• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Bediüzzaman dönemin cumhurbaşkanına 'Namaz kılıyor musun?' diye sordu: Bakın ne cevap aldı

Bediüzzaman dönemin cumhurbaşkanına 'Namaz kılıyor musun?' diye sordu: Bakın ne cevap aldı

10 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

vatandaş

Üstat, Ankara'da esen rüzgârın karşısında durulamayacağını anlayıp Van'da inzivaya çekilmiş. Sonraki süreçte sevk-i ilahi ile Batı Anadolu hayatı başlamış; hayatını iman ve Kur'an hizmetine adamıştır. İmanlı bir nesil yetiştirme davasına ömrünü vakfeden üstat, Ankara'dan esen iman karşıtı rüzgâra karşı bu şekilde mücadele vermeye çalışmıştır.
  • 2 Ay Önce

Musaa

Ona ne omu tutuyor defteri
  • 2 Ay Önce

Öğretmen

Bediüzzaman hazretleri ile ilgili daha çok haber bekleriz akitten.
  • 2 Ay Önce

Ahmet hoca

Masonluk derecesini sorsaymiş daha net cevap alırdı Üstad.
  • 2 Ay Önce

Erçelik

Aynen. Taşı gediğine langırt diye koymuşsun. Helal sana Ahmet kardeş.

Muhammed Genç

Üstad'a rehmetüllah... Bayar da " hesapta " cevaplasın. Ölüm ne de güzelmiş...
  • 2 Ay Önce

Erçelik

'Kul', klasik hurda cehepe zihniyeti refleksini geri tutamamış...

Kul

Kişinin namazı sadece Allah a dır.kimseyi ilgilendirmez

dae

O kadronun namazla niyazla ne işi olabilir Batıya nasıl daha çok yaranırızı düşünmekten başka.
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Bediüzzaman Said Nursi ve Celal Bayar arasındaki bu kısa diyalog, genelde sadece dini bir tavsiye olarak okunur. Ancak o dönemin siyasi şartlarına daha derinden baktığımızda, bu soru aslında yeni kurulan devletin yönü hakkında yapılmış çok büyük bir yoklamadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin dini ve kültürel kimliği yeniden şekilleniyordu. Said Nursi, Ankara'daki meclis ortamında devletin kurucu kadrolarının inanç dünyasını ve topluma nasıl bir örnek olacağını doğrudan anlamak istiyordu. Celal Bayar gibi ekonomiyi ve devleti yöneten çok önemli bir figüre bu soruyu sormak, aslında gelecekteki devlet düzeninde İslam'ın ve ibadetin yerini sorgulamaktı. Celal Bayar'ın verdiği "İnşaallah kılarız efendim" cevabı ise Türk siyasetindeki "idare-i maslahat" yani durumu idare etme sanatının ilk ve en net örneklerinden biridir. Bayar, hem Bediüzzaman’ın manevi gücünü ve halk üzerindeki etkisini kırmayacak saygılı bir dil seçmiş hem de kişisel hayatına dair kesin bir söz vermekten kaçınmıştır. Bu cevap, sonraki yıllarda Türk merkez sağ siyasetinin dindarlarla kuracağı o dengeli ve mesafeli ilişkinin adeta ilk şifresidir. Ne tamamen reddeden ne de tamamen teslim olan bu bürokratik dil, devlet ile din arasındaki ince çizginin erken bir habercisi olmuştur. Madalyonun diğer yüzünde ise bu görüşme, Cumhuriyet elitleri ile dindar alimler arasındaki derin bir iletişim kopukluğunu da aydınlatır. Ankara'daki yeni yönetim modernleşmeyi şekilsel ve batılı bir tarzda kurmaya çalışırken, Said Nursi modernleşmenin ancak sağlam bir ahlak ve inanç temeliyle ayakta kalabileceğini savunuyordu. "Namaz kılıyor musun?" sorusu, batılılaşma rüzgarlarının estiği bir dönemde, kökleri ve kimliği unutmamak adına yapılmış tarihi bir kalkandır. Bu iki farklı dünya görüşünün meclis çatısı altındaki o anlık çarpışması, Türkiye’nin bugün bile hala tartıştığı din-devlet dengesinin en yalın ve en çarpıcı özetidir.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23