--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Referandumda EVET!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci

Bu referandum seçimi her zamankinden daha hassas davranmamızı, teyakkuz hali içinde oy vermemizi gerektiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN düşmanlığında birleşen ‘şer ittifak’a karşı mutlaka ‘evet’ oyu vermeliyiz. Gönül rahatlığı ile ‘evet’ vereceğimiz referandum oyu ülkemizin şartları bakımından ayrı bir önem taşıyor. İçinde bulunduğumuz şartlarla ‘hayır’da buluşan ve birleşenlerin halini ibretle değerlendirmemiz gerekir. Bu ‘evet’in karşısında bulunanların durumu ve onların yüklendikleri/yükledikleri misyona karşı nefsi hesap yapmadan millet ve ümmet şuuru içinde hareket ederek ‘şer cephesi’nin oyununu ‘evet oy’larımızla bozmamız gerekiyor. 

Çok yazılar yazılıp, çok maddeler sıralandı. ‘Evet’ denilmesinin izahları yapıldı. Asıl unutulmaması gereken husus, doğrudan halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanımızın yeni hükümet modeli teklifinin ‘EVET’le tasdikinden daha tabii ne olabilir? Cumhuriyet Tarihi incelendiğinde bu tekliflerin hep yapıldığı görülür. Son dönemlerde Cumhurbaşkanı/Başbakan ikilemi, anlaşamamazlıkları, geçimsizlikleri, birbirlerinin konumlarını kabullenemeyişleri, vs. ülkenin düzenini (siyasi, ekonomik, sosyal, vs.) bozmuştur. Bir çeşit ‘uygulamalı eğitim’ gibi Recep Tayyib Bey’in Cumhurbaşkanlığı ile en tepedeki huzursuzluklar son bulmuştur. Referandumun EVET sonucu bu güzel uygulamayı teyit eder. Dikkatsizlik, kırgınlık, önemsememek gibi haleti ruhiye referandum sonucunu etkileyeceğinden, buna sebebiyet veren hemen herkesin sorumlu olacağını unutmayalım. ‘Gönüllü kuruluşlar’ olarak değerlendirdiğim cemaat/vakıf/dernek, vs. mensup ve müntesiplerinin memleketin/milletin/ümmetin menfaatini etkileyecek oy olan ‘evet’i vermeleri, ‘hayır’ safındaki CHP, HDP, FETO’dan, kökü dışarıda olan şer güçlerden emir bekleyenlere varıncaya kadar en güzel cevap olacaktır. Sorumluluğunun idraki içinde hareket eden insanımızın heyecan ve hassasiyetleri, 15 Temmuz Diriliş Hareketi’nin canlılığının da tecellisidir. ‘EVET’ vererek de bu izi takip etmiş olurlar.

Hayal bile edemeyeceğimiz hizmetleri unutamayız. (Başörtü zulmüne, üniversiteye girişte İmam Hatip mezunlarına uygulanan puan ve katsayı haksızlığına, sekiz yıllık kesintisiz eğitim kumpasına son vermeleri) Dün başını örten hanımefendiyi Meclis’ten kovanlara karşı devletin bütün kurum ve kuruluşlarını, örten ve örtmeyene eşitlik getirdiği için. Çocuklarımıza dinini, kutsal kitabını ve sevgili peygamberini öğrenme imkanı veren seçmeli dersleri koyduğu için. Kurucu lideri “Dünya beşten büyüktür” diyerek zalimlere ders verdiği için. Zalim İsrail’in devlet başkanına Davos’ta, dünyanın gözü önünde “siz zalim ve katilsiniz” diyebildiği için. Dünyanın neresinde zalim varsa onlara karşı, nerede mazlum varsa onların yanında durduğu için. Merhametsiz, vicdansız ülkeler birkaç bin mülteciyi kabul edebilmek için kırk dereden su getirirken üç milyondan fazla mülteciyi barındırdığı için. IMF’ye borcumuzu ödeyip üzerimizden alçaltıcı bir kamburu attıktan sonra “isterseniz size borç verebiliriz” diyebilecek bir ülke ekonomisini yönettiği için. Yalnız Türkiye’nin değil, İslam dünyasının ümidi haline geldiği için. Daha bir sürü madde sayılabilir. Yatırımlar, projeler, köprüler, yollar, sağlık ve eğitim reformları, vs.) Cumhurbaşkanı ile Başbakan münasebetlerinin geçmişte ne krizlere, ne askeri muhtıralara, ne dış ülkelerle ilişkilerimizde başımızı öne eğmelere sebep olduğunu düşündükçe, şimdiki Devletimizin en tepesindeki Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ı düşündükçe ülkemiz için ne kadar güzel bir tabloyu gördüğümüzü ‘evet’le tasdik etmeliyiz. Böylece geçmişte yaşananları da unutmadığımızı. MHP’nin bu referandumdaki ‘Evet’ oyu kararını anlamayan parti içindeki arkadaşlarına bile ders vermeleri, önceki hatalarının ‘keffaret’i olur İnşaallah… 

Üstad Necip Fazıl’ın ifadesi ile CHP, ‘Bu milletin ruh köküne kezzap döken parti.’ HDP ‘tek millet, tek devlet, tek bayrak’tan rahatsız olan eli kanlı terör örgütünün siyasî uzantısı. Malum terör örgütleri, lider Türkiye’den rahatsız olanlardan rahatsız olan ‘şer güçler’le beraber hareket etmeleri onların ‘hayır’ından hayır çıkmayacağı, hayır gelmeyeceği unutulmamalıdır. 

