• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Sınıf farkı kantinle başlar

07 Şubat 2026
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Sınıf farkı kantinle başlar

ALİ OSMAN AYDIN

Devlete ait bir ilkokulda geçen şöyle bir sahne düşünün...

Çocuklar sıralarına oturmuş.

Bir öğrenci, okul kantininden aldığı ekmek arası döneri açıyor iştahla. Yan sırada bir başkası köfte ekmeğini. Kâğıdın hışırtısı sınıfta yankılanıyor. Koku yayılıyor. Merak ve imrenmeyle dolu küçük bakışlar o tarafa kayıyor…

Ve düşünün ki, aynı sınıfta, aynı sırada, aynı yaşta başka çocuklar da var! Onlar evden yanlarına ne konulduysa onu çıkarıyorlar çantalarından.  

Bu tabloya “normal” denebilir mi, bilmiyorum!



Ama bana bu manzara çok yaralayıcı geliyor.

Çünkü burada sadece yemek molası yaşanmıyor aynı zamanda can acıtıcı bir ders de veriliyor. Müfredatta yazmayan, kimsenin açıkça dillendirmediği ama hayat boyu silinmeyen bir ders bu.

Çocuğun dünyasında bir yarılma o anda gerçekleşiveriyor. 

“Parası olanlar, parası olmayanlar!” 


“İstediklerini yiyebilenler, istediklerini yiyemeyenler…” 


Çocuk hangi tarafta olduğunu hemen anlıyor…

Bunlar, yüksek sesle söylenmiyor elbette. Kimse çocuğun yüzüne “sen yoksulsun” demiyor. Zaten mesele de bu. Bu cümleler sessizce kuruluyor. Ders; ambalajların parlaklığıyla, kokularla, her gün tekrarlanan bu ezici sahnelerle veriliyor. Ve çocuk bu dersi içselleştiriyor.

İlkokul çağındaki bir çocuğun dünyasında eşitsizlik soyut bir kavram değildir. O bunu teori olarak algılamaz. O, yan sıradaki arkadaşının her gün döner yediğini görür; kendisi de her gün aynı ev yemeğini yemektedir. Bu ikisi arasındaki farkı irkilerek fark eder. Eşitsizlik onun için koklayıp gördüğü, şahit olduğu bir gerçeğe dönüşür. 


Bu noktadan sonra mesele beslenme değildir artık. Bu bir onur meselesi hâline gelir. 

Siz de görmüşsünüzdür, bazı çocuklar utandıkları için yemeklerini gizleyerek yer. Bazıları hızlıca bitirir. Ne acı!


*

Tabii öğrenciler arasındaki ekonomik farklar sadece beslenmede görünür hale gelmiyor. Kullandıkları kalemden ayakkabılarına kadar görünür her şeyde statüler çarpışıyor. Hatta son yıllarda okullarda tatil dönemleri sonunda yapılan “tatil” konulu paylaşımlarda, ailelerin “tatil tercihleri” de yarışıyor… Hem de çocukların gözleri önünde. 


Devlet okulunda, aynı sırada oturan çocukların bu kadar erken bir yaşta bu farkla yüzleşmesi bana çok ağır geliyor. Çünkü devlet dediğimiz şey, tam da bu farkların görünmez hale gelmesi için vardır. 

Ama burada devlet geri çekiliyor; kantin ekonomisi öne çıkıyor. Eşitsizlik, bütün çocukların gözü önünde her gün sergileniyor.

Ve çocuk şunu öğrenerek büyüyor: “Hayat adil değil.”


Bu yüzden bu tabloya bakınca içim daralıyor. 

Çünkü burada çocukların dünyasına, daha ilkokuldayken, sınıfsal bir ayrışma yerleştiriliyor. 

Bunun çözümü yok mu? 

Eğer belediyeler de işin içine dahil olursa bir çözüm bulunabileceğini düşünüyorum. 

Öncelikle kantinlerdeki bu “Adana Sofrası” tarzı çocukların canını çektiren yiyeceklerin kesinlikle kaldırılması gerekiyor. Bu çok yanlış bir uygulama.  


Özellikle şekerli içecekler, enerji içecekleri, aşırı yağlı ve tuzlu atıştırmalıklar da kantin raflarına girmemeli. Bunlar kağıt üzerinde yasak evet ama satıldığını biliyoruz.   

Devlet ve belediyeler el ele vererek öğrencilere tek öğün sade bir yemek verebilirler.  Belediyelerin da buna bütçe ayırabileceklerini düşünüyorum. Hatta hayırseverler de buna yönlendirilebilirler. 

Bu, çocukların önce sağlıklı beslenmesine, yukarıda belirttiğimiz “eşitsizlik” halinin oluşturduğu psikolojik etkilerin sona etmesine, aile bütçelerinin devlet tarafından desteklenmesine imkân sağlar. 

Birlikte aynı yemeği yiyen çocuklar da bu kültür gelişir, birlik duygusu kuvvetlenir. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali Karahacıoğlu

Doğu bir tespit. Tebrik ediyorum.Yıllarca bu durumu gördüm ve şahit oldum. Kantinler kesinlikle kapatılmalı. Okullardaki tost ve sucuk kokuları zaten fakir çocukların dünyasını altüst ediyor. Özel okullardaki yemekhaneler devlet okullarına da yapılmalıdır. Bu gerçekten zor değildir. Mali yükü veliye, hayır kurumlarına ve MEB na mali paylaştirilabilir. Parasız ders kitabi olayina zor gözüyle baktık. Ama oldu ve oluyor Vatandaşına kitap hatta ev veren bir devlet çocukların karnını doyurabilir.Okullardaki kötü kantin kokusu da ogrenciler arasindaki sınıf fark da tarih olur.

Öğretmen

Denetleme süreci kantinlerde neredeyse hiç yok. Bakmayın siz okul müdürü denetleme kurulu oluşturuyor ama çikolata, şeker, gofret... satmazsam zarar ederim okula aylık kiramı bile ödeyemem diyor işletmeci ve ödeneği olmayan okullar da çok ses çıkarmıyor. Tost vb üründe en kalitesiz ucuz ürünü acı sos ketçap vb ile öğrenciye çok pahalıya satıyorlar. Dışarıda 4.50 olan su kantinde 10 lira, indirim zamanı 18 liraya aldığı çikolata 30 lira kantinde. Muazzam kâr ediyor ama ses çıkarabilen yok. Ev alıyor araba alıyor sürekli ama sorsanız valla kazanmıyoruz hocam diyorlar. 30 sene önce kooperatifçilik kulübü öğretmenleri ve öğrencileri simit poğaça vb şeyleri satar kâr doğrudan okula kalırdı şimdi emin olun daha kötü. Çocuklar o pis şeyleri yemek için okula aç geliyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23