• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

İktidar bu meseleyi âcilen çözmelidir!

22 Aralık 2021
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Yoğun gündem, muhalefet partilerinin, AK Partinin yaptığı her icraatı kabullenemeyişleri, iç ve dış güçlerin lider Türkiye’yi durdurma çabaları, ‘erken seçim’ yaygaraları, Batı’nın uşaklığını yapan içimizdeki ve İslâm ülkelerinin halleri çok üzücüdür, vahimdir. 

Milletin, ümmetin, insanlığın ümidi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. İktidardaki AK Parti de her türlü yaşanan zor ve sıkıntılı döneme (yapılan kitlesel plan, program, proje, vs.) rağmen milletin, ümmetin, insanlığın, mazlumun ümidi; zalimin korkusu ve kâbusudur. Bizlere de doğru, iyi ve güzel çalışmalarına yardımcı olmak düşer. Yanlışlarına ikaz, eksiklerinin tamamlanması uyarılarını da yaparız. Bunu belirtirken insanımızın dinmeyen yarasına çare olunmasında zaruret olduğu halde; bu ‘Aile Meselesi’ hâlâ çözülememekte, uzayıp gitmektedir. Âcilen çözülüp huzur ve sükûnun sağlanması elzem olan bu hususa mutlaka çare bulunmalı, ailelerin mağduriyeti çözümlenmelidir. Ülkemizde aile yapısının temellerine konan dinamitler teker teker patlamakta ve aile yapısını darmadağın etmektedir. Bu konuda acil çözüm bekleyen en önemli ve yaygın problemlerden bahsetmek istiyorum.

Birincisi: Uzun süren boşanma davaları. İki tarafın da boşanma davaları açtıkları çekişmeli davalar, aile mahkemelerinde üç seneden az sürmüyor. Aile mahkemesi boşanma kararı verdiği durumlarda da taraflardan biri konuyu istinaf mahkemesine taşıyor. İstinaf süreci de ortalama üç yıl sürüyor. Sonrasında da Yargıtay’da temyiz süreci ortalama iki yıl sürüyor. Bu durumda çekişmeli bir boşanma davası en az sekiz yıl sürüyor. Bu süre zarfında aile mahkemesi boşama kararı vermiş olsa bile kanunlarımıza göre, taraflar aile sadakat ile mükellef oluyorlar. Taraflardan biri evlenmek ve yeniden bir yuva kurmak istese ve dini nikâh ile (çünkü bu süreçte resmi nikâh yapılamıyor, yasalar iki tarafı hâlâ evli kabul ediyor ve sadakat bekliyor) yuvasını kursa, diğer taraf yeniden dava açıyor. Yeniden evlenen taraf kanunlarımıza göre zina ve sadakatsizlik suçu işlemiş oluyor. Zina suçu, malvarlığından mahrum olma gibi bir sonuç doğuruyor. Yani aile mahkemesinin boşadığı kişiler, davaları istinafta veya Yargıtay’da devam ettiği sürece yeniden aile yuvası kurabilmeleri mümkün değildir. Bu durum direkt zina suçu olarak görülmektedir.

Diğer yandan, bekâr olan kimseler için kanunlarımızda zina suçu yoktur. Bekâr bir kişi istediği kadar kimse ile ilişki kurabilir, birlikte yaşayabilir. İnananlar için, ancak evlilikle giderilebilecek ihtiyaçlarını, evlenmeden büyük bir serbestiyet içinde giderebilen bir genç neden evlensin? Neden o sorumluluğu alsın? Evlense boşanamıyor, boşanmaya kalksa kanunlar kadından yana. Anasından emdiği süt burnundan geliyor. Bu durumlar, gençlerin evlenmelerini ve yuva kurmalarını engelliyor. Aileler dağılıyor.

Bir dostum haklı olarak soruyor. “Dört yıl süren iki tarafın da açtığı çekişmeli boşanma davasında, aile mahkemesi boşamış olmasına rağmen, eski eşim benim yeniden evlenmemi engellemek için konuyu istinafa taşıdı. Bir yıldır dosyanın görüşülmesini bekliyorum. Ortalama istinaf davaları sürelerine bakınca daha en az iki yılım var. Daha sonra da Yargıtay’da geçecek en az iki yıl. Yani dört yıl daha bekleyeceğim. Dini hassasiyetlerim nedeniyle, gayri meşru bir hayat yaşayamam. Dini nikâh ile yeniden yuvamı kurmak istiyorum. Bu durumda da kanunlarımıza göre zina suçu işlemiş olacağım. Davanın kesinleşmesini beklesem en az 8 yıl geçmiş olacak. Yazık değil mi bana. Benim gibilere.

