İsrail edepsizlikte level atladı!
İsrail edepsizlikte level atladı!
SELMA SAVCI
Dünya tarafından lanetle karşılanan İsrail’den bir Türkiye karşıtı haber daha...
Kurulduğu günden beri kendi güvenliğini sağlamak için Gazze başta olmak üzere türlü iftiralarla coğrafyamızda kan akıtan ve nükleer silah bahanesiyle İran’a saldırarak eli boş dönen ve geçtiğimiz günlerde aynı senaryoyu ülkemiz için de dillendirmeye başlayan Siyonist alçaklardan öyle bir açıklamalar zinciri duyuyoruz ki, hakikaten edepsizlikte level atlamayı başaran kan emici vampirler ordusu var karşımızda…
Yedioth Ahronoth gazetesi, "İsrail, Türkiye’yi ‘Cezalandıracak’ " başlığını kullandığı haberinde, İsrail’in filo baskını nedeniyle özür dilemediği için getirilen yaptırımlara karşı önlemler alacağını duyurmuş ve aynı gazete haberinin sonunda ise; Dışişleri Bakanı Lieberman’ın, "Erdoğan’a, kendisine İsrail’e bulaşmanın pek kârlı olmadığını kanıtlayacak bir bedel ödeteceğiz. Türkiye, bize saygı ve nezaket gösterirse iyi eder" sözleriyle noktalamış.
Ve sosyal medyada etkileşim alan haberler bütününün bir diğer perde arkasında ise, Başkan Erdoğan’ı hedef tahtasına koyma cüretinde bulunan irili ufaklı gazetelerden tutun da, Cumhurbaşkanımızı İsrail için büyük bir tehdit konusuna taşıyıp, öfke seli oluştururak kendi koltuklarını garanti altına almak isteyen bir Netanyahu hükümeti de görüyoruz.
Yaptıkları soykırımla lanetlenmiş bir topluma dönüşen bu İsrail’in yediği haltların sadece bir tanesi.. Ve yine aynı alçaklar sürüsünün Gazze’de yaptığı katliamların ardından gözünü yavru vatanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne çevirdiğini de görüyoruz.
Geçtiğimiz hafta İsrail Hayom Gazetesi’nde de Türkiye’ye nükleer silah iftirası atan Siyonist yazar Shay Gal, kaleme aldığı son makalesinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ı hedef alan skandal iddialarda bulundu. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’taki varlığını “terörizme açık bir operasyon üssü” olarak tanımlayan Gal, bölgenin yalnızca Kıbrıslı Rumlar için değil, İsrail için de bir tehdit hâline geldiğini öne sürdü. 1974 Barış Harekâtı’nı “işgal” olarak nitelendiren yazar, bu olayın 51. yıl dönümünde Kıbrıslı Rumların yaşadığı travmayı merkeze alarak, Kuzey Kıbrıs’ın artık uluslararası düzlemde İsrail’in de “sorunu” hâline geldiğini savundu. Gal’ın yazısında yer verdiği bazı iddialar ise uluslararası diplomatik krizi tetikleyebilecek nitelikte küstahlıklarla dolu.
İslam coğrafyalarına yaptığı zulümlerle tanınan İsraillilerin şimdi ise Türkiye ile doğrudan ilişkilerinin çok kuvvetli olduğu KKTC’ye bu hamleyi de yapması aslında iyice suyunun ısındığını da bizlere göstermektedir.
Bu saatten sonra yapılacak tek şey bu hainler sürüsü için, Cumhurbaşkanımızın da sloganik sözü olan “Bir gece ansızın gelebiliriz” anlayışının verdiği korkudur aslında.
Zamanında Yunanistan için kullanılan bu sözlerin aynısının İsrail için de söylenmesinin muhtemel olduğu bir döneme doğru gittiğimiz kanısındayız. Çünkü siz bu denli küstahlıklar yaparsanız şayet birileri de sizin dümeninizin yanlış yola gittiğini kafanıza basa basa siz katillere gösterecektir kuşkusuz.
Ben şahsen, İsrail denilen alçaklar sürüsünün bir gün yok olacağını dört gözle bekleyen milyonlarca kişiden biriyim. Ama görülen o ki, bu katiller sürüsünün yapmak istediği bu algı operasyonlarıyla ülkemize verebileceklerini düşündükleri zararlar. Ama onlarda çok iyi biliyorlar ki, son IDEF fuarı da bize çok net gösterdi ki, Türkiye artık savunma sanayinde çağ atlamış vaziyette.
Ama ne demişler korkunun ecele faydası yok… Umarız ki, bu gücümüzle bize parmak sallama cüretinde bulunmaya kalkan bir İsrail’in de ağzının payını verebileceğimizin idrakıyla…
Selam ve dua ile.