• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Kendimizi kandıralım!

27 Nisan 2026
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Kendimizi kandıralım!

AHMET TALİB ÇELEN

“Kendini kandırmak” umûmiyetle menfî mânâda kullanılan bir deyim. Olmayacak şeyleri beklemek, boş hayâllere kapılmak, kötü iş yapıp iyi netîce beklemek… gibi bir durumda böyle söylenir: Kendini kandırıyorsun… 

“Kendini kandırıyorsun” diyen kişi, muhâtabını kendince gerçeklere çekmek istiyordur. Hayâl dünyâsından çıkarmak, sebep-sonuç ilişkisinin katılığını gözüne sokmak istiyordur. Tabiî bunu bir iyilik olarak yapıyordur mutlakâ. 


Gerçekten hepimizin zaman zaman içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı bunalıp hayâl dünyâmızda mutlu olabileceğimiz şartlar oluşturduğu bir sır değildir. İnsan bunaltıcı gerçeklerden huzurlu bir hayâl dünyâsına sık sık kaçar. 

Kendimizin, milletimizin, ümmetin ve bütün insanlığın problemlerini çözmek istiyorsak dünyânın gerçeklerini görmek ve ona göre hareket etmek şarttır elbette. Dünyânın problemlerini hayâl dünyâsına kaçarak çözemeyiz. Bu bir hakîkattir ama insanın dâimî bir sıkıntı içinde yaşayamayacağı da bir hakîkattir. Bir problem çözücü olarak gerçekleri görmeli ama duygulu bir varlık olduğumuzu da ıskalamamalıyız. Gerçek dünyânın problemlerini çözerken huzurlu ve mutlu bir dünyânın hayâli ile motive olmuyor muyuz? Eğer mutlu ve huzurlu bir dünyâ hayâlimiz yoksa problemleri çözme isteğimiz de yok demektir. Öyleyse zaman zaman “kendimizi kandırmak”ta çok da bir sakınca yoktur. Kendimizi kandırdığımız anlar, gerçeklerin bunaltıcılığından dinlendiğimiz, daha sonra problemlerle boğuşmaya güç topladığımız anlar olabilir. Elbette o hayâlî dünyâya çakılıp kalmamak şartıyla. 


“Kendimizi kandırmak”, bir ümit dünyâsı kurmaktır. Her şeyin ters gittiğini gördüğümüz hâlde küçük iyi unsurlara bakarak her şeyin düzeleceğine kendimizi inandırmak… Şunu unutmayalım ki insan hayâl ettiği yöne doğru ilerler. Peygamber Efendimiz’in “Rüyâları iyimser tâbîr edin” tavsiyesinin hikmeti de bu olsa gerektir. İyimser tâbîr edince insanın gayreti de o yönde olacağından netîce de umûmiyetle o istikâmette gelir. “Ümitsizlik haramdır.” buyurulmuştur. Çünkü Allah varsa ümit de vardır; ki Allah vardır. Ümitsizlik Allah’a güvensizliktir. “Ümîdini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.” sözü de kulağımıza küpedir.


Bir hadîs-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim.” Ben Allah’ın affediciliği husûsunda kendimi iknâ etmek isterim. Zannım böyle olunca Allah da günahlarımı affedecektir. Bu ne güzel hayâldir… 

Hadîsi Nasıl Anlamalıyız?

Hadîsimiz, özellikle âhir ömründe Allah’a karşı tam bir hüsnüzan ve O’nun rahmetine kavuşacağına dâir ümit beslemenin fazîlet ve faydasını gözler önüne sermektedir. Çünkü yüce yaratıcı, çok açık bir şekilde, “Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim, ona benden beklediği şekilde tecellî ederim” buyurmak sûretiyle herkesin, Allah’tan kendisi hakkında nasıl muâmele etmesini istiyorsa, Allah’ı öyle bulacağını hatırlatmaktadır. 


Kul olarak bizler Allah’ı rahmetiyle de azâbıyla da anabiliriz. Bu konuda herhangi bir mâni yoktur. Ancak, Allah Teâlâ, kulu kendisini nasıl düşünüyor, ona nasıl muâmele edeceğini tasavvur ediyorsa, o kuluna öyle tecellî eder. Allah’tan hayır, rahmet ve lütuf göreceği umudunu taşıyan ve bu uğurda mümkün olduğunca kendi yükümlülüklerini yerine getiren kişi, Allah’ı beklediği gibi bulacaktır. Aksini bekleyen de öyle bulacaktır. O hâlde boş bir avunma, aldanma ve kuruntuya kapılmadan Rabbimiz hakkında güzel zanda bulunmak, rahmetiyle tecellî edeceğine inanmak gerekmektedir.


Zan, yerine göre tereddüt ve kararsızlık, yerine göre de kesin bilgi ve kanâat ifâde eder. Burada söz konusu olan, yakinî bilgi yani kesin kanâat anlamındaki zandır. Allah Teâlâ’nın kullarını yanıltmayacağı, ümitsiz bırakmayacağı gerçeği, O’na karşı beslenecek hüsnüzannın tam bir kanâat anlamına geldiğinin en açık delîli ve dayanağıdır.

“Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim” demek, ben kendisine benden beklediği şekilde muâmele ederim, demektir. Maksat insanı ümitli olmaya teşviktir. Yani burada zan, zayıf bir ihtimâli değil, tam bir güven beslemeyi ifâde etmektedir.


Allah hakkında beslenecek böylesine bir kanâat, kulun tevhîd inancını iyice içine sindirdiği anlamına gelecektir. Bu durumdan sonra da kulun istekleri reddedilmeyip kabul edilecektir. Nitekim bir başka hadîs-i kudsîde, “Kulum, kendisini sorgulayacak ve günahları bağışlayacak bir Rabbi olduğuna kesin kanâat getirdiği, bu gerçeği bildiği zaman, ben onu bağışlarım” buyurulmaktadır.

Görüldüğü gibi müspet yönde zan sâhibi olmak, yâni “kendimizi kandırmak/iknâ etmek” kötü bir şey değildir. Öyleyse geliniz, biraz kendimizi kandıralım: Türkiye ASELSAN, ROKETSAN, BAYKAR ve TUSAŞ önderliğinde Bayraktar TB2/TB3/Akıncı SİHA’lar, KAAN Milli Muharip Uçak, Hürjet, Hürkuş, T129 Atak helikopteri, Altay tankı, MİLGEM gemileri ve Çelik Kubbe hava savunma sistemi gibi yerli/millî İHA/SİHA, hava, kara ve deniz platformları ile radar/elektronik harp sistemlerinde küresel bir güç hâline geldiği gibi…


Ekonomisini de kısa zamanda düzeltecek, dünyânın en zengin ülkelerinden birisi olacak; işçi, memur ve emeklisini; herkesi mutlu edecektir. Nüfus artış hızını yeniden %3’lere 5’lere getirecek, işsizlik ortadan kalkacak, gençler geleceğe ümitle bakacaklardır. 

Eğitim sistemi tamâmen İslâmî ve millî hâle gelecek, öğretmenler seçilirken baraj kriter îman ve ahlâk olacak, beş yıl içinde eğitim hayâtımız öğretmeninden müfredâtına ve ders kitaplarına kadar tam olarak millîleşecek ve artık sistem “süzme CHP’li yetiştirmek”ten kurtarılacaktır. Artık yeni nesiller ruh köklerine tam bağlı yetişecek ve dostunu düşmanını isâbetle tanıyıp ona göre tavır alacaktır. 


5816 kalkacak, kemalizm örtülü din olmaktan çıkacak. 6284 kalkacak, KADEM feshedilecek, feminizm nefret suçu sayılacak. 

Kim bilir, belki de bu hayâller sırf “kendimizi kandırmak” değildir. Allah “Ben kulumun zannı üzereyim.” buyuruyor, bizim zan ve ümîdimiz de bunları bize nasîp edeceğidir. O’nun her şeye gücü yettiğine göre… 

NOT: Hadîs-i kudsînin açıklamasında islamveihsan.com’dan istifâde edilmiştir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İ Tuncer

İnşallah.

Nahit sazoglu

Ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ çok uluslu şirket yapmaliyiz üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz İncirlik ve kürecik üslerini acilen kapatilmaliyiz tam bağımsız Türkiye güçlü Türkiye
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23