--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şiddet pandemisi ve çözülme

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
49

 

Kahramanmaraş merkezli depremleri, depreme sebep olan siyasi mekanizmayı ve sonrasını en iyi analiz eden Yıldıray Oğur, geçen hafta İstanbul’da yaşanan olayları değerlendirdi. Karar’da yazan Oğur’un yazısını Serbestiyet isimli bir site de iktibas etti. Toplumsal çürümeyi ‘Belki de çürümüyoruz, yeşeriyoruz’ başlığıyla köşesine taşıyan Yıldıray Oğur, “Hükümeti suçlayanlar ile ahlaksızlığın/dinsizliğin yayılmasını suçlayanlar arasındaki siyasi kavganın menşeini, sosyolojisini irdeledi. 

Emekli bir akademisyenin sosyal medyada viral olmuş tespitlerine cevap mahiyetinde kaleme alınan Oğur’un yazısının özeti şu: “Şehirler büyüyor, nüfus artıyor ve çeşitleniyor, eski mahalle kültürü ortadan kalkıyor, değişen ilişki biçimleri, nesiller arası kopukluklar, artan eşitsizlikler eski küçük, müreffeh ve içinde güvende hissedilen eski yaşam biçimini değiştiriyor. İnsanlar değişimden korkarlar, muhafazakârlık içgüdüsel bir tepkidir. “Sosyal çürüme” de hoşa gitmeyen değişime tepkiyi ifade ediyor.”

Oğur’a göre sosyal çürümenin önüne geçebilecek en temel dinamik, “başka insanların hayatlarını umursamak ve kaygılanmak”. Bu güzel hasleti, çürüdüğümüzün değil yeşerdiğimizin işareti olarak gören Oğur’a katılıyorum. Üstad; “Şehirlerdeki eşitsizlikler, ekonomideki bozulma, sosyal medya üzerinden kurulan ilişkiler, sanal dünyadaki alternatif hayat, dinlerin etkisinin azalması, atomize olan aileler; insan ilişkilerini, kadın-erkek ilişkilerini değiştiriyor” diyor, elhak doğrudur. İşte sıkıntı burada. Değişip dönüşen, seküler sokağa sapan, her geçen gün biraz daha bireyselleşen bir insanlık var karşımızda. Başka insanların derdini umursayan mı kaldı? Peki, çare nedir? Birbirimizin, hepimizin sorunlarının ilacı nedir? ‘Belki de yeşerdiğimizin işaretidir” dediğiniz şeyin toplumda bir karşılığı var mı? Su, kaynağından uzaklaştıkça kirleniyor. Bu milleti dinden başka ayağa kaldıracak, yeşertecek bir yol tanımıyorum. 

TRT, Akit TV ve birkaç TV hariç, toplumun ahlak, gelenek ve inancına uygun olmayan TV kanallarını izlemiyorum. Hepsinin ekranından necaset akıyor. Toplumsal çürümeden bahseden söz konusu kanallar, o değirmenin bendine su taşıyorlar. Su, kaynağından uzaklaştıkça kirlenir. Toplumlar da böyledir. Ahlak ve maneviyattan uzaklaştıkça çürüme ve seküler yaşantı damarı güçlenir. İyi de Batı toplumu çok mu dindar veya ahlaken üstün? Hayır, bilakis Batı’da kilise dini iflas etti. Batı, işini severek ve düzgün yapıyor. Dinleri çürük ama işleri, muameleleri sağlam. Bizim ise dinimiz sağlam, inancımız bozuk, işimiz çürük. Müslümanların muamelesi düzgün değil. Deprem dahi bizi terbiye edemedi. 19 yaşındaki bir genç, sevgili ediniyor ve birkaç gün sonra sevgilisinin kafasını kesip, daha sonra kendisi de intihar ediyor. Torun, kendisine harçlık vermeyen ninesinin kolundaki bileziği alabilmek için nineyi dövüyor, muvaffak olamayınca bileğini kesiyor. Evliliklerin ömrü nedense uzun olmuyor. Eskiden olsa, “Allah bir yastıkta kocatsın” denirdi. Boşanmalar arttı. Peki, biz ne ara bu hale geldik? Modernizm insanı bireyselleştirdi. Bencil insan profili oluşturuldu. Başkası için yaşayan, başkasının hak ve hukukunu koruyan insan profili yerine, hep kendini düşünen bencil bireyler oluştu. Sosyologların bu konu üzerinde ciddiyetle durması gerekiyor.

Biz bu toplumsal vakaya, bir cami imamı gibi salt dini yönden, bir eğitimci gibi sadece milli değerlerden bakamayız. Bütüncül bir bakış açısıyla metafizik, sosyolojik ve İslâmî perspektiften, entelektüel bir zenginlik yakalamalıyız. Tabi meselenin teşhisini koyarken, aynı zamanda çarenin de ne olduğunu belirtmeliyiz. Bu da beyni zonklatırcasına fikir üretmeyi ve analizini yaptığımız konunun ayağının yere basması ve toplumda bir karşılığının olması gerekiyor.

Bu tür konuları sağlıklı bir şekilde analiz edebilmek için mantık, fizik, biyoloji, zooloji, astronomi, metafizik, etik, estetik, ruh, psikoloji, dilbilim, ekonomi, siyaset ve retorik gibi pek çok alanda söz sahibi olan Aristo’yu tanımak gerek. Çok ciddi bir şiddet sarmalıyla karşı karşıyayız. Doktora, polise, kadına, çocuğa, velhasıl insana yönelik bir saldırı söz konusu. Şiddet pandemisinin hedefinde insan var. Bütün sorunların temelinde ekonomik, siyasi ve sosyolojik nedenler yatıyor. Maalesef insan insanın kurdu haline geldi. Sosyal medya şiddeti körüklüyor. Toplumun tüm fertlerini öfke yönetiyor. Stres, gerilim trafikte başlıyor. Birbirimize katlanamaz hale geldik. Bugün aslında sadece fiziksel şiddetle de karşı karşıya değiliz. Cinsel, ekonomik, siyasal ve sözel şiddet arttı. Daha da kötüsü, şiddet pandemisinin toplum tarafından kanıksanması. Şiddeti yenebilmek için entelektüel bir bilinç oluşturmalıyız. “Dayak cennetten çıkmadır”, “Eti senin, kemiği benim”, “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmemek” gibi atasözü ve deyimler geçerliliğini kaybetmiştir. Dijitalizmden önceki toplumlarda hükmünü sürdüren bu söylemleri günümüze uyarlamaya çalışmanın adıdır şiddet. 

Şiddetin çeşitleri vardır: Günlük yaşamda, aile içinde, ekonomide, iş yaşamında, siyasette, ülkeler arasında. Şu anda şiddetin her türünü yaşıyoruz. Ülkeler arası bazda İsrail-Filistin, Rusya-Ukrayna savaşları şiddetten soykırıma evrilmistir. Ortadoğu’da tüm ülkelerin vekâlet savaşına tanıklık ediyoruz.

 

Yorumlar

(49)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kale....

14 Ekim 2024 22:35

Çok faydalı bir teşhis bir metin

ŞEREFLİ TS

14 Ekim 2024 19:23

Osmanlı denen şahıs ne yazdığını sende bilmiyosun anayasının ilk 4 maddesini oku öyle cvp ver boş yapma

Burak Aras

14 Ekim 2024 11:14

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan in da ifade ettiği gibi eğer biz bu İsrail'in nefes borusunu kesip durdurmazsak adam önüne geleni biçecek

Mevlüt Yaman

14 Ekim 2024 11:10

Kriz, savaş,deprem hepimizin genlerini bozdu. Değiştik, hepimiz

Hakan

14 Ekim 2024 10:48

Allah sonumuzu hayreyleye. Ben yakın gelecekte bir kurtuluş goremiyorim

Hasan Aytemiz

14 Ekim 2024 10:40

Bu dünyanın derdi bitmez. Müslümanlar zor sınavdan geciyor

Remzi Tahta

14 Ekim 2024 10:38

Kahramanmaraş platformu olarak Bugün de şiddet temalı bir çalışma oldu. Olaylara dikkat çekerek yapılması gerekenleri sıralayan ve uyaran hanım kardeşlerimize ve programa destek veren tüm arkadaşlara teşekkür ederiz. Yıl boyu Gazze destek mitingine bekliyoruz

Züleyha Taşdemir

14 Ekim 2024 10:19

Allahu Teala'nın emirleri ve peygamber efendimizin sünneti seniyesi baş tacı edilseydi bu durumlar başımıza gelmezdi çocuklarımızı Biz yetiştiriyoruz şeytan ve uşakları elimizden alıyor veyl olsun

eser miktar

14 Ekim 2024 10:12

hepimizin bildiği gibi İslam'ın ilk tebliğ yıllarında ekran diye birşey yoktu..hatta Osmanlı döneminde de yoktu..artık var.. ve sayı olarak Müslümanlar çoğaldı camiler çoğaldı şimdi ilim ehline soruyorum mesela mihrabın üst kısmına bir ekran koymak caiz midir daha açikcasi camiyi yapmışsın alttan ısıtma sistemini yapmışsın koltukta taşınan portatif sandalyeler hazır iyi güzel de fakat sanki bir soruyu sormayı unutmuşsun camiye gelenler arasında işitme engelli insanlar olabilir mi.. onlar da imamın dudak hareketlerini okusun mu deniliyor acaba..gerçi ekran koymak caiz ise buradaki evet cevabı yine unutulmus gözüken o soruyu hatırlamış olmaya yetmez zannediyorum çünkü camilerimizde diyelim ki olanak sözünü duymak ihtimali öyle az ki.. böyle olunca ekranda olanak yazma ihtimali de zayıf.. hatta hoca efendinin tam da bu konudan bahsettiğini düşünelim değerli müslümanlar olan kelimesi uydurmadır bunu kullanmayalım dediğini düşünelim oysa işitme engelli olan kişi o sesi duymaz duymadığı için de hangi dudak hareketi ve hangi ses iptal diye bir soru onun dünyasında yoktur hangi harf iptal sorusu vardır öyleyse o an imam bir tercihte bulunmuş oluyor i harfi yerinde kalsın m de kalsın de kalsın vesaire.. oysa içinde kal hecesini oluşturacak harfler mevcut olan olanak kelimesi gayette bereketli gözüküyor..topragi işaret eden tek hece..

İrfan Karabük

14 Ekim 2024 10:03

Bugün hepimizin tek bir derdi var o da ailenin toplumsal çözülme ile karşı karşıya olması Allah muhafaza büyütüp yetiştirdiğimiz gençlerimiz evlatlarımız deist oluyor ateizme yöneliyor bunun bir çaresini tezel'den bulmamız gerekiyor yoksa Ortadoğu saran kasırga bize doğru gelecek

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle