopmuş, sırtında yaralar var. Bedeninde incecik şarapnel parçalarının izleri. Ceset tertemiz. 

Biz paramparça bekliyorduk. Gaziantep şehitlerine baktık, paramparça bedenler gördük. Mesela bir şehit sadece bıyığından teşhis edildi. 

‘Baba, benim çocuklarımı sen eğiteceksin’ demişti. Eğitim metodumu beğeniyor da ondan söylüyor sandım. Meğer şehit olacağını hissetmiş, çocuğunun bize kalacağını ima etmiş. 

Cizre’de 75 gün operasyona katıldı, operasyon sırasında çekilmiş fotoğrafları var. Orada vurulmadı, Ankara’nın göbeğinde şehit oldu. 

Cenazesine binlerce insan katıldı, şehitlere yakışır bir şan ve şerefle ebedî âleme uğurladık.” 

Mahkemede yalan savuranlar, onların madrabazlıklarına bakıp acıyanlar, şehit yakınlarının acılarını hatırlasın da zalim ve hainlere kimse merhamet etmesin diye geriye genç bir anne ve babasını görmemiş yetim bırakan Şehit Muhsin Kiremitçi’yi yazdım. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin! 

 

  • KARTALKARTAL3 ay önce
    Tek çare, tek yol, tek adalet İDAM.