--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devletsiz olmaz!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
3

 Türk milleti, etnik farkları kaynaştırıp ölümsüzleştiren manevileşmiş tarihi varlığıyla bir bütündür. Türk milleti Müslüman’dır. Dinini kaybedince milli özelliklerinin bütününü kaybeden ve milliyeti ile maneviyatı birbirinden ayrılmaz hale gelmiş bir millettir. Türkiye, Türk milletinin ana vatanıdır. Din-dil-tarih şuuru milli sıhhatin teminatıdır. Millet olmak manevi, tarihi ve idealist bir gönül beraberliği içinde bulunmaktır. Bir kafatası meselesi değildir. Millet, yaşayan nüfustan ibaret değildir, yaşayan nüfusun muayyen bir değişim dönemindeki keyfiyeti ile sınırlı değildir. Türk milleti, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın İslam’ı en güzel biçimde yaşamış bütün insanlarının manen içinde bulunduğu bir büyük beraberliktir. Biz Cumhuriyetle beraber kurulan bir devlet değiliz. Cumhuriyeti kuran da tek lider, tek önder değil. Şahıslar putlaştırılmadan, yapılanlar tenkit süzgecinden geçirilmeden, din/dil ve tarih şuuru verilmeden kendi kültürümüzü bilemeyiz/öğrenemeyiz/öğretemeyiz. Bu ülkede yaşayıp, bu vatan topraklarında büyüyüp, bu milletin evladı iken, vatan, millet, devlet düşmanlarıyla beraber olamayız/olmamalıyız. Zulümleri, katliamları, ‘Batı uygarlığı’ adı altında yutturulan emperyalist zalim devletlerin uşağı gibi nasıl hareket edilir? Yaptıklarının hesabını vermemek için yurt dışına kaçanlara nasıl sahip çıkılır. “Hainlere taraf olma!” ilahi ikaz nasıl unutulabilir? “Kendilerine hıyanet edenleri savunma! Çünkü Allah, hainliği meslek edinmiş, günahkârları sevmez. Bunları savunmak da hainleri savunmak manasına gelir” (Nisa suresinde 105, 107. Âyetlere bakabilirsiniz.) Muasır medeniyet, çağdaşlık diye diye eğitim sistemimiz kanalıyla zihinler felç edildi. Hemen hatırlayacağımız yakınlıkta Bosna’da Batılı BM askerlerinin gözetiminde katliam yapıldı. Irak’ta bir buçuk milyon insan katledildi. Hemen her gün Suriye, Filistin, Kudüs, Yemen, Sudan, Arakan vs.’deki zulümlere şahit olunuyor. Bütün bunlar ‘demokrasi, insan hakları getireceğiz’ diye yapıldı. Toplumlar yerlerinden, vatanlarından edildi. Vahşetin, katliamın, barbarlığın adı ‘çağdaş uygarlık’ diye yutturuldu. İsrail’in yaptıklarına, ABD’nin zalimlere himayesine, İngiltere, Fransa, Almanya, Yunanistan’ın Türkiye düşmanlığı batasıca Batı’nın devlet politikası haline getirildi.

15 Temmuz’u yapan/yaptıranlara ‘Dur!’ diyen bu millet, dünyaya örnek oldu. Şimdi bütün bu şer güçler ve içimizdeki ‘şer ittifakı’ bu devleti yıkmaya, bu milleti yok etmeye çalışılırken bizler dini, tarihi sorumluluklarımızın şuurunda hareket etmek mecburiyetindeyiz. Milletin, ümmetin, insanlığın ümidi biziz. Biz millet olarak insanın haysiyetini, şerefini korumakla mes’ul ve mükellefiz. Batı korkuyor. Tarihin hakiki olarak yazılmasından, medenilik/uygarlık adı altında yaptıkları vahşetin bilinip öğrenilmesinden korkuyor. Milletleri, toplumları, ümmetleri, insanları ve insanlığı biz yaşatırız. İnsanlık, Batı’nın gücüne maruz kaldı. Gücün ahlakı, ahlakın gücünün yerini aldı. Mukaddesliğin, kutsiyetin, kaynağı ve aslî konusu; sadece imandır, dindir, İslâm’dır. Buradaki hassas sınır şudur: Vasıtaları gaye yerine koymayacağız. İnsan elbette ki inançlarını yaşarken bir takım maddi imkânlardan faydalanır. Ama o maddi imkânlar, kullanılmak içindir. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük benzeri kavramlar, hiçbir zaman esas olmaz. Onlar, esasa muhtaçtır. Yaşama beraberlikleri, paylaşmalar “din” mayası ile kıvamlanmalıdır. Yahya Kemal’in dediği gibi ‘milletlerin mayası kan değil, dindir.’ Batı’da da öyledir. İslam’ı sadece bir inanç sistemi gibi görmek ve göstermek, tarihe de, sosyolojiye de uymayan, realiteyi inkâr eden, hayali hakikat sanan/gösteren tarihi bir yanılgıdan başka bir şey değildir. 

