--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milletimin bağrı yanıyor

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci

1968 solundan bugüne kalan tek somut eser, bölücü terördür. Oyunla, şakayla, ideolojik eğlenceyle, ülkenin başına böyle bir bela sardılar. Ondan önce bölücülük düşüncesi, aranırsa bulunan, bir dipnot bilgisinden ibaretti. Başkalarına satılır hale geldiler. İfade vermekten kaçıp Avrupa ülkelerine sığındılar. Mültecileri ülkelerine sokmayan, Almanya, Fransa, ABD gibi ülkeler ihanet içinde hareket eden aydın geçinenleri başköşeye oturttu. Kendini kaybeden ne kazanacak? Ülkenin kaderiyle oynamayın!

Keyif için musibet aranır mı? Bizim bazı insanlarımız, aydınlarımız aradı ve aramaya da devam ediyor. Bir insan önce kendine zarar vermekten vazgeçmiyor ise başkasına zarar vermekten vazgeçebilir mi? Âyette belirtilen, “Biz de size kendinizi unuttururuz” cezası, bu dünyada başımıza gelecek en büyük musibettir. Ne demek, “kendini unutmak”? Öz şuurunu kaybetmektir. Lehine, aleyhine olanı bilmezsin. İç zenginliklerini ve zaaflarını bilmezsin. Emanetindekileri bilmezsin. Neyle nasıl mutlu olunacağını bilmezsin. Peki bunları bilmezsin de ne bilirsin? Nedir o bildiğini zannettiğin şeyler? 

Mesele, “kendimizi unutmak” cezasından kurtulup, öz şuurumuzun (denge şuurumuzun) yeniden kazanılmasıdır. En zor diyalog, kendi çıkarını kendi hayrına olanı bilmeyen bir insanla kurulmaya çalışılan diyalogdur. Ona unutturulanı ben hatırlatamam. Ona özünü unutturan Allah, verdiği cezayı kaldıracak ki; böyle bir affedilme liyakati doğacak ki; diyalog kanalları açılsın. 

İktidar tam bir samimiyet ve iyi niyetle, büyük siyasi riskleri göze alarak teröre son verici bir planlarını, projelerini gerçekleştirmeye çalışırken, ana muhalefet partisi bölünmeye yol açabileceğini düşünemez hale geliyor. Hükümetin vatan, millet, devlet, sevdası için yaptığı hizmetleri, endişe ve kaygı duygularıyla hem de bilerek yaptıkları hatalarla bu projeye karşı çıkıyor. CHP ve HDP, milletvekillerinden, seçmenlerinden yahut sempatizanlarından biri asla eleştirmez. Canım hiç mi hataları yok? Hiç mi eleştirilecek bir tarafını görmüyorsun? Bizdeki demokrasinin en büyük zaaflarından biri ve belki de birincisi ‘samimi-ciddi eleştiri ve özeleştiri’ yokluğudur

Yoksa adam ‘Yenikapı Mitingi’ne gidiyor, konuşuyor, iltifat görüyor. Hem Cumhurbaşkanı, hem Başbakan, hem de hükümet temsilcileri tarafından. Sonra yaptıklarına bakınca adam yerine bile koymamak lazımmış. 

Terörün yanında olan, vatan, millet, devlet düşmanlığı tescillenmiş, gazeteciliği, PKK örgütünün elebaşlarıyla beraber olmayı, onları sevdirip kabullendirmeyi gündemlerinden hiç düşürmeyenlerle mücadeleyi tasvip ve tasdik etmeyenlerle ne konuşabiliriz ki? İnsanlığını kaybetmiş ‘bel hüm e dal’ sınıfına girmişler, kalpleri mühürlü, gözleri kör, kulakları sağır, insani özelliklerini (sevgi, saygı, şefkat, merhamet, vs.) kaybetmiş bu mahlûklara nasıl değer verilebilir ki? Mukaddeslerimize, değerlerimize karşı çıkanlara ne anlatılabilir? Ne var ki bedeli ne olursa olsun iyiye gidiş devam ediyor ve devam edecek. İstikrarımızı her şeye rağmen koruyabilelim, yeter. İstikrarın basit bir kelime olmadığını, çok yönlü, çok kapsamlı, çok icaplı bir kavram olduğunu bilmek durumundayız. Memlekete, millete, ümmete, insanlığa faydalı olma, zararlı olanlarla mücadele meselesinde varını/yoğunu ortaya koyan hükümete yardımcı olmak hepimizin üzerine düşen vazifedir. Partici olmadan hakkın ve hakikatin yanında olma uğruna. Yanlış yaptıklarında karşısında durarak ikaz görevini yapma uğruna. 

Millet için ne kadar acı ne kadar ıstırap verici olursa olsun, her bunalım birilerinin işine yarar. O ‘birileri’ olumlu değişimlerin önünü keser. Kendi statüsünü koruyabilmek için, çıkarlarını büyüterek devam ettirmek için, her vasıtayı mübah sayar ve istismarın her türlüsünü yapar. Bedeli her zaman millet öder. Evlatlarının çektiği acıyla öder, geçim sıkıntısıyla öder. 

Milletimin bağrı yanıyor. Kolay değil bu. Şehitlerimizin acısı, sadece yakınlarının değil, hepimizin yüreğini sızlatıyor. Nice günler, gözyaşlarımızla yaşıyoruz. Milletin çektikleri kimsenin yanına kâr kalmaz. 

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle