• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Sosyal medyada yeni dönem! 15 yaşından küçüklere kapı kapanıyor

Sosyal medyada yeni dönem! 15 yaşından küçüklere kapı kapanıyor

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Mehmet

İnternet cafeler de 15 yaş altı çocuklar dolu okulu kaytarıp eğitimini aksatıp kızlar dahil uyuşturucu batağına saplanıyorlar Anne babalar çocuklarını takip etsin .güvenlik 24 saat çocuk takip edemez terbiye veremez Bunun haricinde eğlence mekanları da tehlikeli olmasa bu ünlü dediğimiz insanlar bu hale gelmez Çocuklarımızı kurtarmak geleceğimizi inşa etmek demektir
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Dijital Yasaklar ve Ötesi: Sosyal Medyada Sınır Çizmek Çözüm mü, Yoksa Bilinçlenmek mi Gerek? Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte Türkiye’de 15 yaş altı çocuklara sosyal medya kullanımı tamamen yasaklandı ve 15-18 yaş arası için de ciddi kısıtlamalar getirildi. Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından hazırlanan bu düzenleme, e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması gibi teknik bariyerlerle çocukları dijital dünyanın dehlizlerinden korumayı amaçlıyor. İlk bakışta niyetin ne kadar iyi olduğu ve çocukların korunması gerektiği su götürmez bir gerçek olsa da, bu tür köklü yasakların pratik dünyada ne kadar uygulanabilir olduğu büyük bir soru işaretidir. Sanal dünyanın akışkan yapısı, VPN'lerden tutun da ebeveynlerin ya da başkalarının kimlik bilgilerini kullanarak hesap açma yöntemlerine kadar her zaman bir açık kapı bulmaya müsaittir. Bu durum, sadece bir yasak koyarak ekranların ardındaki dünyayı tamamen kontrol edemeyeceğimizi, hukuki ve teknik engellerin tek başına yeterli olamayacağını bizlere tekrar hatırlatıyor. Meselenin asıl can alıcı noktası ise yasağın mantığından ziyade, dijital çağın getirdiği zararların sadece çocuklarla sınırlı kalmamasıdır. Sosyal medyanın kontrolsüz tüketimi, algoritmaların bağımlılık yapıcı tuzakları, bilgi kirliliği ve odaklanma sorunları sadece 15 yaş altındaki bir çocuğun değil, 40 yaşındaki bir yetişkinin ya da 70 yaşındaki bir yaşlının da hayatını derinden sarsıyor. Eğer ortada ruh sağlığına, toplumsal ilişkilere ve bireysel gelişime zarar veren bir yapı varsa, bu zararın genci yaşlısı olmaz; dijital dünyanın tehlikeleri tüm insanlığı kuşatmış durumdadir. Yaşlı bir insanın sahte bir habere inanıp manipüle olması ile bir çocuğun zararlı akımlara kapılması özünde aynı kontrolsüz dijital ekosistemin birer sonucudur. Dolayısıyla sorunu sadece belirli bir yaş grubunu dışarıda bırakarak çözmeye çalışmak, bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle mücadele etmeye benzer. Bu noktada çözüm, bireyleri hayatın gerçeği haline gelmiş bir mecradan tamamen soyutlamak değil, onları dijital dünya karşısında bilinçli ve dirençli hale getirmektir. Yasaklamak yerine, erken yaşlardan itibaren okulda ve ailede dijital okuryazarlık eğitimleri vermek, bireylere algoritmaların nasıl çalıştığını, verilerinin nasıl işlendiğini ve ekran süresini nasıl yöneteceklerini öğretmek çok daha kalıcı bir yoldur. Gençliği ve aslında toplumun tüm kesimlerini bilinçlendirmek, onlara birer dijital irade kazandırır. Kendi otokontrolünü sağlayabilen, neyi ne kadar tükettiğinin farkında olan bir nesil, e-Devlet kapısındaki dijital kilitlerden çok daha güvenli bir koruma kalkanına sahip olacaktır. Sonuç olarak, devletlerin attığı bu korumacı adımlar kıymetli birer uyarı niteliği taşısa da, asıl devrim zihinlerde yapılacak olan bilinçlenme hamlesidir; çünkü duvarlar ne kadar yüksek olursa olsun, dijital çağda o duvarları aşacak bir yol her zaman bulunacaktır. Günün sonunda, dijital dünyayı kalın duvarlarla ve hukuki kilitlerle bölmeye çalışmak yerine, o dünyanın içinde savrulmadan yürümeyi öğrenmek ve öğretmek zorundayız. Gerçek koruma, çocukların ya da yetişkinlerin önüne koyulan engellerle değil; neye, neden ve nasıl baktığını bilen özgür bir irade inşa etmekle mümkündür. Sosyal medyanın kontrolsüz akıntısına karşı en güçlü bent, e-Devlet doğrulamaları değil, toplumsal olarak kuşanacağımız dijital bilinçtir. Unutmayalım ki teknoloji, onu yasaklayanların sınırlarında değil, onu doğru yönetebilenlerin zihinlerinde evrilir; bu yüzden yasakların geçici gölgesine sığınmak yerine, bilincin kalıcı ışığını büyütmeli ve dijital çağı korkuyla değil, farkındalıkla göğüslemeliyiz.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23