İslam, temeli, çekirdeği iman olan insanlığın medeniyeti, hakikatin medeniyetidir. Bir medeniyet olarak, İslam’ın tarihi-sosyolojik, sosyo-kültürel yapısı, toplumun ruhuna işlemiştir. Dinimizi yaşayalım. Dinimize uyalım, dinimizi kendimize uydurmayalım. İslam’a teslim olalım ve onu en güzel (üsveyi hasene) ile temsil edelim. Peygamberimizi hayatın dışına çekmeyelim. O’nun sahte kutsallarla savaştığını, putları yıktığını unutmayalım. Oryantalistlerle, sekülerleşme ile paganizmle, putlaşmalarla, sahte kutsallarla mücadele, Peygamberimizin izini sürmektir. Din/iman ve devlet, aynı potada yoğruldukça biz, büyük devlet ve büyük millet olmuşuzdur. Tarih, bir ibretler aynasıdır. Bugün, hâlâ benzer sancılar içindeyiz. Bizim bir millî-manevi zâfiyet meselemiz vardır. Esasen terörün doğması daha doğrusu doğdurulması ve önlenememesi de bu meseleyle alakalıdır. Unutulmamalıdır ki; Toprak parçası, mânevileşince vatan olur. Fert mânevileşince şahsiyet olur. Ev manevileşince yuva olur. Toplum manevileşince millet olur. Yürek mânevileşince kalp olur, gönül olur. 

Dine toplumsal hayatın kapılarını (laiklik, demokrasi, vs. toplumsal hangi isim altında olursa olsun) kapatırsanız dinin zayıflaması devlet için tehlikedir. Devletin sahibi millettir. Milletin dini, milletin manevi yapısı, devletin himayesi altındadır. Siyaset bir araçtır. Onu amaç edinmemek şartıyla, insanın kendi amacı için kullanması zorunluluğu vardır. Statükoya razı olmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek, ‘olan’a kendini uydurmak, elbet tasvip edilir bir davranış olamaz. Batı’nın kavramlarıyla, onlara ait değerlerle biz düşünemeyiz. Hiç kimse başkasının ağzıyla yemek yiyemez. Ülkemize, milletimize, devletimize ve insanımıza sahip çıkmak birinci görevimiz olmalıdır.  

Hiç gündemden düşmeyen meselemiz, ülkenin bölünmezliği birliği, devletin bölünmezliği ve birliğidir. Unutmayalım, diğer hususlar buna bağlıdır. Milletin birliği ve bütünlüğü güçlü olacaktır ki; ülkenin ve devletin birliği ve bütünlüğü korunabilsin. Esas olan, asıl olan, milletin birliği ve bütünlüğüdür. Gelin görün ki, asıl ihmal edilen, millet, milleti millet yapan değerlerdir. Milleti millet yapan değerlere önem verilseydi ve onların sosyal hayatımızı yönlendirme tesiri sağlansaydı böyle mi olurdu? Din olmazsa, devlet de milletin birlik ve beraberliği de olmaz. Sonradan Müslüman olan entelektüel Roger Garaudy diyor ki: ‘Bir halkın millet ve hakiki devlet olabilmesi için büyük bir dine iman etmesi ve o dinin şartları içinde yaşaması şarttır. Milletin ebedîliği dinin azametine ve devlet/millet tarafından benimsenmesine bağlıdır.’

Dinimiz kıyamete kadar baki kalacağından, devletimize de devlet-i ebed-müddet diyorduk. Devlet başkanlarımız valilere gönderdiği tebliğlerde, “Teb’amıza iyi muamele ediniz. Onlar, ya din kardeşiniz, yahut da, yaradılışta eşinizdir” diyorlardı. Tahtlarının arkasına da, bütün mazlumların koruyucusu hâmisi, dostu manasına “Veliyyü külli mazlûmîn” ibaresini bulunduruyorlardı. Bütün bunlar bir makaleye sığmayacak konular. 

Devlet düşmanlığını görünce bu düşmanlığı yapanların bu millete, bu ümmete düşman, kendi değerleriyle irtibatını koparmış ‘hilkat garibeleri’ ile aynı ülkede yaşamanın zorluğunu bir kere daha idrak ediyorsunuz. İçimizdeki ve dışımızdaki devlet/millet ve ümmet düşmanlarının, dış düşmanlarla müttefikliği bizleri de son derece üzüyor. 

Hayran olup kapıkulu olduğun, talimat beklediğin Batı, senin hiçbir zaman Batılı olamayacağını bilir. O’nun gayesi “seni sen olmaktan çıkarıp kendisine tâbi kılmak”tan ibarettir. Bir kere Batı seni ‘Müslüman’ olarak görür. Nasıl olursan ol; her durumda bakışı böyledir. O’nu yaşasan da, yaşamasan da öylesin. Batı’nın gözünde hep öyle kalacaksın. Müslümansın, “Dünün Osmanlısı”sın. Çok çağdaş hale de gelsen de getirilsen de. Siyasi muhalefet nasıl olup da milletin ve vatanın bütünlüğüne karşı muhalefet haline getirildi? Bunlar tam bir hipnoz halindeler. PKK terörüne binlerce insanımızı kurban verdiğimizi bildikleri halde, Mehmetçiğin ne için savaşıp şehit düştüğünü bilmezler mi?

İnsanın içinde; yer, yurt hissi varsa, biraz vatan sevgisi bulunuyorsa ve senelerdir ülkesinde hüküm süren terörün kaynakları konusunda azıcık da olsa bilgileri varsa, tebrik edip, dua etmeleri gerekirken seslerinin kesilmesinin makul bir izahı yok.

 

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle