• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
TÜM YAZILARI
19 Ekim 2020

Düşüncenin Ağır Romanı (Din –Bilim-Akıl)

Dinin de biliminde muhatabı akıldır. Şeref bulan insan akılla en değerli gücü bulur. Batı "aklı"; Descartes'la birlikte "nedenler" üzerinden dışladı. Auguste Comte'un pozitivizminden itibaren de, dünyayı sadece "olgu"lar ve "kanun"lar boyutunda çalıştırdı. Spiritualizm'le (ruhçuluk) beraber de aklı bir "hayaller şebekesi" gibi gördü. Oysa ne sadece "sebep"lerin araştırmasına kapanan bir bilim, ne de sadece "gaye"lerin araştırmasına kapanan bilgelik, ne "ilk sebep"e (arkhe), ne de "son gaye"ye erişebilir. Zira akıl “Özne”, “Düşünce” fiildir. Emperyalizmin evladı kapitalizmle eşgüdümlü doğan modern aklın temeli “Yapısalcılık” (yeniden inşa-stürktürealizm), çoktandır beklenen gerçeğin kapital akıl olduğuna insanı inandırdı. Bu sanayi ekonomisinde büyük sistemlerin hızlı gelişimini sağladı.

Sonuçta egemen gücün kullandığı dil bilimsel, yaşam biçimi medeniyet olarak algılanıyor.

Yeni tarih yazımıyla insanlar, lineer (ilerlemeci) tarih eğitim müfredatları ile yetişti. Öyle ki bilinen insanlık tarihi on bin yıl olmasına rağmen, tarihin İsa’nın(as) doğumuyla başlatılmasını bile sorgulayamayan akıl en ilerici akıl sayılır oldu.

Bugün İnsanlar mağaradan çıkıp gökdelenler inşa ettiklerine inanıyorlar. İnsanın atasının maymundan geldiğine şüphe ile bakmasının temel kaynağı dinsel metinlerdi. Bugün de yapısalcı tutuma direnç gösteriyor. Dijital dönemde atalarının maymundan geldiğine inanmayan insanlar “ hayvan haklarıyla başlayan süreçte maymunlaştırma sürecine sürükleniyor. Beş kişilik ailenin trafikte can vermesi beş saniye ile haberlerde geçiştirilirken, ölenler sadece dijital rakamdan ibaret gibi sunuluyor. Diğer taraftan, kuyruğu korkuluklara sıkışmış kedinin kurtarılması haber metinlerinde beş dakika yer alıyorsa hayvan hakları üzerinden hayvanlaştırma mı var? sorusunu sordurmayı gerektirir. Maymundan geldiğine inanmayanlar pekâlâ maymuna çevrilebilir mi? Modern aklın ürünü “Yapısalcılığın” (yeniden inşa-stürktürealizm) insan aklını tahribe en çarpıcı örnek bu olsa gerek. Aynı zamanda bu, toplumların, kültür ve metinlerin incelenmesinde yapısalcılığın ulaştığı kaçınılmaz safhayı ve aklı sorgulamayı gerektiriyor. Tabiatı gereği yapısalcılığın yeniden kurmacılığı, aslında geçmiş hafızayı yok etme üzerinden kurguludur. Ve birileri biz felsefe insanlarının bu bilimsel hokkabazlığa göz yumacağını düşünüyor. Çok beklerler. İnsan var oldukça biz düşüneceğiz. Düşünce var oldukça da biz var olacağız.

Bilim akıl ve din kavramlarını açalım.

Bilim, çoğunlukla nesnel yapısı gereği deneye tabi tutup sonuçlarını ölçemediğini reddederken, garip bir paradoksla nesnel olmayan hacmi ve ağırlığı hakkında en ufak bir cevap sunamadığı varlığını ise inkâr edemediği ama beynin bir yerinde olduğunu kanun olarak dayattığı “aklı” kutsadı. Bugün akıl bayramlarının yaşandığı modern dönem, aklın kutsandığı bir dönemdir. Hind’den Fenike’ye Mısır’dan Akdeniz- Fırat- Nil- Dicle havzasına kadar kadim hikmetin bilgisinden neşet bulmuş, Eflatun’un “Ey Yunanlılar siz Mısır matematiği karşısında çocuksunuz! “dediği klasik felsefenin yeni döneme bıraktığı en etkili ve eskimez miras da bu olsa gerektir. Buna göre her şeyin ölçüsü akıldır ve akıl dışı olan her şey; büyü, hurafe ve uydurmadır.

