--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Miracımıza sahip çıkalım!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci

Miraç; zaman ve mekan hudutları dışında cereyan etmiş ulvi bir tecellidir. Beşer idrakinin üstüne çıkan, sırlar ve hikmetlerle dolu bir gecedir. 

İsrâ ve Miraç, Peygamberimizin bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da Yüce Mevla’nın sonsuz kudretini müşahede etmek için yaptığı mucizevi bir yolculuktur. Pek çok ilahî hikmet ve bereketi barındıran bu kutlu yolculuk, âyet-i kerimede şöyle dile getirilmektedir:

“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” (17 İsrâ, 1. Âyet)

Miraç, Rahmet Peygamberinin Allah’ın sonsuzluğu, yüceliği ve O’nun nihayetsiz kudretine yaptığı en muhteşem şahitliktir. Rabbimiz, bu şahitlikte gerçek yüceliğin yalnızca kendisine ait olduğunu Efendimizin şahsında beşeriyete bir defa daha göstermiştir. Aynı zamanda arınma, yücelme ve kulluğun zirvesine erişmenin yollarını da öğretmiştir. Âlemlerin Rabbi, teslimiyet, sadakat, ahlak, doğruluk, dürüstlük timsali olan Kutlu Nebi’yi miraç ile taltif buyururken biz kullarına da mesajlar vermiştir. Buna göre, ömrünü bu yüce değerlerle tezyin edenler, kulluk basamaklarında her daim yükseleceklerdir. Onlar, cennetin ebedi nimetlerine mazhar olarak yüceleceklerdir.

Miraç, bir yönüyle Rabbe vuslat, bir yönüyle de Rabbin nehyettiklerini terk ediştir. Biz müminler için müjdedir Miraç. Rabbimiz, kendisine ortak koşmayanların büyük günahlarının bağışlanacağını bu mübarek gecede müjdelemiştir.

   Resûlullah Efendimizin, miraç ile mana âleminin basamaklarında bir bir yükseldiği gibi bizler de Rabbimiz katında namazlarımızla yükseliriz. “Allahu ekber” diyerek, tekbirimizle dünyanın bütün hengâmelerinden sıyrılıp yaratılış ve varoluşumuzun hikmet ve anlamını derinden kavrarız. Kıyamımızla istikamet üzere, dosdoğru oluşu simgeleyerek Allah’ın huzurunda dururuz. Kıraatimizle, O’na en içten sena ve yakarışta bulunuruz. Rükûmuzla yalnız Rabbimizin önünde boyun eğdiğimizi gösteririz. Secdemizle O’na en yakın olmanın ve kulluğun zirvesine varmanın hazzını duyarız. Tahıyyatımızla Rabbimizi yüceltirken biz de yüceliriz. Selamımızla özgürlük ve felahı hatırlarız. Günde beş vakit namazımızda bütün canlılığıyla miracı doyasıya yaşarız.  Miraç değerleri, bizlere yüce ve anlamlı ufuklar açan kutsal değerlerdir. Miraç değerleri ile insan, esfel-i sâfiline, aşağıların aşağısına savrulmaktan kurtulur; ahsen-i takvime, en güzel hâle ulaşır. Miraç değerleri, insanı en üst kemal noktasına çıkarır. Bu ulvi değerler, bizleri ebediyen huzur içinde kalınacak cennete götürür. Yeter ki bizleri yükseltecek bu değerlere sımsıkı sarılalım ve bunları hayatımıza yansıtmakta kararlı olalım. Yeter ki burağımız imanımız, refrefimiz ibadetlerimiz, salih amellerimiz ve güzel ahlakımız olsun. Böyle olduğu takdirde hayatımızın her anı bizim için miraç olacaktır.

Miraç Kandili vesilesiyle Rabbimize, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı bir defa daha hatırlayalım. Unutmayalım ki, bugün biz müminlere düşen, miracı Peygamber Efendimizin bir hatıratı, bir tarih olarak okumak değildir. Bize düşen, Ebu Bekir Efendimiz misali, Allah’ın emir ve yasakları karşısında her daim sadakatle, teslimiyetle bir duruş sergilemektir. Bu sadakat ve teslimiyeti gösteremeyenler, miracın manasından, ruhu ve kazanımlarından mahrum kalacaklardır.

Kandil simitleriyle, tebrik mailleriyle, telefon kutlamalarıyla, “Kültür Müslümanlığı, merasim Müslümanlığı, şeklî Müslümanlık”larla kandiller lâyıkı veçhile değerlendirilemez. Hele bu kandil Miraç ise, Kudüs’ü düşünmeden anlaşılır mı? Bir Miraç gecesine daha esaret altında bir Kudüs’le girmenin üzüntü ve ızdırabı hissedilmez mi? Filistin, Suriye, Mısır, Irak, Libya, diğer İslam ülkeleri, Afganistan, Çeçenistan, Türkistan ve diğer Türk dünyasında çekilen çileler, akıtılan kan ve gözyaşları Miraç vesilesiyle tekrar gündemimizde mi? Ya insanlığın içinde bulunduğu bunalımlar, huzursuzluk ve tatminsizlikler… 

Taif yolculuğunun bitimini takip eden günlerde yatsı namazı ile sabah namazı arasında Peygamber Efendimiz, Kur’an-ı Kerim’de gece yürüyüşü anlamına gelen İsrâ terimi ile tanımlanan mucizevi bir yolculuğa çıkarıldı. Yeni bir muhit elde etmek için Taif’e giden Peygamberimizi taşladılar. Yollara döşedikleri dikenlerle ayaklarını kan içinde bıraktılar. Hüzün senesi (Hatice validemiz ve Ebu Talib’in vefatı)nın akabinde gerçekleşti Miraç.

O gün gösterilen sabır Müslümanlara örnek olan bir sabırdı. Ahlakın en üstününü en ahlaksız insanların arasında gerçekleştirdiler. Eriyip gevşemediler. Fakirliğe ve fakirliğin ağırlaştırdığı ekonomik ablukaya karşı sabırlı oldular. Eğer yürüyüşünü durdurmak için bütün yolların kesildiyse yürüyüşünü yukarı doğru sürdürebilirsin mesajı kendisine verilmiş oldu. Müminlere vaat edilen cennet bir biçimde kendisine gösterilmiş oldu. Bunların hepsini ayetler bizlere haber veriyor.

‘Miraç bize ne söyler?’ sorusunun sorulup, cevabî amellerle hayatımızın çehresinin değiştiği günlerdir. Bizim Miracımız, nefsimizin kötü heva ve heveslerinden sıyrılarak, ruhumuzun gıdası olan Allah’ı sevmeye ve emirlerini yaşamaya yükselişin adıdır. Bizim miracımız, dargınlıktan, düşmanlıktan, fitneden, fesattan, dedikodudan, gıybetten, hasetten, fesattan, kinden, nefretten kardeşliğe, birlik ve beraberliğe sevgiyle, saygıyla, merhamet ve şefkatle yükselişin adıdır. Bizim miracımız, her türlü hâyâsızlıktan, edepsizlikten, yalan ve iftiradan dürüstlüğe, doğruluğa ve güzel ahlaka yükselişin adıdır. Bizim miracımız, kulluk yapabilmek için maruz kalınan umutsuzluktan bizi kurtaran ufkunu açan, önüne değil, ilerilere bakmasını öğreten büyük bir müjdedir. 

Peygamber Efendimizin namaz müminin miracıdır hadisi aslında her şeyi özetliyor. Her namaz bir miraç potansiyeli taşır. Bir mümin namaza hazırlanırken ilahi bir randevuya çıkacağını bilerek titizlikle hazırlanmalıdır. Kıldığımız her namaz, dünya hayatındaki yolculuğumuzda ruhumuzu ahirete hazırlayan bir başka yolculuktur. Mümin her namazda biraz daha yücelmeli, biraz daha insanlaşmalı, imanın izzet ve onurunu biraz daha artırmalıdır. Diğer taraftan miracın tam karşı kutbunda dünyevileşme yer alır. Bugün içinde yaşadığımız toplumu, evlerimizde el üstünde tuttuğumuz üzerine titrediğimiz evlatlarımızı tehdit eden derttir dünyevileşme. Azgın bir azınlık dışında kalan bütün insanlığı mutsuzluğa boğdu. Dünyanın geldiği nokta bunun göstergesidir.

Dünyevileşme değerle değil, fiyatla ilgilenir. Namaz hayatın gereğinden fazla dünyevileşmesine karşı alınmış bir tedbirdir. Bu manasıyla muazzam bir lütuftur. Miraç, bizi kendimize, özümüze, fıtratımıza çağırmanın, ona dönmenin, onunla Rabbimizin huzuruna yükselmenin adıdır. Biz miracımıza sahip çıkalım? Bunu nasıl mı yapalım? Salatı ikame ederek, namazı/duayı/desteği ayaklandırarak, Allah’a karşı esas duruşumuzu/klas duruşumuzu bozmayarak.

   Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin Miraç Kandilini tebrik ediyorum. Bu kutlu gecede Yüce Rabbimize açılan ellerin ve yakaran dillerin, bütün İslâm âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayetine, dünyada adalet, huzur ve barışın teminine vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle