• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Arap ülkesinden Yunanistan'a Türkiye tepkisi: Hep böyleydiler her zaman daha fazlasını istediler

Arap ülkesinden Yunanistan'a Türkiye tepkisi: Hep böyleydiler her zaman daha fazlasını istediler

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Doğu Akdeniz’in Bitmeyen Paylaşım Krizi: Atina’nın Değişmeyen "Maksimalist" Refleksi ve Mavi Vatan Duvarı! Doğu Akdeniz, yüzyıllardır jeopolitik hesapların, güç savaşlarının ve paylaşım kavgalarının merkez üssü konumunda. Ancak son dönemde bu suların altındaki zenginlikler kadar, suyun üzerindeki diplomatik krizler de bölgeyi adeta bir barut fıçısına çevirmiş durumda. Bu krizlerin odağında ise her zaman tanıdık bir aktör var: Atina yönetimi. Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni’nin, "Kaddafi döneminden beri Yunanistan ile anlaşamadık; çünkü hep kendilerine düşen paydan fazlasını istediler" şeklindeki sitem dolu açıklaması, aslında Doğu Akdeniz’deki asıl düğümü ve oyun bozanı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kaddafi’den Bugüne Değişmeyen Çizgi: Her Zaman Daha Fazlası Atina’nın Doğu Akdeniz politikası, uzun yıllardır "uluslararası hukuk" maskesi altında yürütülen, ancak temelde hakkaniyet ilkelerini tamamen çiğneyen maksimalist bir yaklaşıma dayanıyor. El-Koni’den gelen itirafların da hatırlattığı üzere, bu durum ne bugünün ne de sadece yakın dönemli mutabakatların ortaya çıkardığı yeni bir gerilim. Libya, on yıllardır kendi kıta sahanlığını ve deniz yetki alanlarını korumaya çalışırken, karşısında her defasında adaların coğrafi konumunu suiistimal ederek devasa deniz alanlarına el koymaya çalışan bir Yunanistan buldu. Yunanistan; küçücük adaların, hatta Anadolu'ya sadece 2 kilometre mesafedeki Meis'in bile devasa ana karalarla eşit düzeyde kıta sahanlığına sahip olduğunu iddia ediyor. Atina bu bencil tezle, Akdeniz’e en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsetmek; geniş sahillere sahip Libya’yı ise kendi karasularından ibaret kılmak istiyor. Bu durum, diplomaside uzlaşı arayan değil, harita üzerinde sürekli "bana daha fazlasını verin" diyen kronik bir oyun bozanlığın en somut kanıtıdır. Atina’nın Genişlemeci Hırslarına Karşı Çelikten Kalkan: Mavi Vatan Ancak Atina’nın ve arkasına sığındığı Batı blokunun hesaba katmadığı, Doğu Akdeniz'deki tüm ezberleri bozan çok temel bir gelişme yaşandı: Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini. Ankara, Atina'nın bu haksız ve maksimalist yayılmacılığına karşı artık sadece diplomatik notalarla yetinmeyeceğini, denizlerdeki egemenlik haklarını çelikten bir iradeyle savunacağını Mavi Vatan ilanıyla tüm dünyaya duyurdu. Mavi Vatan; Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki ilan edilmiş veya öngörülen deniz yetki alanlarını (kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) kapsayan stratejik bir manifestodur. Türkiye bu doktrinle, Yunanistan’ın Seville Haritası gibi masa başında çizilmiş korsan haritalarla kendisini hapsetme girişimini açıkça çöpe atmıştır. Atina'nın "adalara sınırsız yetki alanı" dayatmasına karşı Türkiye; sismik araştırma ve sondaj gemilerini donanma refakatinde sahaya sürerek, Akdeniz'de fiili bir egemenlik duvarı örmüştür. Mavi Vatan, "Masada uzlaşmıyorsanız, sahada haklarımızı çiğnemenize asla izin vermeyiz" restidir. Hukuku Eğip Büken Bir Diplomasi Anlayışı ve Libya Hamlesi Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki en büyük stratejisi, uluslararası hukuku sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde savunmaktır. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni (BMDHS) dilinden düşürmeyen Atina, iş "hakkaniyet" (equity) ilkesine ve benzer coğrafyalardaki mahkeme kararlarına geldiğinde adeta kulaklarını tıkıyor. Uluslararası adalet divanlarının geçmişte adaların deniz yetki alanlarını kısıtlayan ya da tamamen yok sayan onlarca kararı bulunmasına rağmen, Yunanistan Türkiye ve Libya’nın haklarını gasp etmeye yelteniyor. İşte Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Zaptı, tam da bu Mavi Vatan vizyonunun sahaya yansıyan en büyük diplomatik zaferi oldu. Bu anlaşma, Atina’nın oyun bozanlığına ve tek taraflı dayatmalara karşı Akdeniz'in ortasına çekilmiş hukuki bir set oldu. Atina’nın bu anlaşma karşısında adeta çılgına dönmesi ve Avrupa Birliği’ni arkasına alarak feryat etmesi, hakkının çiğnenmesinden değil; yıllardır sinsice yürüttüğü "Akdeniz’i tek başına kapatma" planının Mavi Vatan duvarına çarparak paramparça olmasından kaynaklanıyor. Bölgesel Barışın Önündeki En Büyük Engel Musa el-Koni’nin sözleri, Akdeniz’de sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki diğer aktörlerin de Yunan bencil siyasetinden ne kadar bunaldığının açık bir itirafıdır. Atina, uzlaşmaz tavrıyla sadece Libya ile değil, bölgedeki kalıcı barış umutlarıyla da kumar oynuyor. Kendi hırsları uğruna Doğu Akdeniz’i bir gerilim hattına çeviren, üçüncü ülkeleri ve askeri ittifaktaki ortaklarını bölgeye davet ederek adeta bir vekalet savaşı zemini hazırlayan Yunanistan, artık bölge ülkeleri nezdinde güvenilmez bir müzakere ortağı konumuna gerilemiştir. Sonuç olarak; Akdeniz’de sular durulacaksa bu, Atina’nın dayatmalarıyla değil, Libya ve Türkiye gibi ülkelerin masaya koyduğu ve sahada kararlılıkla savunduğu "hakkaniyetli paylaşım" vizyonuyla mümkün olacaktır. Atina yönetimi, geçmişten ders almalı ve her zaman daha fazlasını isteyerek oyun bozanlık yapmanın, günün sonunda kendisini Akdeniz’de yapayalnız ve Mavi Vatan haritasının dışına itilmiş bir pozisyonda bırakacağını artık idrak etmelidir.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23