Gerçek dost olmayanlar gemiyi en önce terk ederler
Değerli kardeşlerim, bu yazımda kısaca menfaatler tükenince bir kısım sahte dostların nasıl dostlarını terk ettiklerini kısaca izah etmeye çalışacağım. Öncelikle dost; güvenilen, gönüldaş, sevilen, iyi anlaşılan kimsedir (TDK). Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) bir hadisi şerifinde: “İnsan sevdiği ile beraberdir” buyuruyor (Müslim bir, 161). Bir başka hadisi şerifinde ise âlemlerin Efendisi: “Kötü arkadaş demirci körüğü gibidir. Üflenince, ateş kıvılcımları seni yakmasa da kokusu seni rahatsız eder.” (Buhari). Bir başka hadisi şerifte: “İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. Koku sürmese de yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.” (Müslim). Peygamber Efendimiz (SAS) bir diğer hadisi şerifin de ise: “İnsan dostunun dinindedir. Bundan dolayı dost edineceği kişiye dikkat etsin.” (Riyazü’s Salihin 1,398). Ebu Hureyre (RA) naklettiğine göre, Peygamberimiz bir hadisi şerifinde: “Mümin cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.” (İbni Hanbel 2,400). Kur’an-ı Kerim’in Ali İmran suresinin 118. ayetinde Mevla’mız şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Kendi din kardeşinizden başkasını dost ve sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size ellerinden gelen kötülüğü yapmaktan geri durmaz; her zaman sıkıntıya düşmenizi isterler. Baksanıza size olan şiddetli öfkeleri ağızlarından taşıyor. Kalplerinde gizledikleri kin ve düşmanlık ise daha korkunçtur. Eğer aklınızı kullanıp gereğince davranırsanız, size ayetlerimizi kesin bir şekilde açıklamış bulunuyoruz.”. Nisa suresinin 139. ayetinde ise Cenab-ı Hakk şöyle buyurmaktadır: “Onlar, müminleri bırakıp da kâfirleri dost ve sırdaş ediniyorlar. Yoksa onlar kâfirlerin yanında izzet, şeref ve kuvvet mi arıyorlar? Boşuna aramasınlar. Çünkü izzet, şeref ve kuvvet tamamı ile Allah’a aittir.”. Dostluk hakkında kısaca açıklamadan sonra esas mevzuumuza dönelim. Değerli kardeşlerim, bildiğiniz gibi ben fazla siyasi konulara girmemeye gayret ediyorum. Ancak bazen öyle bir hale geliyoruz ki, insan haksızlıkları gördüğünde veya saf, bir şey anlamaz yerine konulduğunda kendini yazmaya mecbur hissediyor. Çeyrek asırdan fazla yurt dışında kalan bir kardeşiniz olarak şunu gördüm; dünyada demokrasi ile idare edilen ülkelerde hem iktidar partileri hem de muhalefet partileri vardır. Bu insanlar belli ölçüler içinde, kendi ahlaki kurallarına uyarak siyaset yaparlar. Birbirleri ile asla galiz kelimeler sarf ederek kavga etmezler, aile yapılarını yıpratmaz ve belden aşağı atmazlar. Şu an için bizde yapılan siyasi konuşmalar siyaset ahlakına ne derece uygundur? Bir kısım siyasetçilerin yaptıkları konuşmalar ilkokul, ortaokul ve lise talebelerine sizce güzel bir örnek teşkil edebilir mi? Hemen hemen birçok kere haber bültenlerinde küçük, büyük muhalefet partilerinin sayın liderlerinin veya sözcülerinin yaptıkları konuşmaları ister istemez dinliyor ve izliyoruz. Bazı muhalefet liderleri sadece ve sadece oy uğruna Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeline dinamit koyanları tekrar işlerine döndüreceğini(!) söylüyor. Bazı sayın liderler bugün ilkokul çocukları biliyor ki, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı sistemi var. Başbakanlık diye bir makam yok. Bu makamın yeniden ihdası için, belli bir sayıda milletvekiline sahip olmak, kanun çıkarmak ve referanduma gittikten sonra millet onay verirse ancak o makam yeniden geri döner. Sayın muhalefet liderlerinden ben bugüne kadar milletin lehine, ülkemizin geleceğine yönelik, kalkınması için hiçbir açıklama duymadım… Varsa yoksa kin, nefret ve düşmanlık tohumları ekmek, devletin memurlarını dahi hiç görülmemiş şekilde tehdit etmek, siyasi muhataplarına her zaman belden aşağı atışlar yapmak, ne yazık ki çok önemli milli bir mesele olan tezkere mevzuunda bile en büyük muhalefet partisi dağdakilerin emir ve doğrultuları üzerine maalesef hareket etmiş Türk Milletini cidden üzmüşlerdir. Kimi muhalefet liderleri külliyeyi yıkacak… Allah akıl, fikir versin… Sayın muhalefet liderleri hepsi ağız birliği yapmış Tayyip Bey gidecek diye avaz avaz bağırıyorlar. Fransa, Yunanistan ve batılı birçok ülkelerin liderleri Sayın Cumhurbaşkanımız için ne diyor? Ne yapıp edip Türkiye’deki muhalefete her türlü maddi desteği vererek Tayyip Beyi düşürmeliyiz. Peki neden? Neden bu insanlar Tayyip Beye bu kadar düşman? Bir kısım devletler Türkiye’den savaş malzemeleri almak istediklerini medyadan takip ediyoruz. Bütün mesele Türkiye’nin önünü kesmek, kalkınmasını engellemektir. Türkiye’yi geçmişte olduğu gibi dışarıdan emir alan, otur deyince oturan, kalk deyince kalkan bir kukla devlet haline getirmek istiyorlar. Dünyada bütün dünya devlet başkanlarının önünde: “Dünya beşten büyüktür” diyerek mazlumların haklarını savunan başka bir lider gösterebilir misiniz?