   Sağduyulu seçmen kimin dediğine oy verecek? Milletimizin sağduyusunu bilmeyen, tanımayan ‘monşer’lere de tokat gibi ‘EVET’le cevap verilmiş olacak sandıkta. Normalleşemezsek, hiçbir temel meselemizi sahipsizlikten kurtaramayız. İçimizden çıkardığımız ‘adam gibi adamlar’ımız, kast ve vesayet rejiminden beslenenlerden kurtulmak için, doğrudan-haktan yana olup, yanlışa haksızlığa tepki koymak için, adaletin ikamesi, kanın durması, kandan ve zulümden beslenen eşkiyaya haddini bildirmek için herkesin safını belli edeceği bir fırsattır bu. Hangi mülahaza ile olursa olsun Cumhurbaşkanının/Başbakanın yanında olmamak, tereddüt geçirmek, tarafsız kalmak, son pişmanlığın fayda getiremeyeceği büyük bir vebaldir. Zira Benim amellerimin hesabını başkası vermeyecek. Bizim sorumluluğumuzu başkası yerine getirmeyecek. İz’an ve insaf sahibi olan, ifrat ve tefride düşmeyen herkes, siyaseti hizmet olarak gören siyasilerimize EVET ile sahip çıkmak mecburiyet ve mükellefiyetimiz vardır. Bu EVET, geleceğin inşası için Başbakana EVET! Şehitlerin emaneti dul ve yetimlerin gazilerin, özürlülerin, kadınların, memurların, emeklilerin daha iyi imkanlara kavuşmaları için EVET! Lider Türkiye, problemsiz ülkeye, Cumhurbaşkanı ile Başbakanın en uyumlu olarak çalışıp Ülkesine/Ümmetine/Devletine/Milletine hizmetten başka düşüncesi olmayan bizi yönetenlere EVETle sahip çıkmaktır. Diğer partilerin isteklerine sıcak bakanlar, ve ‘hayır’ oyu vermeyi düşünenler, tereddüt içindekiler, kararsızlar, bir vicdan muhasebesi yapıp “vicdan terazisi”nde bunun vebalinin nelere sebebiyet vereceğini, statüko ve vesayet rejiminin devamı manasına gelineceğini, ihtilal anayasası ile idare edildiğimizi, bu meselenin bir parti meselesi olmadığını düşünmeliler. Hele kurulduğundan beri din düşmanlığını kuruluş misyonu haline getirmiş, sırf dini hizmetlerinden dolayı astırdığı din âlimlerinin kanları, bedduaları altında akla her geldiğinde zulmü, gözyaşını hatırlatan CHP’yle, maalesef onunla aynı çizgiye gelmiş olanlara, kan ve zulümden beslenen HDP’nin isteği doğrultusunda ‘hayır’ demek, en hayırsız amellerdendir. 

   Siyasî iktidarlar devamlı olmazlar. Yıpranırlar, taahhütlerini yerine getiremezlerse değişirler. Önemli olan husus, halk oyu ve iradesi ile gelen bir iktidarın yine halk oyu ve iradesi ile gitmesidir. Vesayete, ‘monşer idaresi’ne alışmış, ABD, İngiltere, İsrail, Fransa, Almanya gibi devletlerin Türkiye üzerindeki plan ve oyunlarının farkında olmayanlar, kendi ülke ve milletini tanımadan emir/komuta ile oy verecek olanlar, hesap günü’nü unutmasınlar. “Parti-kolik” olmayalım. Kafamızı, irademizi başkalarına ipotek ettirip sürüleşmeyelim. Şahsiyet olup değişime katkımız olsun. Mevcut oligarşik yapı; bürokrasideki, hukuk kurumlarındaki, ekonomideki konumlarını kaybetmemek için “mücadele” veriyorlar. Ya bu yapı milletin seçtiği oylarla değişecek yahut eski yapının devamı manasına gelen fildişi kulede yaşayanların seçimi ile sürecek. Onun için tercihinizle kimlerin yanında olunduğunu gözden geçirelim. Evveliyatı malum olan, ayrıca memleket hizmetinde çivisi olmayan CHP ile, bölücü terör örgütü PKK ve onun piyonu HDP ile yan yana olmayalım. Milleti millet yapan değerlerle kavgalı, gizli çetelerle işbirliği içindekilerle aynı fotoğraf içinde bulunmayalım. Çok mesafe alınsa da değişmeyen-değiştirilemeyen statülerinden dolayı bazı kurumları asli görevlerine çekmeye çalışan, mazlum ve mükedder milletlerin umudu olmuş Lider ülke Türkiye sevdası sizleri heyecanlandırmıyor mu? Ülkemiz dışındaki Türk ve İslam âleminin insanlarının heyecan, ilgi ve merakı, sizler için bir kıymet ifade etmiyor mu? Basit-iğreti-mide bulandıran polemiklerle, seviyesiz ithamlarla, kendi tezlerinden ziyade ‘Tayyip Düşmanlığı’ndan başka hiçbir malzemeleri yok bunların. Seçimde tercihimizi yaparken gereken hassasiyet ve sorumluluk bilinci gösterilmezse “korunması gereken değerlerin kaybedilmesine, alınması gereken değerlerin alınamamasına, elenmesi gereken değersizliklerin katlanarak sirayetine” sebebiyet veren bir “sosyal çöküş”e gidilme tehlikesi doğar. Sorumluluğumuzu yerine getirme şuuru, mutluluğumuzun da kaynağıdır. Önemli olan, belirli şartlar ve imkânlar çerçevesinde “gerekli, mümkün ve doğru” olanları gerçekleştirme durumumuzdur. 

İşte bu referandum, böyle bir sorumluluğu yerine getirme imkan ve fırsatının bizlere verilmesidir. “Nasılsanız öyle idare olunursunuz” meselesi de irademizi kullanmamızla alakalıdır. Rabbim, bu referandumu EVET’le hayırlara vesile kılsın. 

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle