Dünya, Türkiye’nin liderliğine hazırlanıyor!
Dünya, Türkiye’nin liderliğine hazırlanıyor!
MUHAMMET KUTLU
Küresel güçlerin ülkemizi oyalamak için dayattığı gündemi bir kenara bırakıp büyük resme bakmak lazım bazen…
Hadi sizlerle birlikte bugün küresel gelişmeler ışığında ülkemizin de içinde olduğu büyük resme bakıp, yakın ve orta vadede ülkemizi ve dünyayı nelerin beklediğini anlamaya çalışalım.
Dünya ve İslam âlemi, son iki yıldır siyonist terör devleti İsrail’in Gazze’ye sıkıştırdığı iki milyonu aşkın Müslüman Filistinliye soykırımına şahit oluyor.
Bu vahşi soykırım, insan olan herkesi derinden sarsıyor, insanlığını sorgulatıyor.
Siyonistlerin son iki yüz yıl Osmanlı’yı yıkmak üzere oyun üstüne oyun kurup sonunda Birinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte, İngilizleri kullanarak 1948 yılında kurdurduğu İsrail, son iki yıldır sürdürdüğü soykırımla birlikte tüm dünyanın nefretini kazandı.
Amerikan, İngiliz, Avrupa halkları dahil…
Oysa küresel siyonist güçler, Osmanlı’yı yıktıktan sonra İngilizlere kurdurdukları İsrail’i ABD’ye zimmetlemişler, tüm ihtiyaçlarını ve savunmasını da ellerinde tuttukları ABD’ye ihale etmişlerdi.
Son yıllara kadar bu düzen bir şekilde sürüp gidiyordu. Sonra 7 Ekim’deki Aksa Tufanı saldırısı oldu. İsrail bu saldırıya bire belki milyon denilebilecek düzeyde orantısız saldırılarla karşılık verdi. Sonra da işi soykırıma döndürdü.
Peki ne oldu da birden bire İsrail’i yöneten Netanyahu ve aşırılık yanlısı koalisyon ortakları kudurmuşçasına önce Gazze’ye, ardından Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a yani bütün çevresine saldırmaya başladı?
Dikkat edin, başta Netanyahu ve diğer aşırı dinci faşist koalisyon ortakları, tüm insanlığı iğreti eden, barbar, vahşi, soykırıma, kana susamış şekilde açıklamalar yapıyorlar.
İsrail’in sergilediği bu kana susamışlık ve vahşet, artık ABD’de sokaktaki vatandaşından akademisyenine, gazetecisine, tarihçisine, stratejistine, ordu mensubuna kadar hemen her kesimin bu ülkeden nefret etmesine neden oldu.
Artık Amerikalılar “Bizim paralarımızı İsrail’e akıtamazsınız” diye tepki koyuyor.
Bu da şu demek; Yarın öbür gün siyonistlerin kontrol edemediği bir aday çıkıp “İsrail’e her türlü yardımı durduracağım” derse rekor oyla seçilebilir…
Neyse, devam edelim.
Peki İsrail ve siyonistler bütün bunları göremiyor mu? Görüyorlarsa neden sürekli kendi ayaklarına sıkıyorlar? Yüzlerce yıldır ilmek ilmek Ortadoğu’nun başına ördükleri İsrail çorabını neden bir çırpıda çöpe atıyorlar?
İşte burada resme biraz daha yüksekten bakmak gerekiyor.
Küresel siyonist güçlerin kontrolündeki ABD’li ve Avrupalı firmalar 30 yıl önce Çin’e yatırım yapmaya başladı. Ucuz işçilik ve ucuz maliyetle kârlarını onlarca kat artırdılar. Sonra daha çok Çin’e yönelmeye başladılar.
İş öyle bir boyuta ulaştı ki, artık stratejik sektörler ve basit ürünler üreten firmalar dışında neredeyse ABD’de üretim yapan firma kalmadı. Bunun benzeri Avrupa için de geçerli.
Çin bir iki yıl içinde ABD’yi geride bırakıp dünyanın en büyük ekonomisi olacak. İşte burada ABD’yi yönetenler ülkenin bitişini görerek Çin’e karşı bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdiler. Henüz ellerinde 30’u aşkın uçak gemisi ve dev armadalar, on binlerce savaş uçağı, on binlerce nükleer füze varken…
ABD-Çin savaşı birkaç yıl içinde patlayacak. Yoksa ABD yok olacak.
