The Gülen lobileri, Ermeni lobilerinden daha tehlikeli
1993’de rahmetli Özal’la, 11 günde Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan olarak, toplam 5 ülke dolaşıp, bu ülkelerdeki temaslarda, vefatından önceki son seyahatinde bulunmuştum. Bu ülkelerin o günkü Türkiye’ye bakışı Osmanlı’nın o ihtişamlı dönemine bakışı gibiydi, beklentileri o istikamette idi. Rusya yeni yıkılmış, kendi enkazı üzerine çökmüş, kağıttan bir kaplan olduğu ortaya çıkmıştı. Biz de hayretle, süper güç olarak hep duyduğumuz Rusya’nın perişan halini, 250 kişilik gazeteci ve işadamları heyeti ile birlikte gözlemlemiş ve bu 5 ülkede de her şeyin birbiri ile aynı perişanlıkta olduğunu açıkça görmüştük.
İşte o seyahat esnasında, bu beklenti içerisinde olan kardeş Türk cumhuriyetleri, bütün kapılarını ardına kadar Türkiye’ye açmıştı. Hem işadamlarına, hem de bütün özel ve kamu sektörünün desteklerine muhtaç bir durumda idiler. O dönemde bizim yaptığımız en büyük atılım, işadamları girişimleriyle beraber, cemaat tarafından bu ülkelerde açılan okullar ve üniversiteler oldu.
Rahmetli Özal’ın bütün hayali, bu ülkelerde açılacak olan üniversiteler ve okullar vasıtasıyla, kurulacak eğitim köprülerinin diyaloğu ile, Türk cumhuriyetleri ile Türkiye arasındaki kardeşlik köprülerinin akışkanlığını ve devamlılığını sağlamaktı.
Böyle bir atayurt-anayurt kardeşliğinden oluşacak neslin, gelecekte Türk birliğini tesis edeceğini anlatıyordu. Fakat bu boşluğu cemaat çok hızlı bir şekilde doldurdu ve o gün o ülkelerde yapılan parlamento konuşmalarında, benim de içinde bulunduğum, okul ve üniversite protokolleri imzalanarak, pek çok okul ve üniversite açılışları hemen yapıldı. Çok kısa zamanda okullar ve üniversiteler de aynı şekilde, aynı hızla açılmaya devam etti. Aradan geçen bu 23 yıllık dönem içerisinde, cemaatin kadroları orada kalıcı olarak kökleştiler ve özellikle o ülkenin elit tabakalarını, varlıklı aile çocuklarını hedef alarak bu okullarda yetiştirdiler, yaz tatillerinde de Gülen’e mürit olmak üzere Amerika’ya taşıdılar.
Güya bir ödül ve mükafatlandırma bahanesiyle bütün bu kardeş Türk cumhuriyetlerindeki başarılı ve zeki çocukları seçip, Gülen’e mürit haline getirdiler, Amerika ve Türkiye’deki cemaat kurumlarına geziye götürdüler. Daha sonra bu çocuklar okullarını bitirip, devletlerinin içerisinde seçkin makamlara gelip, siyasi yönetimde ve kamu sektörlerinde başarılı, yüksek mevki sahipleri oldular.
Bugün Türkiye olarak karşımıza o ülkelerde çıkacak en büyük sıkıntı, Gülen’e aynen Türkiye’deki gibi bağımlı olan, bu ülkelerin bürokratları ve siyasileri olacaktır. Bizim Türkiye olarak yaşadığımız şu andaki Paralel yapı sıkıntıları, Paralel ile olan mücadeleyi ne yazık ki o ülkeler de yapmak zorundadır.
Çünkü kendi evlatları olarak gördükleri ve yetiştirdikleri Gülen okulu mensuplarının en zeki ve en başarılı, varlıklı ve üst düzey bürokrat kesiminin çocukları, Gülen mensubu müritler haline getirilip abiler ve ablalar tarafından yönetilmektedir. Gülen’in o ülkedeki imamlarının talimatı ile hareket etmektedirler. Oralarda Türkiye’den daha hızlı mesafe aldıkları için sayıları ve etkin konuma gelmeleri daha hızlı olmuştur ve daha güçlüdürler. İşte bu itaate bağımlı hale gelmiş Gülen mensuplarının tasviyesi, yurtiçi ve yurtdışında bir strateji geliştirme merkezi ve bu işin bir yol haritası ve ortak çalışma ekipleriyle, süreklilik içerisinde koordine edilmesi, geç kalınmış bir iş olarak karşımızdadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Gülen’in elinden bu yetkileri alabilmesi için daha önce benim o ülkeler ile yapmış olduğum üniversite ve okul protokollerinin değiştirilmesi lazım. Cemaat şirketlerinin o ülkelerdeki protokollerinde Gülen’in atadığı rektör, öğretim üyeleri ve öğretmenlerin, YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı, tarafından atanması şeklinde değiştirilerek, Gülen’in Amerika’dan yaptığı yönetimin durdurulması aciliyet gerektiren bir husustur.
Bu şirketlerin Paralel devlet yapılanması olarak, Türkiye’de illegal örgütler haline geldiği, Türkiye’nin bu şirketlerin faaliyetlerini durdurduğunu, resmi olarak büyükelçilikler, TİKA ve eğitim ataşeleri ve üst düzey yöneticiler aracılığı ile resmi olarak iletilmesi de geç kalınmış bir husustur. İlgili makamlara, daha önce o ülkelerde yetkili şirket genel müdürü olarak yapmış olduğum açılış protokollerinin değiştirilmesi için sunumda bulunabilirim.
Allah iç ve dış ihanet şebekelerinin tuzaklarından vatanımızı ve milletimizi korusun.