• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
29 Ağustos 2020

Beyaz eldivenli illüzyonist, şapkadan tavşan çıkartma peşinde!

Ve karşınızda, beyaz eldivenli illüzyonist..

Şapkadan, tavşan çıkartan sihirbaz..

Küçüklerimiz hayal dünyasında gerçek zanneder ama..

Yetişkinlerimiz, sihirbazların numaralarının arkasında neler döndüğünü, üç aşağı beş yukarı tahmin ederler..

Sizi, şık kıyafetlerle meşgul ederken..

“Cambaza bak” derlerken..

Onlar şapkayı değiştirir, tavşanı çıkartırlar..

Ekrem İmamoğlu da, dün beyaz eldivenlerini giymiş..

“Çakma tabloyu, Bellini’nin orjinal tablosu olarak size nasıl yutturacağım, bakın izleyin” dercesine..

Avuç içi kadar tabloyu (abartıyorum, lütfen burdan bana eleştiri getirmeyiniz) göstererek, şov yapıyor.

“Getirdik, biz getirdik” diyor..

“Yuvasına döndüğü”nü söylüyor..

Bellini, bizim bildiğimiz, İtalyan..

Tablo da, ona atfediliyor..

Resmedilenin Fatih Sultan Mehmet olduğu söyleniyor ama.

Para Bellini ve onun adamlarına gittiğine göre..

Tablonun yuvası, İstanbul olamaz..

Ama farketmez..

Beyaz eldivenli sihirbaz, daha ne numaralar yapacak bize..

Bu numara, ilk yılın reytingi en yüksek olanlardan birisi..

“İsraf.. İsraf” deyip, avuç içi kadar tabloya 9 milyon TL döken bir uyanığın hokkabazlıkları ile karşı karşıyayız.

Oturup hesap yapsanız, santimetrekaresi nerede ise yarım milyon TL edecek bir çakma tablo..

Önce “Bellini’nin eseri” diye takdim ettiler.

CHP milletvekili İlhan Kesici, “Bellini’nin değil” açıklaması yapınca..

“Bellini’nin atölyesinden çıkmış” dediler..

Daha sonra iyice yuvarlayıp, “Bellini’nin atölyesinden çıktığı tahmin edilen” dediler..

Bellini’nin torunu mu, torununun torunu mu, yoksa yamağı mı, uşağı mı, artık kim yaptı ise..

Veya..

Kendisi gibi beyaz eldiven giymiş bir başka uyanık çiziktirip, “Bakın bakın, büyük usta Bellini’nin” mi demiş?

Sıkışınca “Bellini’nin olmasa bile, Bellini’nin atölyesinden” mi demiş..

Baştan aşağıya şaibeli bir tablo..

Ve tablonun şaibeli satın alınması sonrasında, nihayet İstanbul’a getiriliş.

Hani “alınan” ile, “getirilen” arasında da bir fark olabilir mi, diyeceğim..

Ama bu sefer de, sanki “satın alınan 9 milyon edermiş” de.. “Getirilen etmezmiş” gibi bir algı oluşacak..

Çakma tabloya, yüksek bir para ödediğini, sihirbazımız da kabul ediyor, aslında..

Dünkü törende, “Her ne kadar hafif bir tablo olsa da açıkçası şu anda yükü çok ağır.. Çok kıymetli bir an benim için..” diyor..

Aslında bu bir mesaj..

Tablonun alımı ile görevlendirilen, asker emeklisi dış ilişkiler yetkilisine, “Beni kandırmadınız değil mi, bu kadar hafif bir tabloya, bu kadar parayı niye verdik ki biz, oğlum” dercesine bir sitayişte bulunuyor..

Ardından, “Fatih Sultan Mehmet’in bu tablosunu artık İstanbul’dan bütün dünyaya tanıtacağız” diyor..

Düne kadar, “Bellini’yi tüm dünya tanıyor. Müzayedeye çıkanlar, tüm dünyada otorite olmuş marka isimler” diyorlardı.

Şimdi, tabloyu biz, dünyaya tanıtacakmışız.

 İllüzyonistimiz, tanıtımını yaparken, beyaz eldivenlerini sürekli takacak mı, takip edeceğiz.

Şapkadan tavşan çıkartan, eyaz eldivenli illüzyonistimiz, bir tarihi süreç anlatıyor ki..

Bir ara kapılmışım, “Tablo, aslında Bellini’nin değil, Leonardo da Vinci’nin eseri, Biz bunu öğrendik, satıcıya da çaktırmadık, tabloyu ucuza kapattık” diye mi takdim edecek diye..

Yoksa, şu sözlerin ne anlamı olabilir ki: “Fatih Sultan Mehmet tam da bu merkezde dururken Leonardo da Vinci Mona Lisa’yı çizmemişti, daha 30 yaşındaydı. Michelangelo İstanbul’daki köprüyü hayal etmemişti. Dolayısıyla müthiş bir dönemi aslında hep beraber görüyor ve yaşıyoruz.”

Siz bir şey anladınız mı, Leonardo da Vinci muhabbetinden?

Ben anlamadım..

Kimbilir belki de, elindeki beyaz eldivenlere odaklandığımdan, her an o beyaz eldivenlerle, bir halt yiyeceğini düşündüğümden ve o kareyi kaçırmamak istediğimden, Leonardo da Vinci muhabbetinin esbab-ı mucibesini kaçırmış da olabilirim..

Ama Mustafa Kemal ile Hz. Muhammed’i (sav) aynı kavramlarla tanımlamasını acaba nereye oturtacağız?

Mustafa Kemal de devrimci imiş..

Hz. Muhammed (sav) de..

Hani sorsak, “İkisi de devrimci ise, biri diğerinden sonra geldiğine göre, birinin devrimi, diğeri tarafından, devrim adı altında yok mu edildi?” diye..

Beyaz eldivenli illüzyonist Ekrem, acaba cevap olarak, şapkadan ne çıkartır?

Biri peygamberlerin sonuncusu..

Yaratıcının insanlığa gönderdiği rehber..

Diğeri, ülkenin işgalini sonlandırmak için mücadele edip, bu noktada kimsenin eleştirisine muhatap olmayan, tak aksine desteklenen..

Ama, bilahare Hz. Peygamber’in izinden gidenleri temsil eden halifeliği kaldırdığı için birçoğumuz tarafından eleştirilen bir kişi.

Olsun.. İllüzyonist Ekrem, hem Hz. Peygamber’i sevenleri, hem Mustafa Kemal’in hatasız bir kul olduğuna inananları aynı potada buluşturacak..

Şapkadan tavşan çıkartmaktan, daha zor mu bu?

Biri için “Büyük devrimciydi” dersiniz..

Diğerini anar, “Ama ruhumdaki büyük devrimci de şu idi” diye devam edersiniz..

Herkesin ağzına birer parmak bal çalarsınız..

Yolunuza devam edersiniz..

En basitinden söyleyeyim..

Hz. Peygamber, sırf Yahudi ve Hıristiyanlara benzememek için, kıyafet konusunda tavsiyelerde bulunurken..

Mustafa Kemal ise, tam da batılıların dönemsel olarak ulaştıkları seviyeyi yakalamak için, kıyafetin önemli olduğunu varsayıp, onlara benzeme zorunluluğunu önümüze koyar.. Şapka Kanunu’nu çıkartarak, Avrupa’daki şapkayı zorunlu hale getirir..

İllüzyonist Ekrem, bu ayrıntıları düşünecek durumda değil tabii..

Kim ona, bunları soracak?

“Birisi benzemeyin” derken.. Diğeri “Benzeyin” diyor.. İkisi de senin kafanda, aynı “devrimci” nasıl oluyor?

Ne siz sorun, ne de illüzyonist Ekrem, size cevap versin..

O şimdi, devrimci Mustafa Kemal’in, başına takmasını emrettiği şapkayı önüne alıp, beyaz eldivenleri ile, yeni yeni çıkaracağı tavşanların hazırlığını yapıyor..

Kolay gelsin diyelim..

“Bu numaraları halk, bir defa yer, ikincisinde şapkayı alır, kafana geçirir” diye de hatırlatalım..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tunc

Partisi Osmanlıyla kavgali,kendisi tabloyla show yapmış.acaba mesaj kime?partisine mi yoksa ülkücülere mi?partisine siz sevmiyorsunuz ama ben seviyorum veya ülkücülere sevmiyorum seviyormuş gibi yapıyorum mesajı mi?gerçekten sevdiğine emin olabilseydik.O zaman Osmanliya saygısızlık yapan partisine bir çift lafı olurdu.
  • Yanıtla

naci güleçyüz

,türk halklarını atatürk olmasaydı olmazdığa inandırılan türk halkının beynini yakanlar herşeye inanan kimseler bulurlar beşer kendi putunu kendi yapar kendi tapar
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23