• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Canlı yayınlansın diyenler, tek satır haber yapamıyor

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Medyanın İkiyüzlü Sessizliği: Canlı Yayın Çığırtkanlığından "Dut Yemiş Bülbül" Sessizliğine! Bir dönem Türkiye’deki ana akım ve muhalif medyanın en büyük manşetlerinden biri şuydu: "Ekrem İmamoğlu duruşmaları canlı yayınlansın, halk her şeyi şeffafça görsün!" Adalet arayışını, şeffaflığı ve kamuoyunun haber alma hakkını dilinden düşürmeyenler, ekranlarda saatlerce bu talebin haklılığını savunuyor, hukukun ancak kameralar önünde tecelli edeceğini iddia ediyorlardı.Ancak bugün geldiğimiz noktada, o büyük gürültüyü koparanların yerinde yeller esiyor. Aynı medya organları ve kalemşorlar, bugün İmamoğlu’nun duruşmalarıyla ilgili tek bir satır haber yapmıyor, gelişmeleri adeta görmezden geliyor. Dün adalet meydanlarında aslan kesilenler, bugün adeta dut yemiş bülbül gibi suskunluğa gömülmüş durumda. Peki, ne değişti? Şeffaflık talebi sadece bir dönemin siyasi PR stratejisi miydi?Bu sessizliğin arkasındaki temel neden, medyanın hukuku ve davaları adaletin tecellisi için değil, tamamen siyasi bir kaldıraç ve rüzgar gülü gibi kullanma alışkanlığıdır. Duruşmaların canlı yayınlanmasını isterken amaçlanan şey gerçeklerin ortaya çıkması değil, dava süreçleri üzerinden bir mağduriyet anlatısı inşa etmek ve bu anlatıdan siyasi bir rant devşirmekti. Ancak yargı süreçleri kendi hukuki mecrasında ilerleyip, medyanın kendi yazdığı senaryolara hizmet etmeyen rasyonel bir boyuta evrilince, spot ışıkları birden söndürüldü.Haber değeri, gerçeğin kendisine değil, gerçeğin hangi siyasi odağa hizmet ettiğine göre belirlenir oldu. Kendi ideolojik mahallelerine ve siyasi figürlerine zarar verebilecek ya da en azından bekledikleri o "büyük fırtınayı" koparmayacak hukuki detaylar ortaya çıktıkça, kameralarını başka yöne çevirmeyi tercih ettiler. Çünkü biliyorlar ki, hakikatin tamamı her zaman kendi inşa ettikleri kurgusal anlatıyla uyuşmaz.Bu durum, Türk medyasındaki derin samimiyetsizliği ve "işine geldiği gibi şeffaflık" anlayışını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir davayı sadece kendi siyasi ajandanıza malzeme yapabildiğiniz sürece manşetlere taşıyıp, rüzgar tersine döndüğünde ya da heyecan bittiğinde adeta yok saymak gazetecilik ahlakıyla bağdaşmaz. Kamuoyu, dün "canlı yayın" diye bağıranların bugün neden köşe bucak kaçtığını, neden tek satır dahi yazamadığını çok iyi görmektedir. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo nettir: İlkeli bir gazetecilik duruşu değil, rüzgara göre pozisyon alan, işine gelince konuşup işine gelmeyince "dut yemiş bülbül" gibi susan bir medya illüzyonu.
  • 2 Saat Önce

Bir

Neredeler batı desdekçileri batıya şirin gözükme çabasındalar Google da habere bakarken eğer ilgimi çekti ise olmuyorda olursa diyorum hayır gelecek şey olsa yazmazlardı ya da Bana ters gelir haberleri okumam milli yerli felan İslam'a hizmet dışılar, saydığınız muhalefet paçavraları
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23