2026 Şeyh Edebali Yılı ilan edildi (2)
2026 Şeyh Edebali Yılı ilan edildi (2)
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Şeyh Edebali’nin hayatını ve devlet kuruculuğundaki ehemmiyetini anlatacak, yazacak elbet yetkin tarihçilerimiz, uzmanlarımız vardır.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın hassasiyetiyle, manevi öncülerimiz hamdolsun daha çok tanınır ve bilinir oldu. Şeyh Edebali de başta gelmektedir.
Haddi aşmamak ve sözü uzatmamak için Şeyh Edebali üzerine çalışmaları olan isimlerden birisi de Prof. Dr. Haşim Şahin’dir. Sözü ona bırakmalı.
•
“Osmanlı kroniklerini okuduğumuzda, Şeyh Edebali’nin Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde muazzam etkiye sahip olduğunu; devletin kuruluşunun sadece siyasi aktörler üzerinden değil, dini ve tasavvufi aktörler üzerinden de nasıl inşa edildiğini açıkça görmüş oluyoruz. Bunu Şeyh Edebali sayesinde yapıyoruz.
Şeyh Edebali oldukça uzun hayat süren birisiydi ve Orhan Gazi döneminin neredeyse ortalarına kadar da yaşamıştı. Peki, Şeyh Edebali neden önemli bir kurucu?
Birincisi, Babailer isyanından sonra Selçuklular 1243 yılında Moğollar tarafından mağlup edildiler ve zaman içerisinde Anadolu’da İlhanlı hâkimiyeti başladı. Bu durum Selçuklu Devleti’nin siyasi olarak sonunu getirdi.
Selçuklu hizmetinde bulunan emir ve komutanlar, Türkmen beyleri, Anadolu’nun değişik bölgelerinde birer beylik kurdular: Karamanoğulları, Germiyanoğulları, Saruhanoğulları, Menteşeoğulları, Hamidoğulları, İsfendiyaroğulları gibi irili ufaklı 19 civarında beylik vardı.
Bu beylikler içerisinde Osmanlı Devleti, öncelikli olarak Eskişehir-Bilecik havalisinde kuruldu. Ardından Sakarya ve Bursa bölgesini fethetti.
Şeyh Edebali, Darülharp ile Darülislam’ın kesiştiği uç bölgesinde, Bizans sınırında olması hasebiyle gaza anlayışını üst seviyeye taşıyan bir beylik oluşturdu.
Dolayısıyla Osmanlı Beyliği, İslam’ı yayma gayreti içinde olan derviş ve farklı zümrelerin akın ettiği bir beylik oldu. Bu stratejik konumunun oluşmasında, Şeyh Edebali’nin ciddi anlamda etkisi vardı.
•
Bugün Eskişehir ile Bozüyük arasında, Uludere köyü olarak bilinen yerde Şeyh Edebali’ye ait birtakım yapıların kalıntıları bulunur. Burada bir Vefâi zaviyesi vardır.
Söğüt’te kendisine yurt verilen Ertuğrul Gazi’nin de bu bölgede Şeyh Edebali’ye ciddi anlamda saygı duyduğunu görüyoruz.
Osman Gazi de Şeyh Edebali’nin dergâhına zaman zaman gidip geliyor ve nihayetinde Şeyh Edebali’nin kızı Bala Hatun’la evleniyor.
Bu evlilik, siyasi iktidarla manevi iktidarın birleşmesidir. Osmanlı Devleti’nin geleceği ve kurulmak istenen sistemin niteliği açısından önemli bir evliliktir.
1299 yılına geldiğimizde Eskişehir’de Karacahisar Kalesi içerisindeki camide Osmanlıların bağımsızlık hutbesinin okunduğunu görürüyoruz.
Bu hutbeyi okuyan kişi ise Dursun Fakih’tir. Dursun Fakih, Şeyh Edebali’nin damadı olmasıdır; yani Osman Gazi’nin bacanağıdır.
Orhan Gazi döneminde Bilecik’te Şeyh Edebali için bir zaviye inşa edildi. Türbesi hâlâ oradadır ve ziyarete açıktır.
•
Ezcümle:
Şeyh Edebali, Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemindeki çok farklı dinamik unsurların bir şahıs etrafında şekillenmesini sağlamış; kuvvetli ve kudretli bir merkez olmuştur.