• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Burulgan

21 Şubat 2024
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

Osmanlı yıkılıp cumhuriyete geçildikten sonra yapılan büyük yıkımlardan biri dil üzerinde oldu. Harf değiştirildi. Dil değiştirildi. Mevcut dil de sadeleştirilmeye çalışıldı. Dildeki sadeleştirmenin gayesi yabancı kelimelerin yerine varsa Türkçe, yoksa Türk Dil Kurumunun uydurduğu Türkçe ağız yapısına uygun uydurukça kelimeler türetip güya Türkçeyi yerlileştirmekti. 

Türk Dil Kurumu kuruldu ve başına bir Ermeni olan Agop Martayan (Dilaçar) getirildi.

Ne hikmettir ki dilden atılan kelimeler hep Arapça ve Farsça kelimeler olurken, cahilane girişimleri sonucu Türkçe olan kelimeleri de yer yer iterek onun yerine Batı dillerinden veya Arapça/Farsçadan kelimelere karar kılmışlar. Hâlbuki niyetleri sadeleştirmek ve Türkçeleştirmek iken ellerinin ayaklarına dolandığı da olmuş.

Bu söylediğime iki çarpıcı misal şudur: “Burulgan” kelimesi ve “bastak” kelimesi…

Bizim bölgemizde “burulgan” hortum yerine kullanılırdı. Yani bugün kullandığımız manada hortum bilinmezdi. Sadece filin hortumu veya su nakletme aracı olarak bilinirdi. Tabiattaki ani hava değişimi sonucu dönüşen hava ve su dönüşümlerine ‘burulgan’ denirdi.

Burulgan ayrıca, karın ağrısı, karında şiddetli ağrıyı tanımlamak, mide bulantısı için de kullanılırdı.

Bastak” ise merdiven yerine kullanılırdı. Merdiven veya merdiban evin içine veya dışına çıkan basamaklı giriş için kullanılır, duvara, ağaca vs. tırmanmak için kullanılan araca “bastak” denirdi.

Görüldüğü gibi “burulgan” burulmaktan “bastak” basmaktan gelen ve asırlarca milletimizin kullandığı nadide kelimelerdi.

Burulgan” da, “bastak” da Türk ağız yapısına tamamen uyarken ve Türkçe kelimeler iken burulgan’ın yerine Arapça hortum, bastak’ın yerine de Farsça merdiban/merdiven meşhur kılındı ve dilimize de zihinlerimize de yerleştirildi.

Bir şey ortaya çıktı ki; Türkçemiz, Osmanlıca Türkçesi ile hazır zengin bir dil olmuşken, burulgana uğradı!

Ben bu yazımda burulgan kelimesini kullanarak muhalefetin başı CHP’nin yaşadığı ahvalin önce karın ağrısı yani karında burulgan sonra da hortum anlamında burulgana dönüştüğüne değineceğim.

Rahmetli Kadir Mısıroğlu, CHP’nin başına lider olarak gelenleri sırayla sayıp her gelenin diğerinin yarısı ancak olabildiğini anlattıktan sonra aynen şöyle diyor: “Kılıçdaroğlu’ndan sonra CHP’nin başına gelecek kişi onun ancak yarısı olabilecek.”

Ne hikmettir ki bugün CHP, tam o hali yaşıyor. Yani yıllar boyu karnında sancı halinde olan burulgan, artık hortumun eşanlamlısı bir burulgana dönüştü CHP’de…

Daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi şu an CHP seçmeninin çoğu belki TV’de haberleri izlemiyor. Çokları da her gün partilerine belki ağız dolusu sövüyor. Birçoğu bu seçimde ya sandığa gitmeyip tatile gidecek ya da boş oy verecek.

Nedendir? Cumhuriyeti kurduğunu iddia eden bir partinin bu düştüğü durum nedendir?

CHP neden kendini çek etmez?

Ediyor mutlaka ama yanlış ‘çek’ ediyor. Şöyle diyeyim: Trene yükleri yerleştirdiniz. Tren yolda giderken yükler vagondan düştü, dağıldı. Bu tren CHP olsun, makinist de liderleri... Ve bu vagonların her biri de genel başkanların süreleri olsun… CHP bu olayın muhasebesini yaparken hep yüklerin düştüğü ânı, yeri, trenin makinistini ve gidiş hızını muhasebe ediyor, tartışıyor. Asıl, yükü başlangıçta trene dengesiz ve yanlış yükleyenleri tartışmıyor. Köklerine, temele inmiyor. Makinisti değiştiriyor, yükü aynı minval yeniden yüklüyor lakin bir başka hafif virajda yükler yine yerlere saçılıyor.

Köklerine in CHP köklerine. İttihat ve Terakkiye in. Ondan sonra Osmanlıyı haksız yere niçin yıktığını, Şeriat’e niçin düşman kesildiğini, Osmanlı Hanedan üyelerine yaptığın zulmü, suçsuz insanları niçin öldürttüğünü, suçsuz yere bir başbakanın neden idamına sebep olduğunu, sağ sol çatışmalarındaki rolünü, binlerce Leaniyi ve gayrimüslimi ülkeye getirip isimlerini niçin değiştirdiğini, “halklara özgürlük” diye diye PKK’nın ve aşırı sol örgütlerin palazlanmasına nasıl kapı araladığını, Milli Görüş’ün partilerini direkt veya endirekt yollardan, bürokrasi ve askeriyedeki kadroların vasıtasıyla nasıl kapattırdığını, başörtülü kızların okumalarını, direkt veya endirekt yollarla, daha sonra her birini partinden vekil yaptığın bürokratlarla nasıl engellediğini ve bu hususta binlerce gözyaşı damlasının topraklara aktığını bir düşün…

Bırak helalleşme mizansenini… Önce kendi iç organlarındaki paraziter burulganı sonra bunun partiyi kaç şiddetinde salladığını kritik et.

Neden milletin şerrine olacak her çerçevede senin adın anılıyor? Niçin millet için hayırla anılacağın bir icraatın yok.

Halen toplumda, nerede inançlara bir saldırı varsa, nerede LGBT gibi, aşırı özgürlük talebi gibi, bilimle dini karşılaştırıp bilime dini ezdirme sevdası gibi, terör örgütü PKK’ya sahip çıkma veya sahip çıkanla kol kola olma gibi hamleler oluyorsa hep CHP’nin mutfağından geliyormuş hissi veriyor; neden?

Allah size, millete hoş gelecek lider de nasip etmiyor daha. Demek Allah tüm mehabeti giderdi sizden. Ne diyek?

Biz tüm partiler içinde en fazla okumuş kitleye sahibiz” diye övünüyorsunuz ama yetmiyor işte. Allah da “yürü ya kulum” diyecek, vesselam. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yusuf Duman

İşte Süleymançılar bu CHP'ye oy veriyor. Yuh olsun. 14 Mayıs beyanatlari var

Nuh

Burulganın yanında burulmak, burmak aynı kökten gelir, neyse tarzanca eğitim vermeyen üniversite makbul sayılmıyor. Türkçe eğitim verenler taşralı ise yaramaz sayılıyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23