Fazla uzatmadan esas konumuza dönelim. Dün fotoğraf karesinde Sayın Cumhurbaşkanımızla aynı karede bulunmak ve gözükebilmek için gayret gösteren, tabir caiz ise can atan sahte dostlar bugün başka taraflara yönelir olmuşlar… Dün çeşitli aracıları ortaya koyarak Sayın Erdoğan’la görüşmek için her türlü gayreti yapanların bir kısmı bugün ne olur ne olmaz düşüncesi ile geri vitesine takmışlar gibi. Dün gazetelerinde köşelerinde Tayyip Beye methiyeler düzenler, şimdilerde yavaş yavaş rota değiştiriyorlar. Başka taraflara göz kırpmaya çalışıyorlar. Ne olur ne olmaz diye başka limanlara gemilerini yaklaştırmaya çalışıyorlar. Dün Sayın Cumhurbaşkanımızı methetmek için yarışanlar, yıldızlı yaldızlı cümleler kuranlar, şimdi hiç utanmadan, yüzleri kızarmadan Cumhurbaşkanına ve hükümete salvo ateş etmeye başladılar. Akla, hayale gelmeyecek şekilde fitne ateşine odun taşıyıp, tutmasa da izi kalır diyerek çamur atıyorlar, iftiralar yapıyorlar. Dün hükümette iken beraber görüştükleri devlet sırlarını bugün yüzleri kızarmadan birilerine servis etmeye çalışıyorlar. Dün sırıtarak, daha doğrusu sevinçle bakanlık koltuğuna oturanlar, başbakanlık koltuğuna, cumhurbaşkanlığı koltuğuna Tayyip Bey ve milletimiz sayesinde oturanlar, bugün “ittifak” adı altında din, vatan ve bayrak düşmanları ile birlik olup, AK Partiyi iktidardan uzaklaştırmak için antlaşmalar yapmaya çalışıyorlar. Terör destekçisi bir partiyi milletin nefretini, kinin kabartmasın diye ismini pek ön plana çıkartmadan, işletmede tutarak, o partinin dağdan aldığı emirler doğrultusunda, dün dost dediğimiz, dost bildiğimiz, kendilerini milliyetçi, mukaddesatçı olarak tanıyıp öyle inanıp muhabbetler beslediğimiz bir kısım siyasi liderler ve siyasetçiler siyasetlerini vatan, millete şöyle, şöyle hizmetler yapacağız demelerini kendilerinden beklerken siyasi geleceklerini Tayyip Beyi yıkmak, onu kötülemek, karalamak üzerine bina eylemişlerdir… Çok yazık… Hem de çok yazık… Sizler bu milleti ne zannediyorsunuz? Çevirdiğiniz oyunları, perdenin önünde ve perde arkasında kimlerin olduğunu anlamaz mı sanıyorsunuz? Gerçek dost gölge gibidir. Eğilsen de doğrulsan da düşsen de asla peşini bırakmaz. Peşin demeden, veresiye demeden dostu satanlar dost değildir. Eskiler: “Sahte kalabalığım olacağına kaliteli bir yalnızlığım olsun” derlerdi. Kahpe ve sahte dostlardan hiçbir zaman hiçbir kimseye fayda olmamıştır. Onun için: “Tilkiyi canından eden parlak postu, insanı canından eden “kahpe” dostudur” derler. Bukalemun diye bir mahlûk var. Her bulunduğu ortamın rengini alır. Bunun gibi: “Sahte arkadaşlar sonbahar yaprakları gibidir. Her yere dağılırlar.”. Şunu hiçbir zaman unutmamak lazım. Menfaat, çıkar ve makam için dostluk kuran sahte dostlar sabun gibidir. Elini, yüzünü yıkar, ayağını kaydırır.
Fazla uzatmadan yazımızı bitirmeye çalışalım. “Düşmanlarınızdan korkmayın. Tüm sırlarınızı. Zaaflarınızı bilerek arkanızda duruyormuş gibi yapan sahte dostlarınızdan korkun.”. Atalarımız: “önce refik, sonra Tarık” derlerdi. Yani her ne iş veya hizmet olursa olsun birlikte yola çıkacağın arkadaşını veya arkadaşlarını önceden çok iyi seçmek lazımdır. “Çıkarcıların yaptıkları iyilikler avcıların kuşlara attığı yeme benzer.”, “Çıkarcı insanlar menfaatlerini sevgi, yalanlarını mutluluk zannederler.”, “Menfaatçiler kuş gibidirler. Yerde elinizde beslenirler, uçunca üstünüze pislerler.”. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.