İki taraf da boşanma davası açmış. Alt mahkeme (aile mahkemesi) boşamış iken, konunun istinafa taşınması hukukun şahsi emeller için bir intikam aracı olarak kullanılmakta olduğunu göstermez mi? İstinaf mahkemesi ne diyecek bu saatten sonra bize? Siz boşanmayın yeniden beraber yaşayın mı diyecek? Tarafların boşanmak istediği, birlikte yaşamak istemediği halde mahkemenin böyle bir şey söylemesi mümkün mü? Aile mahkemesinin kararından sonra nüfus müdürlüklerine bir yazı yazılarak boşanmanın kesinleşmesi sağlanamaz mı? İstinaf sürecinde davaların tazminat, velayet vb. diğer konular yönünden devam etmesinin önünde ne gibi bir engel var. Ben ve benim gibiler sekiz sene neyi bekliyoruz yeniden yuva kurabilmek için? Bu süre ortalama bir insan ömrünün onda biri. Bu süreçte birçok insanın verimliliği kayboluyor, kadının doğurganlığı bitiyor. 

İkincisi: Acil çözüm bekleyen diğer bir konu da süresiz nafaka meselesi. Üç beş gün evli kaldığı halde boşandıktan sonra ömür boyu kadına nafaka vermenin adaletle, dinle, hukukla hiçbir ilgisi yoktur. Boşanmış ailelerde çoğunlukla kadın, çalışsa da kayıt dışı çalışarak, çalışmıyor görünüyor, evlense de resmi evlilik yapmayarak (ne de olsa evli değilseniz kanunlara göre zina suçu yok) erkekten ömür boyu nafaka almaya devam ediyor. Bu durumu duymayan, bilmeyen kalmadı. Yeni eşin rızkından kesilerek eski eşe ömür boyu ödeme yapılması, yeni eşe de haksızlık değil midir? Kadın hakkından hareketle yapılanlar, yine bir kadın olan yeni eş için zulüm değil midir? Ödeme gücü kaybolan erkeğe nafaka miktarında azaltma yapılmaması neticesinde tekrarlanıp duran hapis cezaları da cabası.

Üçüncüsü: Genç yaşta evlilikler. Çoğunlukla bilinçsizlikten bazen de içinde bulunulan çevre şartları neticesinde, anne-babalarının izniyle, akrabalarının tanıdıklarının ve davetlilerin gözleri önünde nikâh ve düğün yapılıyor. Devlet resmi nikâh cüzdanı veriyor. Çocuklar oluyor. Yıllar geçiyor. Kızın evlendiği tarihte on sekiz yaşın altında olduğu gerekçesiyle, erkek hapse atılıyor. Mutlu bir aile paramparça ediliyor. Çocuklar babasız, kadın kocasız bırakılıyor. Gelirleri kesiliyor. Bu durum hangi adalete uygundur? Tecavüzcüler ile bilinçsizlikten erken evlilik yapanlar birbirinden ayrıştırılarak, genç yaşta evlilik mağdurlarının problemleri ayrıca ele alınmalıdır. Bütün bu problemler, bu iktidar döneminde çözülmeyecekse, ne zaman ve kimler tarafından çözülecektir? Üstelik bu problemlerden en fazla etkilenenler ve mağdurları muhafazakârlar iken. Acil çözüm ve adalet bekliyoruz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dost

6284(kadını beyanının esaslığı)den ķüçücük ve imalı olarak bahsetmişsiniz.Suresiz nafakadan az bahsetmişsiniz.Bir anda 20 yıllik evliliği biten erkekler nasıl evlenecek.Adalet bakanımız bile söyledi,kadına şiddeti körüklüyor diye.Süresiz nafaka vermemenin veya almamanında bir nas olduğunun altını kalın çizgilerle çizmemişsiniz.Birde şöyle bir durum var.KADEM denilen hükümete yakın bir dernek var.Çoğunluğu başı örtük kadınlardan oluşan,ancak faliyetleri CHP zihniyeti doğrultusunda olan bu dernek,malesef bu konuda hükümeti olumsuz yönde yönlendirmekte ve bu derneğin kurucu bir üyesi hiç evlenmediği halde,aile olmayı yaşamadığı halde aileden sorumlu bakan olarak atanabilmektedir.Buda ak partiye karşı bu kesimde büyük bir kırgınlık oluşturmuş,bu durumu farkeden chp bu konuyla ilgili çozum vaatinde bulunmuştur.Toplumsal cinsiyet eşitliğine bağlı olarakda aileyi sıkıntıya sokan konu kadın istihdamının ve anaokulları ile kreşlerin desteklenmesidirBuna rağmen hükumetde ve ust düzey bürokraside kadın yönetici atanamamaktadır.

MUSTAFA

Bu tesbitleri sizler değil Sayın Bahçeli yapsa durum hemen düzelir sanıyorum.Zira şu sıra Sayın Bahçeli'nin bir dediği iki edilmiyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23