Böyle dostlar, düşman başına! İlker Başbuğ!
Alın size pratik fast-food “dost” tarifleri...
Bir tutam Gezi ruhu, bir fiske İhsan Eliaçık, alacağı kadar İdris Bal’ı İstanbul sermayesinin avuçlarına koyun, Gülen’deki “Erdoğan” kininin yüksek ateşinde, Fehmi Koru’nun Bilderberg aklıyla karıştırın... Biraz da Soros sosu eklediniz mi alın size “sıfır kalori” değerinde bir Abdullatif Şener!
Büyük bir parça Garfield Zekeriya, bir tutam Gezi ruhu, bir fiske Fetullah Gülen’i İstanbul Sermayesi’nin mutfağında, FETÖ’nün avuçlarına koyun. İhsan Eliaçık’la mayalayın. Fehmi Koru’nun Bilderberg aklıyla köpürterek karıştırın. Abdullatif Şener’deki kanserojen Erdoğan nefretinin “orta” ateşinde pişirin. Biraz da Soros sosu eklediniz mi alın size “sıfır kalori” değerinde bir İdris Bal!
Yere-yurda sığmaz miktarda Fetullah Gülen ihanetini, “sıra geceleri”ne yetecek miktarda Zekeriya Öz karakteriyle marine edin, bir parça Abdullatif Şener ihanetini benmary usulüyle eriterek bu malzemeye ilave edin, Aydın Doğan’ın teknesinde İngiliz aklıyla Soros’layıp “mason” ritüelleriyle karıştırın... Bir süre Gezi ruhunda bekletin. Dumanlı’nın Erdoğan hasedinin kısık ateşinde pişirip, bir fiske de İhsan Eliaçık serpiştirdiniz mi alın size “sıfır kalori” değerinde “yüksek manevra kabiliyetli” bir Fehmi Koru!
ÖNCEKİ YAZIMA DEVAMLA...
Şimdi “Fırtınada gemiyi ilkin sıçanlar terk eder! AK Parti’nin Brütüs’leri” başlıklı yazıma ilaveten bir iki şey söyleyeyim...
Bunlar bize dost olsa noluuur, düşman olsa ne olur?
Bize yâr olsa ne oluuur, ağyâr olsa ne olur?
Bizden caysa noluuur, muhalefete kaysa ne olur?
İstidat bu!
Orada da sıçaaan, burada da sıçan...
Sonuçta, zoru görünce arazi olan...
Çok yüzlü...
Çok kullanışlı...
Yüksek manevra kabiliyetli...
Adam olamayan...
Sağlam duramayan...
Portatif...
Kaygan...
Samimiyetsiz...
Vefâsız...
Sadakatsiz...
Dinini, imanını, şerefini, haysiyetini, vatanını, milletini, dostluğunu, arkadaşlığını, davasını, inançlarını üç kuruşluk menfaat için satan bu “barkodlu beslemelerden”, bu soysuzlardan ne köy olur ne kasaba...
Makamla, mevkiiyle, meslekle, kariyerle...
Neyle toplarsanız toplayın, neyle çarparsanız çarpın fark etmez...
“Sıfır” değerdedirler çünkü.
Tartın, ibre oynamaz!
Adamlık noktasında, tüy kadar hafiftirler.
Bu yüzden, Erdoğan’a, Davutoğlu’na, davamıza ihanet etmeleri sakın üzmesin sizi...
Küçücük bir “esintide” gemiyi terk mi ettiler?
Döneklik mi yaptılar?
“Gölge etme/ başka ihsan istemez” deyip geçmek lazım bu tip insanlara!
Ayakkabıdaki taşlar gibi...
Silkelemek ve geçmek...
Öyle dedik ve “kalayı basıp” geçtik...
•
Bunu çoktan tahmin ediyordum...
İŞTE TÂ 12 ŞUBAT 2015 TARİHLİ YAZIM...
“Düşünüyorum da...
Allah esirgesin! Şimdi AK Parti iktidarı türbülansa girse... F Tipi Terör Örgütü bir şekilde galip gelse...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanında üç-beş inanmış insandan başka kim kalır sizce?”
İLKER BAŞBUĞ...
Abdullatif Şener, Erdoğan’ın arkadaşıydı. İdris Bal milletvekili... Ya Bilderberg Fehmi (Koru)?
Menfaatten kesilince... “Araya dağlar, denizler ve kahrolası gurur” girince... Arkadaşlık da hayal oldu, dostluk da, vefa da...
Abdullatif Şener’i, İdris Bal’ı dinledim...
Dinlemek miydi, katlanmak mıydı bilemedim.
Sonra, İlker Başbuğ’u dinledim... Yeni tahliye olmuştu. Erdoğan o dönemde başbakandı...
Ne çekiştirdi...
Ne muhalefet etti...
Ne aleyhinde tek kelime söyledi.
Ne de şikâyet etti.
Bilakis, Erdoğan arkadaşımdır dedi.
Orada dilini sarkıtıp soluyan FETÖ mensuplarının ağzına tek “kırıntı” dahi vermedi.
Maksatlı insanların “kışkırtıcı” sorularına rağmen, son derece “soylu” durdu!
Başına gelen onca musibet hatırlatıldıkça, “Allah büyük” diyordu.
“Ordu, peygamber ocağıdır” diyordu. “Bizim de hatalarımız oldu”, “anlamaya çalışmalıydık” diyordu. “Biz askeriz, her koşulda yaşarız” diyor, cezaevi günleri için dahi sızlanmıyordu.
Gerçek Atatürkçü, samimi bir Atatürkçü... Evet, farklıyız!
Lakin buna rağmen, devlet adamlığıyla, ölçülü muhalifliğiyle, Erdoğan’a vefasıyla, devletine, milletine yüksek sadakatiyle, nezaketiyle bende müthiş bir saygı uyandırdı.
Hülasa...
İdris Bal gibi vekilim olacağına...
Abdullatif Şener gibi dava arkadaşım olacağına...
Fehmi Koru gibi dostum olacağına...
Asaletsiz, muhannet, bivefalarla zaman harcayacağıma...
Başbuğ gibi bir muhalifi tercih ederim. O kadar yani...