THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Dürüstlüğümüzü ve çevreyi kaybettik!

10 Eylül 2018 Pazartesi

Fransız müellif Dr. Brayer 1830’ların İstanbul’unu şöyle anlatıyor: 

“Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık vak’ası görülür.” 

Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: 

“Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.” 

Şimdikinin aksine, eski İstanbul sokakları genel olarak sakindi…

Her yer güven içindeydi…

Herkes günün her saatinde istediği yere hiçbir endişe duymadan gidebilirdi. 

Osmanlı insanı hırsızlık, gasp, kapkaç nedir bilmezdi. İstanbul’daki gasp, kapkaç, hırsızlık, soygun olaylarını gazetelerde okudukça eski halimizi nasıl da özlüyorum bilemezsiniz.

“Bu muazzam payitahtta” diyor Fransız tarihçi M. A. Ubicini, “dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vak’aları olmadan gün geçmez.” 

Kısacası Osmanlı insanı hırsızlık, soygun, kapkaç gibi suçları bilmezdi. Bu tür vakalara senede sadece birkaç kez rastlanırdı. 

1700’lerde İstanbul’a gelen Fransız müellif Motray, anılarında şunları yazıyor: 

“Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu´ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir.” 

Fransız müellif Dr. Brayer de 1830’ların İstanbul’unu şöyle anlatıyor: 

“Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık vak’ası görülür.” 

Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: 

“Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.” 

***

Çevreyi kirletmek bir Avrupalı alışkanlığıydı. Osmanlı insanı, “kul hakkı” sayıldığı için yerlere çöp atmaz, ortamı kirletmezdi… 

Hatta “Ağaçlar zikreder” düşüncesiyle, ağaçları yeşertmeye çalışırlardı. Mesela kurak günlerde ücretle adam tutup sokaktaki ulu çınarları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yaparlardı. 

Osmanlı insanı asla yere tükürmezdi. Bazı Batılı gözlemciler, sırf yere tükürmedikleri için atalarımızı eleştirmişti: 

“Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür.” (Comte de Marsigil). 

Osmanlı insanının üstün bir ahlâk anlayışı vardı. “Türkiye Seyahatnâmesi”yle meşhur Du Loir 1650’lerde şunları yazıyor: 

“Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.” Bugünümüz için de bunları söylemek mümkün mü? 

Sadece insanlara değil, hayvanlara bile saygılı bir toplumsal yapıdan geliyoruz. Bunun da şahidi Elisee Recus’tur. 1880’lerdeki durumumuzu anlatıyor: 

“Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... 

“Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir.” 

 

YORUM YAZ

  • Tarih tekerrür etmediTarih tekerrür etmedi10 gün önce
    Bizede tarihle avunmak düştü
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer11 gün önce
    Kaleminize..sağlık..Ağabey.
  • yılmaz karayılmaz kara11 gün önce
    o zaman allahın hükümleri hakimdi. şimdi şirk düzenin kanunları hakim.
  • ORHAN İNANORHAN İNAN11 gün önce
    NE GÜZEL ŞEYLER YAZIYORSUNUZ.İNSAN ATALARINA GIPTA İLE BAKIYOR VE BU GÜZELLİKLERİ YAŞAYAN VE YAŞATAN İNSANLARIN EDEP VE AHLAK İLE İLGİLİ VASIFLARINA HAYRAN KALIYOR.İNŞAALLAH TEZ ZAMANDA AYNI RUH GÜZELLİĞİNE TOPLUM OLARAK KAVUŞURUZ.ELLERİNİZE SAĞLIK.
  • engineerengineer11 gün önce
    sn kadri, suriye,mısır, iran, afganistan gibi ülkelerin bazılarında nüfusun %20 sine varan oranlarda hırıistiyan var, hıristiyan hıristiyan ülkeye göç eder, müslüman etmez, eğer ediyorsa müslümanlığında sorun var demektir, diyelim size almanyayı verseler, memlektiniz köyünüz varsayalım ki yozgatın yerköy köyünü bütün alamnyaya değişirmisiniz?selam ve dua ile.
  • ahmetahmet11 gün önce
    hollanda da içilen uyuşturucu kadarı türkiyede yasak olarak içiliyor.. hollandanın suç oranları ile türkiyenin suç oranlarını karşılaştırırsak kimin tefessüh etmiş olduğu ortaya çıkar.. osmanlıyı ya da diğer ülkeleri değerlendirirkenen gelişmiş şehirlerine göre değil en geri kalmış bölgelerine göre değerlendirmek lazım..
  • Arap kadriArap kadri11 gün önce
    EVET O YUZDEN AFGANISTAN SURIYEDEN IRAKTAN KACAN INSANLAR BENIM SAYDIGIM BU ULKELERE GOC EDIP OLUMUNE BURALARA KACIYOR.BEN HIC ARABISTANA LIBYAYA IRANA KACAN MUSLUMAN GORMEDIM! TABIKI 4×4 LUK MUTLULUK VE GUZELLIK OLMAZ.BIRAZDA BIZ MUSLUMANLAR SORGULAMALIYIZ KENDIMIZI
  • engineerengineer11 gün önce
    sn kadri bey hollandada her köşedeki pembe kulübeleride yazınız, ayrıca kırmızı noktalı sokakları unutmayınız,isteyen her ferdin kanuni uyuşturucu hakkının olduğunu, hollanda ve batı da toplumların tefessüh etmiş olduğunu ve belhüm adal olduğunu eklemeliyiz değilmi efendim
  • Uğur KartalUğur Kartal11 gün önce
    Biz dini bu hale getirdik,dinde bizi bu hale getirdi.Mehmet Akif Ersoy.
  • engineerengineer11 gün önce
    özlenen hayat, Osmanlı devrindeki şehir hayatı veya saray hayatı, kimse Osmanlı döneminde bir köylü, bir çiftçi olmayı özlemiyor, Osmanlıcılara bir bakın ya bey olmak istiyorlar ya efendi, özlenen budur, perperişan kalan köylü çiftçi ise kurtuluş harbini kazma kürekle yapıyor, tıpkı 15 temmuz destanı gibi, yine gariban göğsünü siper ediyor bu hayasızca akına değilmi efendim?
  • Arap kadriArap kadri11 gün önce
    NUFUSUNUN BUYUK COGUNLUGU ATEIST YADA HRISTIYAN OLAN HOLLANDA ISKANDINAV ULKELERI VE KUZEY AVRUPADA MAHKUM KITLIGINDAN SUC ORANI AZ OLDUGUNDAN CEZAEVLERI BIR BIR KAPANIYOR.YERE COP ATAN YOK SESSIZLIK SAKINLIK HAKIM TRAFIKTE KAVGA YOK OFKE YOK ARAZI KAVGASI YOK.AYNISI BIZIM KIYI EGE TRAKYADA AKDENIZIN BAZI YERLERINDEDE GECERLI.ZATEN TURKIYE HARITASINA BAKINCA KACAK ELEKTRIK EN COK NERDE KULLANILIYOR GORURSUNUZ.
  • fahrifahri11 gün önce
    Din terk edildi, tesettür unutuldu, faiz herkesin cebine girdi, dini nikah, mehir nedir bilinmez oldu, helal haram demeden mideye iniyor, bunlar terk olunca bunca günah yükü insanlık bırakır mı? Müslümanın faiz kurumunun kartıyla ne işi var? Bunlara borçlu olmayan kaç kişi var? Firmalar %25-%75 arası banka kredisi ile dönüyor....Ben de özlüyorum sayın Yavuz ağabeyim ama yüzümüz yok, hakkımız da yok o günlere çok uzağız...