• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Gıdalarda kitleleri zehirleyen tehlike!

Gıdalarda kitleleri zehirleyen tehlike!

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ali

Salam sosis sucuk bunlardan Uzak durmak doğru ola İçinde Emin olmadığımız etler olabiliyor Gerçek 59 yıl aynı hep tek tırnak çıkıp duruyor devlet ceza yazıp gidiyor Bitmiyor kapatılması gerekir ve mal varlığı Yok edilmeli o zaman belki düzen bulur.
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Tabaktaki Gizli Tehdit: Çocuklarımızın Geleceğiyle Oynayan KokularSon yıllarda mutfaklarımıza, çocukların cips paketlerine, kahvaltı sofralarındaki peynirlere ve soslara sinsice sızan bir tehlike var: Yapay aroma vericiler. Özellikle "barbekü", "füme" ya da "isli" adıyla pazarlanan gıdalarda kullanılan tütsü aroma vericileri, son dönemde dünya gıda otoritelerinin en sert kayaları çarptığı bir mesele haline geldi. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), yaptığı derinlemesine bilimsel araştırmalarda bu aromaların genotoksisite riski taşıdığını açıkladı. Türkçe mealiyle; hücrelerimizin yapı taşı olan, bizi biz yapan DNA’mıza doğrudan zarar verme potansiyeli var.Bir maddenin genotoksik olması demek, onun güvenli bir alt limitinin olmaması demektir. "Azıcık yesin, bir şey olmaz" diyebileceğimiz bir lüksümüz yok. Küçücük bir miktar bile, hücre düzeyinde geri dönülemez hasarlara, kalıtsal hastalıklara ve kanser riskine kapı aralayabiliyor. Nitekim Avrupa Birliği, 1 Temmuz 2026 itibarıyla bu aromaları içeren atıştırmalık ve sosların satışını tamamen bitirdi. Türkiye’de de Tarım ve Orman Bakanlığı benzer bir takvimi devreye aldı; 1 Ekim 2026'da ithalat ve piyasaya arz yasakları başlıyor, 1 Ocak 2027 itibarıyla ise üretim tamamen durdurulacak. Et ve peynir gibi daha geleneksel ürün gruplarında ise süreç kademeli olarak 2028'e kadar tamamlanacak.Gelelim meselenin diğer hayati boyutuna... Sadece tütsü aromaları mı? Hayır. Gazlı, şekerli, fosforik asit yüklü içecekler de yıllardır yeni nesillerin sağlığını kemiriyor. Sağlık bürokrasisinde yer almak isteyen vizyoner hekimlerin ve profesörlerin en büyük dertlerinden biri de tam olarak bu: Coca-Cola, Pepsi gibi küresel markaların ve endüstriyel abur cuburların genç nesiller üzerindeki kalıcı tahribatı. Bu içeceklerin sadece obezite ya da diyabet yapmadığı, içerdikleri kimyasal kokteyller ve yoğun asit seviyeleriyle hücresel yaşlanmayı hızlandırdığı, epigenetik mekanizmaları (genlerin çalışma şeklini) bozduğu artık sır değil. Bir profesörün "Bu koltukta oturmayı sırf bu küresel zehirlerin yeni nesillerin genetiğine verdiği zararı engellemek için istiyorum" demesi, fildişi kuleden bir feryat değil, laboratuvardan yükselen bir çığlıktır.Biz ebeveynler olarak çocukların bu renkli, cazip ama içi zehir dolu paketlere ulaşmasını engellemekte zorlanıyoruz. Reklamlar, arkadaş çevresi ve bağımlılık yapıcı endüstriyel tatlar çocukları içine çekiyor. Ancak devlet eliyle atılan bu yasaklama adımları, bize en büyük kalkanı sağlıyor. Şimdi görev bizde: Market raflarında sadece "isli" veya "füme" yazılarına aldanmamalı, ambalajın arkasını çevirip "tütsü aroma vericisi" ibaresini aramalıyız.Unutmayalım ki, ağzımıza giden tadın lezzetli olması, onun hücresel düzeyde güvenli olduğu anlamına gelmez. Çocuklarımızın DNA'sını, yani yarınlarını korumak, bugünkü etiket okuma alışkanlığımızdan ve küresel tat endüstrisine karşı duruşumuzdan geçiyor.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23