--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fitne zamanı fıkhı

Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
13

 

İnsanların günlük din değiştirdikleri; akşam mü’min yatıp sabah kâfir, kâfir yatıp Müslüman uyandıkları bir zamanın eşiğindeyiz. Bu öyle bir zaman ki; dini dinsizlerden öğrenmiş olanlar, dindarların elinden dini almaya çalışıyorlar. Ellerinden gelse bu dini dinsizlerden öğrenmiş olanlar, Allah’a din öğretecekler.

“(Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” ( Hucurat Sûresi/ 16)

Müslümanların hayatında ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde din adına bağlayıcı şer’i bir otoritenin bulunmadığı, herkesin şahsi görüşünü din zannettiği, kendisini fetva makamında gördüğü zamanlar, fitne zamanlarıdır. Fitne zamanının fıkhı da özel bir fıkıhtır. Sonuçları itibarı ile “Havf Fıkhı” daha ağırlıkta bir fıkıh olacaktır. Ayrıca, işin özellikle İlahiyatçı, Sosyolog ve Psikologları ilgilendiren kısmı, savaş, korku, fitne, ölenin niye öldüğü, öldürenin niye öldürdüğünü bilmediği terör, sapıklık, kargaşa, hercümerç, tabii afetler, hastalık, göç, açlık, hastalık zamanlarında insan psikolojisi, aile içi ilişkiler, topluluk olarak davranışlarımız, sabır, yardımlaşma, ötekilerle olan ilişkilerimiz din ile terbiye edilip mukayyed kılınmazsa, düşmanın tuzaklarına yakalanmamız kaçınılmaz olacaktır.

Fitne, denenmektir, imtihandan geçirilmektir. Fiten, sözlükte değerli madenleri saf olup olmadıklarını tesbit etmek amacıyla ateşte eritmek anlamındaki fetn (fütûn) kökünden türeyen fitne kelimesinin çoğuludur. Fitne mastar olarak “sınamak, nimet veya sıkıntı ile denemek”, isim olarak ‘utkunluk, sapıklık, kargaşa’ manalarında kullanılır. Kur’an’da genellikle ‘insanın isyan veya sabrını ölçmeye yönelik her tür ilâhî imtihan’ anlamına gelen fitne kelimesinin ‘günah, fısk ve fücûr, inkârcılık, savaş, yangın, zelzele, kargaşa’ şeklindeki manaları zamanla daha çok yaygınlık kazanmış; özellikle hadis literatüründe bu kelime, İslâm toplumunda çeşitli dinî ve siyasî sebeplerle ortaya çıkan sosyal kargaşa, anarşi ve iç savaş gibi ümmet bütünlüğünü bozan her türlü yıkıcı faaliyeti ifade etmek için kullanılmıştır. Rabbimiz uyarıyor: 

“Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.” (Enfal Sûresi/ 25)

Allah yolunda aksiyoner bir bakış açısına sahip değilseniz, sizde inisiyatif diye bir şey yoksa, zihniyet ve amel açısından düşmanın stratejisine bağımlı iseniz, kolaylıkla aldatılır ve yanlış yöne sevkedilirsiniz. Bulunduğunuz ülkede, yerde hak ile batıl, maslahat ile mefsedet, doğru ile yanlış birbirlerine karışmışlarsa bir kişinin ehl-i hak’tan mı, ehl-i batıl’dan mı olduğunu birbirinden ayrıd edemiyorsanız; ölçülerden bir ölçü olarak Allah, Peygamber ve Müslüman düşmanlarının fırlattıkları oku takib ederek Ehl-i hakkı tanımaya çalışmanız, fitne zamanı fıkhındandır. İmam Şâfiî’ye (rahimehullah): “Fitne zamanında hakkı tutanları nasıl anlarız?” diye sorulmuş, O da: “Düşman oklarını takip ediniz, o sizi hak ehline götürür” demiş. Günümüzde bütün dünya gâvurları İsrail ile beraber olup Gazzeli Müslümanlara bomba yağdırıyorlar. Bu durumda kim diyebilir İsrail’e karşı direnen Gazzeli Müslümanlar Ehl-i Hak değildir? Şayet İslâm coğrafyasında, bu ülkede bunu diyenler varsa, onları da gaâvurlardan sayınız.

Fitne zamanları, “mezlaka-i akdam” zamanlarıdır. Mezlaka, “kaygan yer” demektir. “Mezlaka-i akdam,” ayakların kaydığı yer, mecazen, ilmî bahislerde hata yapılma ihtimali çok büyük olan, nazik, tehlikeli meseleler demektir. Bugün hilafet-i şer’iyye’nin yokluğundan bütün İslâm coğrafyası “mezlaka-i akdam”a dönüşmüştür. İlim ile birlikte firaseti ve basireti kuşanmazsanız, ayağınızın kayması an meselesidir. Rasûlüllah (sav) buyuruyor: 

“İlerde bir fitne olacak. O fitne içinde kişi mümin olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayabilecek. Ancak Allah’ın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç.” ( Sunenu İbn-i Mace, II, 1305, 1310 (3954, 3961))

Bu hadis-i şerif, bize fitne zamanı fıkhını öğretmektedir. Bu hadis-i şerif fitne ile ilgili hadis-i şerifleri kuvvetlendirmektedir. Burada da fitnenin, bozulmanın yaygın bir hâl olacağı anlatılır. Müslüman bir cemiyette sabahleyin Müslüman olarak uyanan, evinden çıkan bir kimse, toplumdan, arkadaşlarından, yayın organlarından veya başka mihraklardan aldığı tesirle, sabah mümin evinden çıktığı hâlde akşam, bir şüphe, bir söz veya bir başka sebeple evine kâfir dönebilecektir. Burada en önemli faktör, kişinin dinini bilmemesi olarak görülmektedir. Çünkü Allah’ın, kalbini İslam bilgisi ile iman hakikatleri ile dirilttiği kimse bu duruma düşmekten korunabilecektir. Bu durumda fitne ve bozulma devrinde, toplumda İslam’ı bilenlerin azalacağı, İslamî bilginin kifayetsiz olacağı, İslam’ı muhtaçlara ulaştırmanın güçleşeceği hususları akla gelmektedir. Din, iman, ilim adına birbirimizin kıymetini bilmek mecburiyetindeyiz. Fitne zamanının fıkhı, Müslümanları tekfir etmekten, günahkâr Müslümanları hesaptan düşürmekten vazgeçmemizi gerektiriyor. Âdem (as)’dan bize kalan miras, “pişman olmak ve aslına rücu etmek”  mirasıdır. Âdem (as)’ı baba kabul edenlerin bu mirasa sahip çıkmaları gerekir. 

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hakan Çakır

28 Şubat 2024 22:09

Zamana, mekâna ve insana dokunan çok önemli bir yazı...Müslümana kıymet kazandıran yazıları çok severim..Allah yazarımızdan razı olsun. Maşaallah yazıları çok net.. Allah saflarımızı safileştirsin....

Nedim

28 Şubat 2024 17:38

Ha gayret diyorum yazara.. fıtrat dinine uygun yazılar yazsa çok okunur yorum alır.yorum yok.nasslari İslam'ı kendi kafana göre değil sahabe nasıl anlamış ve yasamissa o fıtrat dinidir.onlarin iman İslam şirk küfür helal haram müslüman kâfir dedikleri doğru olan..yoksa İslam iddiası taşıyanların söyledikleri değil zaten İslam dünyasında ki zillet fitne yani Kuran'da fitne kalkıp din yalnızca Allah'a oluncaya kadar buyrulan şirk küfür

Nedim

28 Şubat 2024 17:29

Ama fikhul ekber yani akaid temelli fıkıh zamanı.. Osmanlı sonrası ısrarla dindar çevrelere hep akaid konularından (konusu küfür şirk iman İslam olan) sonra si için gerekli bilgiler ısıtılarak anlatılıp duruldu.sakiz oruç u bozar mı abdest vb... hâlbuki Şehadet in anlamı şartları onları bozan unsurlar vb konular çok önemlidir.kişiyi cennete sokacak ebedî cehennem den kurtaracak peygamber ve ashab yolu inancı itikadı dindarlığı...imam Mâlik rahimullah in İlk kavmi ne kurtardiysa son kavmi de o kurtaracaktır sözünü de iyice düşünmek gerekir.Resulullah sav geldiği kavmi kendilerine İbrahim as ve İsmail as nisbet ediyor Kâbe ye hizmet ediyorlardı.fakat şirk küfür inançlarla şeytani la'ne kandırmış ti kendilerini hak yolda zannediyorlardi

Nedim

28 Şubat 2024 16:44

ALİ ra,"Hakkı bilirseniz kimin hakta kimin batilda olduğunu bilirsiniz"sözü çok kıymetlidir.Osmanli sonrası bir plan dahilinde Resulullah sav büyük fedakarlıklarla bedellerle kurduğu sistem hayat tarzı yerine galip devletlerin kâfir devletlerin Allah'a isyan eden devletlerin sistemleri ve içi boşaltilarak iğdiş edilmiş din yürürlüğe konulmuştur.İslam belli Müslümanlık bellidir.

Ömer

28 Şubat 2024 13:47

Çelebi yorumunda 1500 sene öncesini yaşıyorsunuz demekle neyi kastetti ? 

İbrahim Alkılıç

28 Şubat 2024 12:42

BU ZAMANIMIZIN FİTNESİ EN BÜYÜK BİR FİTNE OLDUĞUNDAN hem müteaddid hadîsler hem çok işarat-ı Kur'aniye aynı tarihiyle (tarihini belirterek) haber veriyorlar. Buna kıyasen, ümmetin geçireceği safahatı küllî bir surette bir hadîs beyan ettiği vakit, bazen o küllînin bir tek hâdisesini, misal olarak tarihi gösterir. Böyle müteşabih ve manası tamam anlaşılmayan hadîslerin Risale-i Nur eczaları kat'î bir surette tevillerini beyan etmiş. Yirmi Dördüncü Söz'de ve Beşinci Şuâ'da, bu hakikati düsturlarla (kaide, hüküm) beyan etmiş. Şualar kitabı - s.341 de. Daha tamamlayıcı bilgileri Risale-i Nur, 24. Söz ve 5. Şua da bulursunuz. Zamanımızın en büyük âlimi ve kitaplarındaki bilgiler 80 senedir tazeliğini koruyor.

Fsm

28 Şubat 2024 12:02

İyi insan, vicdanlı insan, doğru insan olmaktır.

Abdullah

28 Şubat 2024 11:45

İlim olmayınca elfazi küfre düşülüyor ve iman ve ameller tehlikede.ilmi olan tövbe eder ALLAH in lütfiyle.kalbi diri tutmak zikir istikametten ayirmamak ilim olur.ALLAH razı olsun hocam.

Çelebi

28 Şubat 2024 11:44

Hala 1500 sene öncesini yaşıyorsunuz.

Vahap Kalyoncu

28 Şubat 2024 12:42

1500 sene sonrasında yaşıyan kardeş bu beğendiğin nizam göz yaşı ve kandan başka ne getirdi söylermisin tabii bilebilirsen.

Kanber

28 Şubat 2024 11:13

Allah razı olsun Ağzınıza sağlık kelamınıza bereket versin selamlar

Mustafa Çelik Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle