Kiros’un gölgesinde İran’da rejim değişikliği ve Türkiye detayı…
Kiros’un gölgesinde İran’da rejim değişikliği ve Türkiye detayı…
YÜCEL KAYA
Ortadoğu’da savaş artık sadece silahlarla değil, tarihle, mitlerle ve sembollerle de yapılıyor.
İran’la arasında yıllardır süren düşmanlıkta, İsrail’in son dönemde dikkat çekici biçimde öne çıkardığı bir isim var: Pers Kralı Büyük Kiros (Cyrus the Great). Bu isim yalnızca antik bir hükümdar değil; modern bir propagandanın taşıyıcısı, hatta rejim değişikliği çağrılarının tarihsel arka planı hâline getirildi.
Tarihte bir “Yahudi kurtarıcı”: Kiros
M.Ö. 6. yüzyılda hüküm süren Büyük Kiros, Babil’i fethettiğinde Yahudileri esaretten kurtardı ve Kudüs’e dönmelerine izin verdi. Bu olay, Yahudilik tarihinde o kadar merkezi bir yere sahiptir ki, Tevrat’ın Yeşaya Kitabı’nda Tanrı Kiros’a “meshedilmişim” (mesihim) diye hitap eder.
İsrail için Kiros, Yahudilere iyilik eden, Kudüs’ü yeniden inşa etmelerine öncülük eden “ideal bir hükümdar” olarak konumlandırılır. Ancak bu figürün İsrail tarafından yeniden ısıtılıp gündeme getirilmesi tesadüf değildir.
Tarihî figürle mesaj verme: Rejimi değil halkı hedef alma
İsrail ve Batı, İran’daki mevcut rejimi yıkmak için çeşitli yollar denedi. Ancak askeri müdahale, ekonomik ambargo ve siber saldırılar bir yere kadar etkili oldu. Bugün yürütülen yeni strateji füzeler üzerinden sürdürülse bile arka planda İran halkının tarihsel aidiyetini kullanarak rejimi gayrileştirmek.
Kiros bu noktada öne çıkarılıyor. Mesaj açık:
“Sizin atalarınız Yahudilere özgürlük vermişti. Bugünkü rejimse Yahudilere düşman. Gerçek İran bu rejim değildir.”
Bu propaganda, İran’daki bazı muhalif gruplar ve Batı'da yaşayan sürgünler tarafından da benimsendi. İran halkına “Pers köklerinize dönün, mollalardan kurtulun” denilerek, Kiros bir özgürlük ikonu gibi pazarlanıyor.
Kiros üzerinden Siyonist anlatının meşrulaştırılması
İsrail’in Kiros’a sarılması sadece İran’a yönelik değildir. Aynı zamanda, İsrail’in varlığını “tarihî ve kutsal bir devamlılık” olarak göstermeye çalışır. Kiros’un Yahudileri Kudüs’e döndürmesi, bugünkü İsrail’in kuruluşuna zemin hazırlayan bir “ilahi müdahale” gibi sunulur.
“Geçmişte Tanrı Kiros’u kullandı, bugün de İsrail’i kullanıyor” şeklindeki anlatımlar, Siyonist mitolojiyi güçlendirmeye yöneliktir.
Nükleer Silah Çelişkisi: İsrail’de Var, İran’da Olmasın!
Tüm bu tarihî göndermelerin gölgesinde asıl stratejik mesele unutulmamalıdır: Nükleer denge.
Bugün İsrail, resmî olarak hiçbir antlaşmaya taraf olmadan, yüzlerce nükleer başlığa sahiptir. Ama İran, henüz nükleer silaha sahip değilken bile “bölgeyi tehdit ettiği” gerekçesiyle sürekli hedef gösterilmektedir.
Soru nettir:
“Eğer bölgede nükleer silah istenmiyorsa, neden önce İsrail’in silahsızlandırılması konuşulmuyor? Nükleer silah kimde olursa olsun tehdit değil midir?”
İsrail’in bu çelişkili tutumu, aslında derin niyetini ele verir: Barış değil, tekel.
Gücü yalnızca kendisinde tutmak isteyen İsrail, diğer halklara bırakın nükleer başlığı, tarihini bile hatırlatmak istemiyor. Kiros sadece seçilmiş bir hatıra, kullanılabilir bir geçmiş kırıntısı.
Kiros'un gölgesinde kimin niyeti parlıyor?
Bugün İran’a özgürlük vaad edenler, geçmişte Irak’ı da “demokrasi getirmek” bahanesiyle yakmışlardı. Bugün Kiros’u yüceltenler, Filistin’in çocuklarını yok sayanlardır. Bugün rejim değişikliği isteyenler, kendi ellerinde nükleer kıyamet tuşunu saklamaktadır.
İsrail'in “Kiros propagandası” bir barış çağrısı değil, bir psikolojik harekât silahıdır.
Tarihle vurulan gelecek
Kiros’un ismiyle yapılan her çağrı, aslında bugünkü İran halkına değil; Başta Türkiye olmak üzere tüm bölgeye verilen bir mesajdır:
“Ya bizimle olursunuz ya da tarihinizi bile size karşı kullanırız.”
Ama unuttukları bir şey var:
Tarih sadece kazananların değil, direnenlerin de hafızasıdır.
Ve o hafıza, Kiros’un gölgesinden değil; adaletin aydınlığından yürür.