--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir sabah Yavuz’un huzurunda (1)

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
6

 

İstanbul’da ister ikamet ister misafir halde bulunalım mutlaka kendimize ara sıra teneffüs vererek, bir müddet dünyadan öteki âleme yolculuk edelim.

Bu kısa müddetli teneffüs, eğer tamamen kendimizi dünyaya esir etmemişsek ve hâlâ içimizde ahiret dürtüsü varsa emin olun ki çok iyi gelecektir.

Geçtiğimiz hafta içinde bir dostuma; “Yavuz Sultan Selim Camii’ni, türbesini ve diğer büyükleri ziyaret edebilir miyiz” deyince yolumuzu Fatih’e uğratmıştık.

Yavuz Sultan Selim sadece Osmanlı tarihi değil, bütün bir dünya tarihinde görülmüş bir Sultan, Padişah değildir.

Sekiz yıllık kısa döneminde, Devlet-i Aliyye’yi Cihan Devleti haline getiren odur. Onun için pek çok namı vardır.

“Sahibkıran”, “İskender-i Sani”, “Doğunun ve Batının Sultanı”, “Hâdimü’l-Haremeyn” unvanlarıyla anılmıştır.

“Sahibkıran” lakabını dil zulmü yüzünden medeniyetinden kopmuş veya koparılmış nesiller için biraz açalım: Kubbealtı Lügatinde şöyle ifade edilmektedir.

“Uğurlu olarak bilinen Zühre (Venüs) ve Müşteri (Jüpiter) yıldızlarının aynı burç ve aynı derecede oldukları kutlu zamanda doğan kimse, böyle bir zamanda tahta çıkan çok başarılı hükümdar”.

Bir de tasavvuf manasına bakalım: “Dünya ve ahiret saadetine nail olan himmet eri, kutup”!

Biz insanoğlu, neredeyse her anımızı değişen duygu rüzgârlarıyla yaşarız. Neyi, nerede, ne zaman nasıl ziyaret edeceğimizi iç âlemimiz belirler.

Sabahın ilk ışıklarında Yavuz Sultan Selim Camiinin kapısından girerken, sanki yaşayan bir Sultan’ın huzuruna giriyor hissine kapıldık.

Sina Çölü’nü “göl” diye geçen Yavuz’un huzurunda olmak ve o kısa sekiz seneyi, elektrik akımı gibi düşünmek insanın başını döndürüyordu.

Selçuklu veya Osmanlı külliyeleri veya imarethaneleri, sadece Padişahların ve diğer büyüklerin camilerinden, kabirlerinden ibaret değildir.

Buralar, tarihin anlaşılması için her an okunması ve pek daha mühimi, iş ve düş dünyamızda olup bitenleri tartabilmek adına tefekkür için hazır ders ocaklarıdır.

Bu arada bir ayrıntıyı daha değinelim.

Bugün külliye olarak bildiğimiz; içinde camisi, çarşısı, okulu, su sarnıcı, hamamı, hanı, misafirhanesi, kervansarayı ve ikametgâhtan ibaret yapıların esas adı “imarethanedir”. “Külliye” ismi sonradan verilmiştir.

Yavuz Sultan Selim’in, (1512-1520) yılları arasındaki sekiz yıllık hükümdarlığı, Devlet-i Aliyye’nin 600 yılı aşan tarihi geçmişine bakıldığında çok kısa sayılan bir devirdir.

Sekiz yıllık icraatıyla hem ülkemizi hem İslam âlemini hem de dünya tarihini şekillendirmiştir.

Öyle anlaşılıyor ki, bu kadar kısa hükümdarlığında “Sahibkıran” unvanını Trabzon’da yaptığı 24 senelik sancakbeyliği sırasında almış olmalıdır.

Yine sekiz yıl içerisinde, “Saltanat gelininin tek damadı olur” ilkesi ve inancıyla hareket ederek, Fatımilerden sonraki ikinci büyük siyasi bölünmeye sebep olan Safevi tehlikesine Çaldıran zaferinde (1514) büyük darbe vurarak, Anadolu’nun şiileşmesinin önünü almış, ardından Memlüklere son vermiş ve İslam âleminin fiili halifesi olmuştur.

Yarına devam.

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Akıl tutulması

1 Ekim 2024 12:03

Osmanlı da 36 padişah vardı ama nedense 33 tanesini unutup sadece en tartışmalı olan Abdülhamit,Vahdettin,Yavuz Sultan Selim yazıyorsunuz.

ata

1 Ekim 2024 11:43

o güzel mekan semtin pisliği demiyelim de karmaşası içinde yok oldu gitti... bizim istanbul bitti. kanunlar, hırs, yolzuzluk, rüşvet ve pratik karadeniz zekası fatihi bitirdi. el.fatiha...ha izmir iyi mi asla.. ankara daha beter, antep, mersin... felaket.. şehir düzeni bize gelmemiş abi.... hani değil yüz sene, bin sene geçse de düzelmez... bir ara güzel bir kanun çıktı fatihte kat sayısı üç, ev tipi cumbalıydı... ne oldu kimbilir deli paralar karşısında... bilmiyorum farkettiniz mi, fatihte trafik, otopark kilit, bitti, yok, kalmadı...

Kanber

1 Ekim 2024 10:35

Selamlar. Bugün Filistin Gazze ve lübnanı yani İslâm coğrafyasını görünce; Hz Ömer'in, Selahattin Eyyubi'nin ve Yavuz Sultan Selim Ecdadımızın yokluğunu hasretini o kadar derinden hissediyorum ki, onları da rahmetle yad ediyorum. Allah mekanlarını cennet eylesin.

Murat

1 Ekim 2024 10:22

Yavuz selim ecdadımızın pırlantasıdır Allah ve Resulüne yürekten bağlıdır sevdalıdır ve Allah ona çok büyük başarılar nasip etmiştir hilafeti bu topraklara getiren kişidir odur 8 yılda devletin topraklarını üç kat arttıran odur mazluma merhametin zirvesi zalime de acımasızlığın zirvesini yaşatan bir liderdir yüzyıllar öncesinden bugüne ışık tutan bir yönetim anlayışı vardır ve bugün maalesef bu anlayış olmadığı için sıkıntılar had safhada iktidardan beklenen Yavuz'un sistemidir mazlumun merhamette sıkıntı yok ama zalime dokunulmuyor özellikle batı yancısı olanlara ve bu böyle gitmez gitmemeli yoksa büyük hüsran bu ülkeyi bekliyor

Reis Sevdalısı

1 Ekim 2024 10:02

Günümüzün Yavuz'u, günümüzün Hadim-ül-Haremeyn-iş-Şerifeyni sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ı anlamadan, onun yanında, davasında yürümeden ecdadı da anlayamayız, bir milimetre ileri de gidemeyiz.

MUZAFFER..

1 Ekim 2024 05:30

CENNET MEKAN ECDADINI NE ZAMAN TANIYACAGIZ ,NESİLLER İÇİN .........GEREKENLER BİR AN ÖNCE YAPILMALIDIR.........ALLAH C.C RAZI OLSUN HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA SAV KOMŞU EYLEYE AMİN.........EL FATİHA..........

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle