MADURO’NUN SUÇU NEYDİ?
MADURO’NUN SUÇU NEYDİ?
ABDULLAH ŞANLIDAĞ
Büyük şeytan Amerika ve onun şu andaki lideri tağut Trump, Venezuela devlet başkanı Maduro’yu neden hedef aldı? Maduro, küresel emperyalist ABD’nin hangi bam teline dokundu? Yaşlı bunak Trump, Venezuela’dan ne istiyor?
Venezuela’nın küresel sistemdeki yeri üç temel başlıkta özetlenir:
1-Enerji ve Egemenlik. Dünya petrol rezervlerinin en büyüklerinden birine sahip bir ülkenin, enerji piyasalarını kontrol eden Atlantik merkezli düzenin dışında kalması, başlı başına bir meydan okumadır. Venezuela’nın petrolünü ABD hegemonyası dışında pazarlama arayışları (Çin, Rusya, Türkiye, bölgesel ortaklıklar) klasik emperyal refleksi tetiklemiştir. Trump gibi dengesiz bir lider, enerjinin rakipleri tarafından paylaşılmasına rıza gösterir mi? Tabi ki göstermez..
2- İtaat Etmeyen Siyasi Hat. Hugo Chávez’le başlayan ve Maduro’yla süren çizgi, “Washington mutabakatı”na boyun eğmeyen Latin Amerika geleneğinin devamıdır. Bu, ABD dış politikasında çoğu zaman “demokrasi”, “insan hakları” ya da “uyuşturucuyla mücadele” söylemleriyle meşrulaştırılan baskı ve müdahaleleri beraberinde getirmiştir. Yani Amerika’nın mantığı hiç değişmiyor. Bir ülkeyi sömürmek istediği zaman, öncelikle o ülkeye terör örgütünü yerleştiriyor. Sömürge işlemini gerçekleştirdikten sonra önce terörü, sonrasında da o ülkeyi bitiriyor. Veya Venezuela örneğinde olduğu gibi, uyuşturucu ve terörü bahane ederek, ülkeyi işgal ediyor.
3- Çok Kutuplu Dünyada Konumlanma.
ABD hegemonyasının zayıfladığı, Çin–Rusya eksenli çok kutuplu bir düzene geçişte Venezuela gibi ülkeler jeostratejik kaldıraç niteliği taşır. Bu nedenle Venezuela meselesi, yalnızca Caracas’la Washington arasında değil; küresel güç dengeleri arasında bir hesaplaşmadır.
Suçlama Mekanizması: Hukuk mu, Siyaset mi?
ABD’nin Maduro’ya yönelttiği suçlamalar (uyuşturucu, terör, göç vb.) ABD iç hukukuna göre formüle edilmiş iddialardır. Burada Müslümanca bakış için kritik soru şudur: “Bir gücün kendi hukukunu evrensel hukuk gibi dayatması meşru mudur?”
İslam adalet anlayışında: Yargı, bağımsızdır.
Suç, kesin delille sabittir. Ceza, yetkili ve meşru bir mahkeme tarafından verilir. Kuvvet, hükmün yerine geçemez.
Bir devletin, başka bir devlet başkanını tek taraflı ilanlarla suçlu ilan etmesi, İslam hukukunda “zulüm ihtimali yüksek bir tasarruf” olarak değerlendirilir. Zira Kur’an’da açıkça buyurulur:
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” (Maide, 8)
Gazze, Filistin ve Maduro’nun Söylemi
Maduro’nun Gazze konusunda kullandığı sert dil, onu yalnızca İsrail’le değil, İsrail’i koşulsuz destekleyen küresel güç merkezleriyle de karşı karşıya getirmiştir.
Burada dikkat çekici olan şudur: Venezuela Müslüman bir ülke değildir. Halkının çoğunluğu Hristiyandır. Buna rağmen Filistin meselesini bir “insanlık davası” olarak tanımlamıştır. Bu durum, Filistin meselesinin salt dinî değil, ahlaki ve vicdani bir mesele olduğunu teyit eder. Müslümanca bakış açısından bu tavır: Mazlumdan yana saf tutma..
Zalimin kimliğine bakmaksızın zulme karşı çıkma ilkeleriyle örtüşür.
Göç ve Kaos: Sebep mi, Sonuç mu?
ABD söylemi, Venezuela’dan göçü Maduro’nun “başarısızlığı”na bağlar. Oysa jeopolitik gerçeklik şudur: Uzun süreli ekonomik yaptırımlar, finans sisteminden dışlama, petrol gelirlerinin bloke edilmesi.
Uluslararası ticaretin felç edilmesi..
Bu koşullarda oluşan göç, sebep değil sonuçtur.
İslam düşüncesinde bu tür bir durum “zarar verip sonra zarardan şikâyet etmek” olarak değerlendirilir ki bu, ahlaken de hukuken de meşru değildir.
Maduro meselesi ne anlatıyor?
Bu mesele, bir kişiden çok daha fazlasını anlatıyor: Güçlü olanın hukuk üretmesi.
Mazlum coğrafyaların sürekli suçlu ilan edilmesi.. Direnen liderlerin şeytanlaştırılması. İnsan haklarının seçici kullanımı. Müslümanca bakış, şunu söyler:
Maduro masumdur ya da suçludur demek için yetkili, tarafsız ve adil bir mahkeme gerekir. Ama kesin olan şudur:
Bir ülkenin egemenliğini zorla ihlal etmek, yaptırımlarla halkı cezalandırmak ve siyasi hedefler için hukuk kılıfı üretmek zulümdür.
Son Söz
Maduro’nun şahsı tartışılabilir; politikaları eleştirilebilir. Ancak emperyal müdahale, tek taraflı suçlama ve küresel güç kibri, Müslümanca bir vicdanın kabul edeceği şeyler değildir. Bugün mesele Maduro’dur.
Dün Irak’tı, Libya’ydı. Yarın başka bir “itaatsiz” ülke olacaktır.
Zulüm kimden gelirse gelsin zulümdür.
Mazlum kim olursa olsun mazlumdur. Ben olaya güçlü olan zaviyesinden değil, haklı ve mazlum olan tarafından bakıyorum. Gönlüm, zengin ve şımarık bunak Trump’tan yana değil, iş hayatına otobüs şoförü olarak başlayan, sendika ile ilerleyen Maduro’dan yana. Şuanda Maduro mazlumdur.