--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ne zaman kendinize geleceksiniz?

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
6

   Sivas Madımak’ta 1993 yılında kahpe bir provokasyonun suçlusu olarak gösterilen Sivas mazlumlarının çilesi bitmiyor. Bina yakma eylemine karıştıklarına ilişkin hiçbir delil veya belge olmaksızın keyfi şekilde zindanlara tıkılan mazlumlar, 26 yıldır demir parmaklıklar arkasında adeta ‘engizisyon’ zulmünü yaşıyor. Sivas mazlumları arasında hayat hikayesi en hazin isimler arasında yer alan 85 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç’a uygulanan zindan zulmü 26’ncı yılını doldurmaya yaklaşırken, sağlık durumu oldukça ağırlaşıyor. İleri yaşına rağmen tahliye edilmeyen Ahmet Turan Kılıç’ın 22 farklı hastalığın pençesinde olduğu ve 56 ilaç kullandığı belirlendi. ‘Cezaevinde kalamaz!’ raporuna rağmen içerde.

   28 Şubat’ın Cuntacı paşaları, ‘ev hapsi’ uygulaması sayesinde lüks villalarında gününü gün ediyor. Hüküm giyen generaller (İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Çetin Doğan, Hurşit Tolon, Erol Özkasnak, vs.) gayet rahat ve serbest hayat yaşarken, 240 teröristi yetkisini kullanıp affeden 10. Cumhurbaşkanı vicdan azabı duymayı bile unutmuşken, hasta diye salınıp cezaevinden çıkarılan PKK tutuklusu Ahmet TÜRK serbest hayat yaşıyor. Sivas mazlumlarının durumu, bazılarının ölüme terk edilmeleri mazlumun yanında, zalimin karşısında olan gazetemin yazarı olarak beni son derece rahatsız etmiştir.

Hele omuzu kalabalık adamların son halleri içler acısı.

 Vatan/millet/devlet düşmanlarının at oynattığı kanallarda misafir olarak ağırlanan, PKK ve HDP dostlarıyla hemhal olan Genelkurmay Başkanlığı yapmış İlker Başbuğ’un durumu içler acısı. Emekli asker, şimdi de beyninin yıkandığı şablonlarla çeşitli derneklerde ve benzerî organize toplantılarda yaptığı konuşmalarla, psikolojik/pedagojik olarak bilinçaltı ve bilinç üstünün çağ dışılığını, eski itibarını kullanarak dinletmeye çalışıyor.

Komplo ve o grubun hâkim ile savcılarının talep ve kararlarına rağmen AK Parti iktidarının HSYK ile Adalet Bakanlığı’nda yaptığı değişikliklerle hürriyetine ve ailesi ile sevdiklerine kavuştuğu nimetleri, kötüye kullanan, verdiği malum ve meşhur gazetelerdeki (Sözcü, Cumhuriyet. Halk TV)  röportajlarında iç dünyalarını yansıtan adamlar.

Vatanı/milleti/devleti/ümmeti için verdiği hizmetler, fedakârlıklar, terörü kurutmak için verdiği mücadeleler, bu milletin verdiği şehitler hepimizi kendimize getirip yanlışlarımızdan dönmeye vesile olacakken, nasipsiz ve mühürlü kalb sahibi olmanın sonucu; zihin bulanıklığı içine düşmüşler. Dolgun emekli maaşı, kendisine tahsis edilen devlet imkanlarını bölücülere, bu milletin mukaddeslerine düşman olanlara aydın muamelesi yapıp, bu güruha haddini bildirmeyen nasipsizleri ikaz ediyor, onlara ‘nefs muhasebesi’ yapıp, hata ısrarlarından vazgeçmeleri gerektiğini hatırlatıyorum. 

Emekli Genelkurmay Başkanını iz’an ve insaf sahibi olarak, tarihi çok yönlü okumaya, şahısları hatasız görüp putlaştırma yapmaktan vazgeçmeye davet ediyorum. Son olarak da bu diplomalı, kariyerli, makam ve mevki sahibi, çevresinde itibarlı, jübilesini yapmış Paşaya, ‘Ya hayır söyle ya sus!’ uyarısını ‘hiçbir zaman unutmasın’ diyerek yapıyorum.

Hep ihtilal teşebbüsleri yapıp, 27 Nisan’daki gibi yalama haline getirdikleri ‘demokrasi ve laiklik’ kelimelerini, kavramlarını bunlara tekrar öğretmek gerekiyor. Hele İslâm ile irticayı aynı gösterip tehlike listelerinin başına koyup yapacakları ihtilal provalarına gerekçe gösteren bu adamlara ne zaman hadleri bildirilecek? 

Benim değerlerime saygılı olmayan aidiyetini unutan/unutturan, Müslüman kimliğini hep tehlike olarak gösteren bu adamlara ne zaman ‘dur!’ denecek? Askeriyedeki eğitim sistemine ne zaman el atılıp değiştirilecek? Eğitim sistemi değiştirilmediği müddetçe, kızını Türk düşmanı yabancılara verip damatlarıyla övünen, mason localarının müdavimi olan, İsrail’in emrine göre hareket edip, onlardan ödüller alma şerefsizliğini yaşayan, ağlama duvarlarında onların takkeleriyle dua edip, Kâbeyi Muazzama’ya uğramayan böyle adamların yetişmesi/yetiştirilmesi ne zaman önlenecek?

 27 Mayıs’lar, 12 Eylül’ler, 28 Şubat’lar, 15 Temmuzlar sonuçtur. Bu sonuçlara gitmeden, olanların olmaması için mutlaka maddi/manevi tedbir alınmalıdır. İsrail, ABD, İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya ve diğer devletler kana doymayan vampir gibi zayıfların sırtından kan emerek şişiyor. Onların ve o izi sürenlerin müreffeh olması için, başkalarının daha fazla aç kalması gerekiyor. Onların sömürmesi için, başkalarının daha fazla çalışıp alın teri dökmesi gerekiyor. Daha fazla keyif çatmaları için, dünyayı cehenneme çevirmeleri, her tarafı ateşe vermeleri gerekiyor. Neşeli ve mutlu olmaları için, başkalarının ağlayıp ızdırab çekmeleri gerekiyor. Bunlar, hem davacı, hem savcı, hem hâkim, hem de cellat rolünde. 

Direkt veya dolaylı bunlarla aynı çizgide buluşan muhalefet partisi ve diğerleri ne zaman iktidar partisiyle istişare edip devlet/millet/ümmet düşmanlarına karşı birlik/beraberlik sergileyecekler? Son ‘Barış Pınarı’ harekatını bile tartışılan hale getiren, şehitlerimizi, gazilerimizi düşünmeyip, orada gebertilen teröristlere sahip çıkanların halini nasıl fikri zeminde konuşup hadlerini bildireceğiz. ‘Tayyip Düşmanlığı’nı ortak payda haline getiren Başkanın Meclise girişinde bile saygı gösterip ayağa kalkmayan bu insanlık bozuntularına, hilkat garibelerine ne zaman derslerini vereceğiz?

Sizin sevindiğinize Amerikalı, İsrailli, İngiliz ve Alman da seviniyorsa yahut siz, onlara bu sevinci tattırma imkanı vermişseniz yazıklar olsun size!

Bu zihniyetle hareket ettiğiniz müddetçe, hangi makamda/mevkide olursanız olun sizlere saygı göstermek mecburiyetinde değilim, Mü’min nezaketinin icabı olarak saygısızlık etmiyor, ikaz ediyorum. Kendinize dönün, dönmeyecekseniz defolun!

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle