• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
15 Ekim 2020

Tesadüf mü: “Bisiklet”, “Işıklar yanıyor”, “FETÖ mahkumiyeti”!

Belki daha eski tarihlerden de somut kafa kaldırmalarını gösterebiliriz ama..

Yakın tarihten gösterebileceğimiz örnek, 11 Eylül 2020 günü basına sızan Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı idi..

Anayasa Mahkemesi’nin resmi internet sitesinde bir bilgi yoktu ama..

AYM’nin “Şehirlerarası yollarda gösteri yürüyüşünü yasaklayan kanunu iptal ettiği” yazıldı, çizildi..

O haberin kaynağı açıklanmadı..

Biz mevzuatı ve bu konudaki düzenlemeyi hatırlattık.

Anayasada da, ilgili kanunda da, açık hüküm vardı.

“İptal kararları, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.”

Birileri, anayasadaki bu düzenlemeye “zırtooo” diyordu.

Hem de o birileri, tam da Anayasa Mahkemesi’nin içinden kişiler idi.

Yoksa, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nda görüşülen ve hükme bağlanan bir konuyu, hem de “oy çokluğu ile kararın alındığı”na dair ayrıntısı ile kim bilebilirdi ki?

Ben eleştirdim..

Eleştirim bireysel kaldı..

Cılız kaldı..

Hukuka bağlılık çağrısı, geniş kesimler tarafından dillendirilmediği için..

Kimbilir belki de, o sızdırmayı yapan üye tam da Engin Yıldırım olduğu için..

Sıkıntı ondan çıktığı için..

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Siz makamınıza bisikletle mi gidiyorsunuz ki, o düzenlemeyi iptal ettiniz” çıkışını da..

Hemen bu Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım üzerine alıp, “bisikletli gençlik fotosu” ve kimbilir kaç kişilik koruma alanlı bir bölgedeki spor yaparken çekilmiş “bisikletli yeni fotoğrafı”nı yayınlayarak, “Al bak bisiklete biniyorum işte” dediğinde, durumu çakmalı idik..

Anayasa Mahkemesi’ndeki 16 kişiden bir tanesi bisiklet muhabbetine koyuluyorsa..

Anayasa Mahkemesi kararını eleştiren İçişleri Bakanı’na cevap veren kim ise..

Anayasa’daki açık hükme rağmen, “gerekçesi yazılmamış iptal kararını basına illegal şekilde sızdıran” da, o olmalıydı..

Ama gündemin yoğunluğunda, es geçtik..

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sorusu, “Makamınıza korumalarla ve makam arabası ile mi gidiyorsunuz, yoksa bisikletle mi, ki.. Bisikletle göreve giden mahkeme üyelerinin olduğu ülkelerdeki özgürlükleri baz alıp, kanunları iptal ediyorsunuz” idi.

Ama bisikletli hakimimiz, “Makama bisikletle mi gidiyorsun, o kadar güvenliği tehdit altında olmayan bir ülkedeyiz de, biz mi durumu abartıyoruz” sorusuna..

Makama giderken değil, özel güvenlikli ikametgahının bulunduğu sitenin spor alanındaki bisikletli fotosunu yayınlayarak, gerçekleri ne kadar çarpıtmaya meyyal olduğunu ispatlamıştı..

Bu ayrıntıyı da, o günlerde deşmedik..

Ama aynı hakimimiz, şimdi kafayı hepten kaldırıp..

Henüz Anayasa’yı çiğnedikleri 1 ay önceki basına illegal bilgi sızdırma suçunun cezasını ödemeden..

Darbeleri çağrıştıran bir sosyal medya paylaşımı ile gündeme geldi..

Ne imiş?

“Anayasa Mahkemesi’nin ışıkları yanıyormuş!” Siz, anayasanın çiğnendiği gün, soruşturmayı açtırıp, bu bilgiyi basına sızdıranı bulup, cezasını kesmezseniz..

Anayasa Mahkemesi içinde bu işlem yapılmadı ise..

İlgili savcı, gerekirse telefonları dinleterek, gerekirse, tüm üyelerin ikametgahına ve makamına gelen gidenlerin kontrolünü yaparak..

O sızdırılmış bilgiyi ilk defa sitesine koyan medya organının yetkililerinin de zorunlu ifadelerini alarak..

Suçun cezasının kesilmesi için, iddianame düzenlemezse..

Bu üyemiz de, “Bir adım ileri.. Hep bir adım ileri” mantığı ile..

Darbe çağrıştıran o mesajı yayınlamakta bir beis görmez..

O kanun maddesinin iptali ile ilgili basında yer alan haberlerin üzerinden 1 ay geçti.

Gerekçe hâlâ ortada yok.

Ama beyefendi, “Anayasa Mahkemesi çalışıyor” diyor.

Darbe algısı oluşturan mesajını, böyle izah etmeye kalkıyor.

Anayasa Mahkemesi gerçekten çalışıyor olsa idi..

İptal edildiği belirtilen o kanun maddesinin gerekçesini öğrenmek için 1 aydır bekliyor olmazdık.

Madem iptal ettiniz..

Madem, Anayasa’daki yasağa rağmen, gerekçesini açıklamadan iptal ettiğinizi sağa sola duyurdunuz..

Suç işlediniz..

İşlediğiniz suçu bile soruşturmadınız..

Üstünü örtmeye çalıştınız.. 

En azından iptal kararınızın gerekçesini hızlı şekilde yazıp, açıklamalı idiniz..

Bunların hepsi bir yana..

Eğer bu yüksek mahkeme üyesinin yakını hakkındaki iddia da doğru ise..

Yandı gülüm keten helva demektir..

Neydi o iddia?

FETÖ’den mahkumiyet..

Tabii ki, suçlarda şahsilik prensibi vardır..

Tabii ki, kimsenin suçu sebebi ile, bir yakını cezalandırılamaz..

Ama lütfen..

Nerde mızıkçılık var ise..

Nerde bir tartışmalı ortam oluşturma havası varsa..

Nerde hukuk dışı, şaibeli bir görüş var ise..

Nerde FETÖ’nün amacına hizmet eden, tartışmalı bir karar var ise.. 

Bunların hepsinde, siz “varlığınızı gösteriyor” iseniz..

Bir de fazladan, yakınınız da FETÖ’den mahkumiyet almış ise..

Burada biraz durup, düşünmemiz gerekmez mi?

“Işıklar yanıyor” ile verilmek istenilen mesajın, 28 Şubat sürecindeki kartel gazetelerinde yapılan “Genelkurmay’ın ışıkları sabaha kadar yanıktı” haber görüntülü darbe tehditleri ile aynı anlama gelip gelmediğini uzun uzun düşünmemiz gerekmez mi?

Bir ilave daha yapalım.

28 Şubat’ta o tehditleri yapan ne kadar gazeteci var ise..

Bugün o gazetecilerin hemen hepsi, bugün Anayasa Mahkemesi’nde “ışıkların yandığı”nı söyleyen Anayasa Mahkemesi üyesine kol kanat geriyorlarsa..

“Saflığın da alemi yok” dememiz gerekmez mi? Şunu da hatırlatalım.. 

Darbe hazırlıkları, hep bu çığırtkanlıklarla başlar.. Hep böyle masum gibi gösterilen söylemlerle başlatılır..

Birisi “Genç subaylar rahatsız” der.. Bir diğeri “Işıklar sabaha kadar yanıktı” der.

Sonra bu geliştirilir, artık önlenemez hale gelince, darbenin kendisi ile de karşı karşıya kalırsınız..

Şimdi görev, Anayasa Mahkemesi’nde..

“Toplandık, ama bir karar çıkmadı” sızıntısı ile olayın zamana yayılarak, üstünün örtülmeye çalışılmasına artık kimse eyvallah etmez..

Derhal, hem iptal kararının gerekçesi yazılmadan anayasaya aykırı olarak basına sızdırılması olayı..

İlaveten, bir bakan ile “bisiklet tartışması”na girişilmesi olayı..

Son olarak da “Işıklar yanıyor” paylaşımı ile ilgili soruşturma, derhal açılmalıdır..

Ve şeffaf şekilde, bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır..

Aksi takdirde, Anayasa Mahkemesi’nin kendisi de tartışılır hale gelecektir..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Söküp atmak

Çözüm kökünden söküp atmaktir. Sorun nedir? Sorun; yabancilarin ulke icinde birilerini örgütleyerek devleti kurumlariyla biikte ele gecirip millete görünmez bir pranğa vurmasidir. Bunun ilki ittihad ve terakki ile başlayan chp ile kök salan Fetö ile filizlenen ihanet çibanıdır. İttihad ve Terakki'nin önde gelenlerinden birinin oglu olan, ABD-Rockefeller burslu Kasım Gülek CHP genel sekreteridir ve Feto'yu kurup devlete yerlestiren kişidir. Bugun CHP'nin dış baglantisini yürüten fetö enikletidir. Feto'nun babasi ABD anasi ise CHP'dir. Bugun millete ahlaksizca aptal muamelesi yapan CHP kendi dogurduğu Feto'nun siyasi ayagini ariyor!? CHP hal olmadan Turkiyede sorun bitmez millet huzur bulamaz. Çünki Turkiyedeki savaşın aslı Turkislam ve gayrimuslim savaşıdır ve CHP gayrimuslimlerin partisidir.
  • Yanıtla

Süleyman Sırrı Dinçer

Yerden göğe haklısınız Sayın Karahasanoğlu.Eğer bu yaptıkları yanlarına kar kalırsa AYM şaibelerin değil fitnenin merkezi olur.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23