İşte burada, dünya ticaretini ve finansını yöneten, küresel sermayenin en büyükleri olan Türk asıllı Hazar Musevileri devreye girecek.
ABD-Çin savaşına gidilirken, Çin’den kaçacak küresel firmalar, birkaç yıl içinde başta Türkiye olmak üzere, Mısır, Suriye, Irak, Lübnan, Libya gibi bölgelere gelecekler. Bu göçten aslan payını çalışkan ve zeki halkıyla dikkat çeken Türkiye alacak.
Türkiye liderliğinde Doğu Akdeniz’de bir tür Levant Ekonomi Bölgesi oluşacak. Bu ise piyangodan çıkmış bir durum değil. Türkiye’ye durduk yere gelmeyecekler yani.
Çünkü Türkiye, yüz yılda bir gelen liderlerden Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde yaklaşık 24 yıldır bugünlere hazırlanıyor. Ekonomisini güçlendiriyor, sanayisini yeniliyor, teknolojik ürünler üretip dünya markaları çıkarmaya çalışıyor.
Türkiye’nin mal ihracatı 29 Ekim 2025 itibarıyla 270 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Her geçen yıl rekor tazeleyen turizm sektörü bu yıl 64 milyar dolara ulaşmayı hedefliyor. Turizm sektörü birkaç yıla kalmaz 100 milyar dolar seviyesini yakalar.
Meccut mal ihracatı, turizm gelirleri ve diğer yurt dışından para çeken sektörlerle birlikte Türkiye’ye yıllık para girişi 350 milyar dolar seviyesini şimdiden aşmış oldu.
Ayrıca Türkiye öyle diğer ülkelere benzemiyor. 30’dan fazla eskiden bağlı oldukları merkez ülkenin ayağa kalkmasını dört gözle bekleyen Osmanlı bakiyesi olmak üzere 57 İslam ülkesi ve Türk ülkeleri, bizi kurtarıcı olarak gören 40’ı aşkın Afrika ülkesi, birlikte üretim ve ticaret yapabileceğimiz doğal ortaklar...
Ülkemiz daha şimdiden bazı sektörlerde dünya sıralamalarını zorluyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI), 2024 raporuna göre dünya, geçen yıl silahlanmaya 2 trilyon 718 milyar dolar harcadı. Rapora göre Türkiye, 318,7 milyar dolarla ABD’nin 1. sırada yer aldığı silah ihracatçısı ülkeler içinde 11. sıraya yerleşti.
İHA pazarında, dünya piyasasının yüzde 65’lik paya sahip olan Türk savunma sanayii, son 10 yılda 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç etti.
Savunma Sanayii Başkanlığı’nın verilerine göre, savunma sanayii ve havacılık ihracatı 2024’te 2023’e göre yüzde 29’luk artışla 7.154 milyar dolara ulaştı. Bu yıl 10 milyar doları geçer. Başta Kaan, Kızılelma, Altay, onlarca çeşit zırhlı araç, savaş gemileri, hava savunma sistemleri, füzeler, helikopterler şimdiden ihraç edilmeye başlandı bile. Özellikle yüksek teknolojili askeri gereçlerin fiyatları farkıdır. Türkiye sırf askeri araç gereç ihracatından beş yıl içinde 100 milyar dolar bandını yakalayabilir.
Bu yıl 39 milyar doları aşan ihracat gerçekleştiren Türk otomotiv sektörü, gelecek yıl 43,7 milyar dolarlık ihracatla uluslararası piyasalardan aldığı payı artırmayı planlıyor. Bu sektör de yerli markalarla kolayca 100 milyar doları yakalayabilir.
Özetle Türkiye 5-6 yıl içinde yıllık 1 trilyon dolar ihracat rakamına ulaşıp dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri olacak.
Bunu gören dünya sermayesi istikrarlı ve büyüyen Türkiye’yi tercih ediyor. Başka yolu yok. İsrail, Doğu Akdeniz’de taşların yerinden oynatılıp yeni düzenin kurulması için kudurtuluyor.
Türkiye’nin lider olduğu dönemde bu ülke, içine kapanık küçük bir ülke olarak varlığını sürdürmeye çalışacaktır.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” söylemi içi boş bir söz değil. Eğer bir dönem daha seçilirse, Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcına büyük bir kıvançla şahitlik edebiliriz.