“Dinin, insanın arzu ve korkularının tatmin aracı olduğu” şeklinde Freud’çu okulun (psikanalistlerin) iddiası ile “dinin, ilkel insanın basit duyularının/gözlem ve denemelerinin ürünü olduğu” şeklindeki pozitivistlerin anlayışı, aklın yüceltilmesine çarpıcı iki örnektir. Onlara göre insanın ilerlemesi sonucu akıl çağına/pozitif çağa-“üç hal kanunu” gereği- ulaşılmıştır ve dolayısıyla din, büyü, metafizik gibi konulara ihtiyaç kalmamıştır. Freud’un Hristiyan dünyasının travmaları üzerinden dinsel telakkisi İslam dünyasında da makes buldu. Bu anlayış hâlâ Müslüman ilim çevresini etkilemeye devam ediyor. İslam coğrafyasında kimi bilim insanları / her durumda aydın sıfatıyla mümeyyiz/ kendini dinsel planda Müslim olarak konuşlandırsa da bilimsel sistematiğe aykırı davranamayan ve dolanımıyla bilimsel retoriğin terennüm ettiği “akıl amentü esasları”na tabi olmaktan kurtulamıyorlar. Bu bilim insanları kategorize edilmiş uzmanlık pencerelerinin haricinde İslam’a yabancılıklarını reddederek yabani bir cehalet katmanında yüzmeye devam ediyor. Diğer kısmı da İslam’a bilimsel akla uygun bir anlayış getirerek kabul etme yoluna gitmeyi çözüm yolu görüyorlar. Mustafa İslamoğlu’nun Kur’an-ı Kerim’de müşahhas olarak zikredilen “İnna(A)llâhe-stafâ âdeme venûhan veâle ibrâhîme veâle ‘imrâne ‘alâ-l’âlemîn(e) Gerçek şu ki Allah; Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini âlemler üzerine seçti; Ali İmran; 33)” ayetini çok iyi bilmesine rağmen “ Efendim Adem'den önce ademler vardı” gibi bir zorlayıcı yorumlamayla bilimsel tuzağa düşmesi Darwinizm savrulmasına örnektir. Keza Bayraktar Bayraklı yorumları aynı halet-i ruhiyenin ürünüdür.

Bu kesimin Düşünce ve eylemlerinin meşru kaynağı hep aynı slogan olmuştur; “İslâm akıl dinidir…”.

Günümüzde de modern akla ve mantığa uygun düşmediği ve bugüne hitap etmediği gerekçesiyle Hz. Peygamber’in Hadislerinin usulü hadis dışında toptancı yaklaşımla hafife alınması veya reddedilmesi benzer bir hezeyandan öte bir şey değil. Öte yandan tarihselcilik adına Hz. Peygamber zamanındaki bazı uygulamaların bugün için geçerli olamayacağını savunmak da kısmen bu kategoriye dâhil edilebilir. Aklı devre dışı tutan gelenekçi ruhbanizme itiraz noktasından modern aklın hizmetine sunulan bir din telakkisine savrulmak ciddi bir travma olarak görülmeli.

Bu travmanın atlatılabilmesi için dinsel öğretici metinlerdeki sorunların konuşulması kadar, bilim felsefesi ile modern aklın sorgulanabilmesi gerekir.

Modern akıl,yakın tarihte bizatihi batılı düşünürlerce de sorgulandı.

Geçmişte Batıda Kant’ın “saf aklın eleştirisi”nin ardından pratik akla düzenleme yapma çabası, Modernizmin hayal ettiği akıl dinamiğini yakalayamadı. Batı da Hegelcilik’in etkisini yitirdiği ve Yeni-Kantçılık’ın etkili olduğu dönemlerde felsefeye yeni bir yön verme çabasına giren Husserl, Kendi felsefe sistemini geliştirmeye bilimin idealleriyle felsefenin ideallerinin birleştirileceği bir fenomenolojik yaklaşım ya da bilinç kavrayışı geliştirmeye yöneltti. Husserl’a göre Felsefi bilgi kanı olmaktan ya da inançtan farklı olarak bir kesinlik içermeliydi. Bu da bilgiyi ve bilinci rastlantısal ve belirsiz bir şey olmaktan çıkarıp kesin bir takım yöntemsel ilkelere bağlı bir süreç halinde açıklayabilmeyi gerektirirdi. Husserl’a göre kesin bir bilim olarak felsefenin ortaya çıkışı bu yönelişin bir sonucu olacaktır. Devamında bir yöntem olarak öne sürülen felsefi fenomenolojisi Heidegger’den başlayarak geçtiğimiz yüzyılın düşünce eğilimlerini yönlendirmiştir diyebiliriz. Heidegger’in fenomenoloji ile hesaplaşma girişimleri, yüzyılın ikinci yarısından itibaren düşüncenin yönelişini fenomenoloji ile bir içsel diyalog halinde gelişmeye zorlamış, J.Paul Sartre ve varoluşçuluk üzerindeki etkisi yanında dolayım halinde Postmodern düşünceye de kaynaklık etmişti.

