Savurmayalım, savrulmayalım!
Kemalist ideoloji ve kadrolar, o izi sürenler ve siyasi temsilciler, istismarcı ve takiyyeciler, kendi kutsalını bilmeyip paganizmin sahte kutsalına sığınanlar, sanal dünyada yaşayanlarla iç içe yaşıyoruz. Tahammül edilecek gibi değil. Entelektüel seviyeli, kaliteli, peşin hükümden uzak, ilmî gerçekler ışığında ‘örnek bir tartışma’ya davet ediyorum. Tabi bu çağrım: Tek adamcılıktan ve “tek adam”ları ilahlaştırmaktan uzak olma kayd u şartıyla…
“Mustafa Kemal her ne yaptıysa harikadır, mükemmeldir, eşi benzeri bulunmaz iyiliktir ve hiçbir surette tartışmaya açılamaz” gibi fanatik bir saplantıdan kurtulmadan olmaz. Bunu bir devlet politikası olarak yerleştiren zihniyetle de ‘hak ve hakikatin ortaya çıkması’nı sağlayacak bir tartışma yapılmalıdır. Kendi medeniyetimizden de insanımızı haberdar edelim. Hak ve hakikatin ortaya çıkmasını sağlayalım. Batı uşaklığından kurtulalım.
Dindar, muhafazakâr olanlar; bulundukları yeri, zemini ve zamanı iyi bilmeli/tanımalı.
15 Temmuz’u bize yaşatanlarla beraber olanları, milletin/ümmetin/insanlığın tek ümidi, devletimizi yıkma planlarını yapanlarla beraber hareket etmelerini nereye koyacağız?
İstanbul işgal altındayken camilerimiz kapatıldı mı? Harf inkılabını batasıca batı yapmadı. Fethin sembolü Ayasofya’yı camilikten çıkarıp müzeye çeviren Batı değildir. Peygamberlerin bile (güya) yapamadıklarını Mustafa Kemal’in yaptığını söylemek, mucizeyi gerçekleştirdiğini, her yaptığının mucize olduğunu yazabilmek putperestlik değilse nedir? (Uğur Dündar, Emin Çölaşan, Sözcü’nün benzeri M. Kemal’i ilahlaştıran yazarları)
Mucizenin sadece Peygamberlere ait olduğunu bilemeyen bu adamlar bir de entel dantel takılmıyorlar mı?
Bu bilgisizliğe düşenlere sadece ‘yazıklar olsun!’ demek düşer. Bilhassa itikadi (inanç) hususlara azami dikkat edilmesi gerekirken cehalet dönemindekilerin durumuna düşülmüyor mu?
Mustafa Kemal hiç mi hata yapmadı? Her şeyi O’na borçlu değiliz. “Rabbim Sen bu içimizdeki kâfirler ve gafiller sebebiyle bizleri helak eyleme!”
Senelerce siyasetin içinde milletvekilliğinden, adalet bakanlığına ve meclis başkanlığına kadar görev yapmış Cemil Çiçek utanmadan sıkılmadan nasıl hemen her gün iktidar ve ‘Tayyip Düşmanlığı’nın sözcülüğünü yapan Sözcü’nün rezili ile röportaj yapar?
İstikameti olmayan Bülent Arınç’a ne demeli? Yeni Şafak’tan ayrılıp Ak Parti karşıtı yayın yapan Karar’da karar kılan Mustafa Karaalioğlu’ndan Yusuf Ziya Cömert’lere, diğer yazar geçinenlere kadar. ‘Bu ülke hâlâ ayaktaysa Atatürk’ün attığı sağlam temeller sayesindedir’ diyen Ali Babacan’ı nereye koyacaksınız?
Solcular, CHP’liler, HDP’liler kadar olamıyorsunuz. Davaları, savundukları, sahip çıktıkları bâtıl bile olsa sahip çıkıyorlar. Ahmet Davutoğlu güya ilim ve fikir adamlığı vardı. İnsaf, dürüstlük, sadakat, vefa duygularına ne oldu? Söz verip sözünde durmayışı ayrı bir bahis.
Ya diğer siyasi Temel Karamollaoğlu, özgürlük adı altında terörist katliamlar yapan, cani, yüzlerce insanımızı öldürten PKK’nın siyasi temsilcisi HDP ve onun hapisteki adamına özgürlük istemek, partilerinin kapatılmaması için gayret göstermek siz dindar geçinenlere yakışıyor mu?
Ya sen Taha Akyol, Tercüman Gazetesi’nin genel müdürlüğünden 80 ihtilalinden MHP’nin merhum Türkeş’in savunmasını yapan Taha Akyol’un bugün durduğu yere bakın, yazdıklarına, savunduklarına…
Ya sen Ahmet Taşgetiren. Erkam Radyo’da senelerce dindarlara program yapan, Altınoluk Dergisi’nde yazı işleri müdürlüğünde bulunan, Yeni Şafak’ta senelerce makaleler yazan inançlı yazar… Şimdi Karar’da mı olmalıydın?
Anadolu’daki “Allah bizi şaşırtmasın” duası ne kadar önemliydi. Ya sen Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı hakkı iken ‘kardeşim Abdullah Gül’ diyerek sana Cumhurbaşkanlığını bırakan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bütün şer güçlerin ittifakı olarak tekrar aday olmaya çalışman neyle izah edilebilir?
Sayın Erdoğan’ın başbakan iken basın baş danışmanı yaptığı Akif Beki… Şimdi hemen hemen her yazını Ak Parti’yi kötülemek için yazıyorsun, yazık!
Ve başörtülü yazarımız Elif Çakır. Bir zamanlar TV kanallarında Ak Parti müdafaası yaparken şimdi ne oldu da Ak Parti muhalifi oldunuz? Hangi birini sayalım?
Ya gazetemiz Akit’e yapılanlar…
İstikametini hiç bozmayan, hep mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuş, basının nasıl olması gerektiğinin göstergesi Akit’in bilgisayarlarına el koyma pervasızlığını gösterenin İBB Başkanlığına getirilmesine katkıda bulunanların durumunu ibretle seyrediyoruz.
Yalancılığı, sahtekârlığı, rezilliği, münafıklığı siyaset sahnesinde sergileyenlerle beraber hareket edenler, oy verenler, ‘Allah’a nasıl hesap vereceklerini hiç düşündüler mi?
Dini sadece ibadetten ibaret gören cemaatler, devlet, millet düşmanlarıyla, devleti ve vatanı bölmeye çalışanlarla ‘ortak hareket edenler’ de imanlarını gözden geçirsinler. Âkıbetlerinin nasıl olacağını düşünerek hareket etsinler. Fânilikler içinde yaşadıklarıyla ebedî hayatı kazanacaklarını veya kaybedeceklerini de…
Savrulmayalım. Âcilen bir ‘nefs muhasebesi’ yaparak aidiyetimizi unutmayalım!







