• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

ABD ve Çin anlaştı: İran'a izin yok!

ABD ve Çin anlaştı: İran'a izin yok!

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Macır

Bazı noktalarda iki süper güç İrana birden yüklenecek Ama iran cine yakıt konusunda eziyet edebilir
  • 1 Saat Önce

Yakup

Dünya ile oynayan iki zalim. Bunlardan hayır çıkar mı?
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Büyük Güçlerin Pragmatizm Kıskacı: ABD-Çin Uzlaşısı ve İran DenklemiÇin Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan ve Devlet Başkanı Şi Cinping’in Washington ziyareti sonrası netleşen 8 maddelik uzlaşı metni, küresel siyasetin vitrininde "İran’a nükleer geçit yok" ve "uluslararası su yollarında seyrüsefer serbestisi" başlıklarıyla servis edilmektedir. İlk bakışta küresel güvenliği tesis etmeye yönelik diplomatik bir başarı gibi sunulan bu hamle, uluslararası ilişkilerin "realist" (gerçekçi) teorisi ışığında incelendiğinde, tamamen farklı bir amaca hizmet etmektedir. Karşımızdaki tablo, küresel bir sorunun çözümünden ziyade, iki süper gücün kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını koruma altına alma ve aralarındaki didişmeden minimum zararla sıyrılma çabasından ibarettir.Uluslararası sistemde kalıcı dostluklar veya ideolojik sadakatler değil, yalnızca kalıcı menfaatler mevcuttur. Çin açısından İran; Kuşak ve Yol Projesi’nin stratejik bir durağı ve önemli bir enerji tedarikçisidir. Ancak Çin ekonomisinin can damarı, ABD ve Avrupa Birliği ile olan devasa ticaret hacmine göbekten bağlıdır. Pekin yönetimi, Washington ile yaşayacağı doğrudan bir askeri gerilimin ya da kontrolsüz bir ekonomik savaşın kendi iç istikrarını sarsacağını çok iyi bilmektedir. Bu nedenle Şi Cinping’in ABD vizyonunun temel motivasyonu, Washington’a açıkça şu mesajı iletmektir: "Aranızdaki bölgesel krizlerde ne yaparsanız yapın, ancak benim küresel ticaret ağlarıma ve ekonomik menfaatlerime takoz olmayın." Nitekim uzlaşı metnindeki tarife indirimleri ve ticaret ateşkesinin uzatılması, bu pragmatik yaklaşımın en somut kanıtıdır.Bu noktada akıllara gelen en kritik soru şudur: Madem bu iki dev güç ortak bir zeminde buluşabiliyor, neden İran üzerindeki baskıyı kesin bir sonuca ulaştırıp bu kronik krizi tamamen bitirmiyorlar? Buradaki açmaz, büyük güçlerin krizleri "çözmek" yerine "yönetmeyi" tercih etmesinden kaynaklanmaktadır. İran’ın tamamen çökertilmesi veya kontrolsüz bir kaosa sürüklenmesi, Hürmüz Boğazı gibi küresel enerji hatlarının felç olmasına ve Orta Doğu’da öngörülemez bir istikrarsızlığa yol açar. Bu senaryo, petrol ihtiyacının büyük kısmını bu bölgeden karşılayan Çin için kabul edilemez bir kabustur. Diğer taraftan Çin, İran üzerindeki diplomatik ve ekonomik nüfuzunu, Batı dünyasına karşı masada bir pazarlık kartı olarak elinde tutmak ister. Dolayısıyla, krizin tamamen sonlandırılması her iki tarafın da işine gelmemektedir.Sonuç olarak, açıklanan 8 maddelik mutabakatın satır araları okunduğunda, İran’ın nükleer programına getirilen vurgunun küresel bir barış idealinden ziyade, tarafların kendi kırmızı çizgilerini koruma altına alma stratejisi olduğu görülmektedir. Ortada küresel bir sorunun çözümü değil, iki süper gücün küresel pasta payını paylaşırken birbirlerinin ayaklarına basmama kontratı vardır. Geriye kalan tüm diplomatik söylemler ve barışçıl açıklamalar ise bu sert realist iş birliğini örtbas etmeye yarayan birer "lafügüzaf"tan ibarettir.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23