--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

‘Medeniyet ve Medenilik’ Notlarım

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci

Güzide bir vakfımızda (kafaya göre, vakfa göre, siyasete göre, düşünceye göre, derneğe göre din değil, dine göre, Allah ve Resulü’nün ölçülerine göre) bir gönüllü kuruluş olarak gördüğüm vakıf talebelerine girdiğim ‘Medeniyet ve Medenilik’ dersindeki fikir ve notlarımı siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum. 

Gitgide kendi değerlerinden/mukaddeslerinden uzak, gücün ve güçlü’nün zorbalıkla sözünü dinlettiği bir dünyada zulmün ahlaksızlığın güvensizliğin yayıldığı bir ‘cinnet toplumu’nun oluşturulduğu karanlıklardan ancak bir Peygamberî solukla, vahyin inşa ettiği insanla aydınlığa çıkabiliriz.

Kur’an ve onun pratiği konuşanı yürüyeni hareket edeni Resullah Efendimiz güce, kula egosunu ve eşyaya kul olmak istemeyen her olur sahibinin aradığı tek sahici kapıdır. O’nu önce anlamak ve yaşamak sonra da ‘Asrın idrakine söyletmek’ biz Müslümanlara düşen vazifemizdir. Ahlaksız ve manasız ‘cinnet uygarlığı’nın krizden krize sürüklediği insanlığı bu krizden kim kurtaracak? Teknolojinin, paranın, şanın, şöhretin, şehvetin insanlığın dengesini bozduğu asrımızda yerinden koparılan değerleri yerine kim koyacak? Toprağın yerini ziftin ve betonun aldığı bir çevreye rengini kim verecek? Ailelerin dağılmaya yüz tuttuğu, içkinin kumarın fuhşun alabildiğine yayıldığı bir devirde ‘durun kalabalıklar’ diye kim haykıracak? ‘Tuz koktu’ dedirten bir dünya. Zeminin kaydığı, her şeyin hercümerç içinde olduğu, kadının teşhir metaı olarak görüldüğü bir dünya. 

Akif’in: ‘Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta 

Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi’ dedirten bir dünya.

Modern hayatın dayattığı her şeyi, elinizin tersiyle itip kendimize ait bir hayatın temellerini atıp bunun inşasını düşünmek zorundayız. Modernleşme, küreselleşme karşısında ülkemizin toplumsal yapısından kaynaklanan problemler var. Ayrıca ailenin çözülüşü var. İbni Rüş’dün ‘Mağluplar daima galipleri taklit eder’ sözü, bizim psikolojimiz. Mağlupların psikolojisi, bizde kendini göstermektedir. Değişme dışarıdan telkinlerle değil, içerden inancımızın bize yüklediği misyonun bir gereği olarak değişmeli. Bunun için de değişkenlerle sabiteleri çok iyi bilmek gerekiyor. ‘Değişerek biz kalmak, biz kalarak değişmek!’ Mesele bu.

Aklını, hasmının basın yayın kurumlarına, neslini (gencini) hasmının eğitim kurumlarına,

Canını hasmının sağlık eğitim kurumlarına, malını da hasmının ekonomik kurumlarına teslim ederse sonucun vahametini konuşma yerine sonuca götüren vesileler/araçlar kalkmalı/kaldırılmalıdır.

Dini hayatın dışına çeken her şeyle mücadele kendi medeniyetimize dönmemizle mümkün olur. Müessevî (kurumsal) saldırılar bireysel savunmalarla önlemeye çalışılamaz. Ancak kendi medeniyetimizi ihya ederek verilebilir. Medeniyetler ağaçlara benzerler. Tutunacak bir toprağa, saçak salacak bir mekana, gelişecek bir iklime ihtiyaç duyarlar. Akıllı olan kişi, ağaçların gövde çapına değil, kökünün çürüyüp çürümediğine dikkat eder. Kökleri çürümüş ağaçlar, ne kadar kalın olurlarsa olsunlar, onları yıkacak/yakacak bir fırtına mutlaka kopar. 

Medeniyetin/uygarlıkların kökü, değerler sistemi, o kökün yayıldığı toprak, insanların yüreği ve bilinci, o toprağı besleyecek yağmur, adalet, ahlak ve imandır. 

Hal böyle olunca medeniyet derdi olan ilim ve fikir adamlarımızın medeniyet görüş ve düşüncelerinden hep beraber istifade edebilmek için ‘düşünce paylaşması’ ihtiyacındayım. Öncelikle bu hususta büyük hizmetleri, mücadeleleri olan, bu fikir çilelerini ‘sadakayı cariye’ olarak değerlendirdiğim dördü vefat etmiş, ikisi yaşayan büyüklerimizin ‘Medeniyet’ fikirlerini çok kısa nakletmek istiyorum. (İnceleyen, ilgi duyan/duyması gerekenlere de kaynak olur.) Yaşayanlara Rabbim sıhhat âfiyet içinde uzun ömürler versin. Vefat edenlerin taksiratını affetsin. Rahmetiyle Cennetinde buluştursun. Dualarımızı ihmal etmeyelim. Yaşayanlar Üstad Sezai KARAKOÇ ile ilim ve fikir adamı Yusuf KAPLAN.

Vefat edenler: Nevzat KÖSEOĞLU, Ahmet SELİM (Zeki ÖNAL) Mehmet Niyazi ÖZDEMİR, Erol GÜNGÖR. Yaşayanların kitaplarını, makalelerini, sohbet, ders, seminer, program, vs. takip edilmeli. Vefat edenlerden bıraktıkları yazıları, kitapları, vs. 

Hiç gündemden düşmemesi, birinci sıraya konması gereken ‘Medeniyet Meselesi’ ile ilgili bilgi ve fikir eksikliğimizi giderip ufkumuzu genişletmemiz gerekiyor. Mesuliyet ve mükellefiyetimiz, medeniyetimizi mutlaka bilmemiz/bildirmemiz, bize biçilen elbiseyi değil, kendi yapımıza uygun elbiseyi giymemiz şarttır. Önce vefat edenlerden başlayalım, 

Nevzat KÖSEOĞLU (Türk Dünyası Tarihi ve Türk dünyası üzerine düşünceler, Küreselleşme ve Millî Hayat, Yeni bir medeniyet tasarımı kitapları ‘medeniyet’ fikri ağırlıklı) Çok özet nakledeyim.

“Medeniyetleri ameller kurar fikirler değil. Ve ameller imana dayanır onun tarafından ölçülendirilirler. Medeniyetleri kuran gücü, bu ikisi arasındaki ilişki belirler.

Biz bir ilmihal medeniyetinin çocuklarıyız. Bütün medeniyetler amellerle kurulur, bütün medeniyetlerin ilmihalleri vardır; ama bizim kadar bunun şuurunda olanı, kitaba döküp başucunda taşıyanı var olmamıştır. 

Bizim Kur’anımız devamlı olarak iman ve güzel amelden söz eder özü budur. Bizim medeniyetimizde eğitim de ilmihale dayanırdı. Evden iş yerine acemi kışlasından vezir konağına ve Enderun’dan medreseye kadar iman ve amelin ölçüleri verilirdi yani insanlara şahsiyet kazandırılırdı. Camilerimiz ilmihal üniversiteleriydi. 

Batı kültürünün tesiri arttıkça ‘artık fiilinizi düzeltin’ ikazları camilerin dışında duyulmaz; onları da cemaat duymaz olur. Yeni okumuşlarımız Batı’dan alabildikleri ölçülerle medeniyetimizi değerlendirmeye, yorumlamaya çalışırlar. O zamanlardan başlayarak Türk düşüncesinde iman ve amel ile medeniyetin ilgisi kesilir. 

Cemiyeti değiştirmek nefislerinde olanı değiştirmekle mümkündür. Kendimizi değiştirmedikçe halimizin değiştirilmeyeceğini bilirdi. Hayat, iman taleplerimiz doğrultusunda kurulacaktır. Nefislerdeki marazlardan zanlardan kurtulup imanımızın boyası ile boyanmadıkça kültürümüzün potansiyel imkanları gerçekleşmeyecektir. Bunun için sürekli iman tazelemek ve salih amellerle imanı beslemek zorundayız ki iman da amellerimizi ölçülendirsin.

İman tazeleyelim yüreklerimizin pasını silip duymayan kulaklarımızı duyar, görmeyen gözlerimizi görür hale getirelim. O zaman salih amellerle cemiyetin dinamizmi ateşlenecek ve yeniden ayağa kalkılacaktır. Bizimkinden başka medeniyetler de kurulmuştur ve kurulabilecektir. Ancak metot daima aynı kalacaktır: İman ve onun ölçülendirdiği amel.

Eğer insanlığa katkıda bulunmak ve hak ölçülerin medeniyetini kurmak istiyorsak, imanımızdan başlamak üslubunuza yönelmek zorundayız. Kolay olanı da budur, doğru olanı da bu. Aksi halde tarih sırtımızda yük olur, onu taşımak zordur. Geçmiş, gelecek bakımından boşuna yaşanmış bir macera değildir; ona yaslanmakla başımız daha da yükseklere ulaşır.”

(İnşaallah yarın Ahmet Selim ile devam edeceğim. Tabii sırada Mehmet Niyazi Özdemir var.

NOT: 1) Üstad Sezai KARAKOÇ’un bütün kitaplarında direk veya dolaylı medeniyetimizi bulabilirsiniz. Diriliş’te dinleyebilirsiniz.

2) İlim ve fikir adamı mütefekkir Yusuf KAPLAN hocamızın derslerini, konuşmalarını, Yeni Şafak’taki Pazartesi,Cuma ve Pazar günkü makalelerini, Üsküdar Belediyesi’nin Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde her Cumartesi saat 19’da ‘Medeniyet Okumaları’ seminerini takip edebilirsiniz.

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle