Gelibolu Savaşı vatan ve din muharebesiydi
Gelibolu Savaşı vatan ve din muharebesiydi
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Gelibolu savaşı vatan ve din muharebesiydi. Resmi tarih, böylesine imkânsızlıklarla elde edilmiş zaferin din boyutunu mümkün mertebe görmezden gelme gayretindedir.
Bir vatanın müdafaasının din merkezli olmasının büyük izzet olduğunu, gelecek nesillere aktarmamak için resmi tarih patinaj yapıp durmaktadır.
Bazı yerli ve yabancı tarihçilere göre Gelibolu Zaferinin kazananının olmadığıdır. Yine insaflı davranılarak; böyle bir zaferin; “vatan, devlet, din ve namus” uğruna kazanılmış olduğunu kaydederler.
Çünkü böyle bir zafer, diğer dünya toplumlarında görülmemiştir. Dolayısıyla bu sonuç; teknoloji ile boğulmak istenen Mehmetçiğin amentüsünün eseridir.
Gelibolu Savaşları, 21 ayrı cephede yüzlerce komutan ve yüzbinlerce Anadolu evladı Mehmetçiğin, Kur’an-ı mübinin adına kazanılmış zaferidir.
•
Resmi ideoloji ve resmi tarihçiler, meselenin bu yüzüne bakmamak için direnmektedir. Tek taraflı bir zafer anlatılmaktadır.
Oysa şehitlikleri gezenler, mezar taşlarına baktıklarında gerçeği görmektedirler. Kimler kimler için savaşmış bilmektedirler.
Gelibolu yahut Çanakkale Zaferi, sadece bizim tarihimizin değil, insanlık tarihinin en ihtişamlı kahramanlık destanıdır.
Çanakkale; geniş Osmanlı coğrafyamızın dört bir yanından gelen yüz binlerce vatan evladının, istiklâl ve istikbal uğruna dünyaya meydan okuduğu yerdir. İspatı şehitliktedir.
Devrine göre itilaf devletlerinin modern silahlarına karşı imanıyla mücadele eden, elindeki zayıf silahlarla tarihin yönünü değiştiren başka bir tarih yazılmamıştır. Keşke bir de biz de tüm yönleriyle yazılabilse.
•
İtilaf devletlerinin yöneticisi İngilizler, 18 Mart akşamı İstanbul’daki elçiliklerinde akşam kahvesini içmek üzere deniz üzerinde hazırlık yaparken, Cevad Paşa komutasındaki Mehmetçiklerimiz, işgal emellerini alt üst etmiş, boğazdan geçit vermemiştir.
Mesela burada Nusret Mayın Gemisinden döşenen mayınların gerçek yüzü resmi tarih kitaplarında yazmaz.
Dönemin şahitleri, meselenin iç yüzünü anlatırken, resmi tarih neden mayın döşeme şeklini es geçer? Meselenin özü şudur:
Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevad Paşa, Peygamberimizin (s.a.v.) işaretiyle rüyasında; “Kef” ve “Vav” harflerini görür.
Bu harflerin ebced hesabıyla “20+6” rakamına denk düşmesi ve 26 adet mayının döşenmesi gerektiği işareti olarak yorumlar.
Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemisindeki askerlerimiz, düşman gemilerinin manevra yaptığı Erenköy Koyu’ndaki Karanlık Liman’a, 7-8 Mart gecesi, düşman projektörlerine yakalanmadan 26 mayını, kıyıya paralel şekilde, her biri tekbirlerle, salavatlarla döşer.
Bu sırada İtilaf devletleri aralarında İstanbul’u pay etmektedirler. 18 Mart 1915 günü düşman donanması, bu hattaki mayınlara çarparak ağır kayıplar verir. “Batırılmaz, batmaz” dedikleri, “Bouvet, Irresistible ve Ocean” zırhlıları dibi boylar ve “Çanakkale Geçilmez”.
•
Ezcümle:
Şimdi bütün bu gerçekler bilinmiyor mu? Biliniyor! Peki, niye ders kitaplarında tüm yönleri, 21 cephesiyle birlikte dile getirilmez?
Cephede şehit düşen kahramanlarımızın ruhları için el-Fatiha!