Hülasa

Klasik metafizikte olduğu gibi, Allah'ın sözü olmaksızın iyi/kötü değer öğretisi olmadığı gibi, objektif dünya/insan öznesi arasında bir diyalektikte yoktur. Sadece iyi ile kötü arasında bir deontoloji vardır.

Klasik dönem sonrası modern düşüncenin temelleri fani insan aklı verilerine dayanır. Felsefenin tersine teolojinin temelleri mutlak ve fani olmayan bir varlığa, Allah'a, dayanır: Fakat bugün teoloji, araştırmanın her zaman dil aracılığıyla insan tarafından sürdürüldüğünü itiraf etmiyor. İşte onun epistemolojik olarak temellerinin, iman düzeyinde bile, saygınlığını yitirmesinin nedeni budur. Böyle olmakla birlikte temelleri, hakikatini ve gerekliliğini koruyor.

Modern akla itiraz kadar geleneğin ardını sığınıp, aklın devre dışı tutulması da insan yaratılış fıtratına aykırıdır. İslami düşüncenin dramatik ağır romanı bu durumda ciltlerce anlatılabilecek oldukça yekûn tutan malzemeyle dolu.

Bağlamından koparılmış, bozulmuş, seçilmiş, belirli çerçevelere, prensiplere, prosedürlere, sert içeriklere indirgenmiş olan klasik modellerden türetilen bilgi türü, Müslüman toplumların siyasi, ekonomik ve sosyal durumuna eşlik etmektedir. Muhafazakâr fukaha, kültürel seviyesi düşük ya da gerilemiş şehirlerde mezhep öğretisini yeniden üretirken, formasyonu tam oluşmamış din adamları, kırsalda adeta izole olmuş mahfillerde sesli, görüntülü, dijital ortamlarda yerel, inanç ve sembolik değerlere garip tutumlarla boy gösteriyorlar. Çoğu kez zühd devri sufi bilgiden yoksun, tekke rahlesinden mahrum ama tarikat şeyhi olarak, sosyal yapıya ve içinde yaşadığı gruba özgü Usulüddin mahrumu bir bilgi sunumuyla, okuma kültüründen yoksun geniş sosyal tabanı özelde de kadınları büyük ölçüde inandırmaya hatta suistimale devam ediyorlar. Bu fakirleşmiş ama fonksiyonel olan İslam’ın değişme derecesi, oldukça canlı yerel kültürler arasında tahribatın dozajını attırmıştır. Klasik İslami düşünceyle kesintilerinden dolayı tatsız tuzsuz “ham kaba softa” düşünce gerçekte güven duyulmayan yerel dengeleri ve iktidarları meşrulaştırdığından otoriter birçok dini algıyı da doğurmuştur.

Böylesi gri cehalet havada bilginin (episteme) derin yapısının suikast uğraması tabii sonuçtu. Şurası bir hakikat ki ilimlerin sınıflandırılması bazı disiplinleri içermelidir. Bu, Miskeveyh ve İbn Haldun’la tarihe, Cürcani ile retoriğe, Mutezililerle kelama, Gazali ile ahlaka, İbn-i Arabi ile tasavvufa girmek gibidir. Bu söylem türü tartışmaya açık tabi.
Hakikatin insanla yok edilmesi veya anlaşılması ve yaşatılması gerçek ve mecazi anlamda felsefi bir karara bağlıdır. Buda din, akıl, bilim kavramlarının yerli yerinde değerlendirilebileceği zeminlere ihtiyaç duyuyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

NE ÖNEMİ VARKİİİ

Harika. Bu mesele ancak bu kadar güzel ve basit anlatılabilirdi TECAVÜZCÜ VE TERÖR SEVİCİ PARTİLER VE TTB KAPATILMALI
  • Yanıtla

Turgay Başboğa

Söylemin düşünce, jestin eylem, çenebazlığın sanatın yerini aldığı bir çaresizlik çölünde tespit ve önerileriniz çok değerli. Kaleminize sağlık üstadım...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23