Kurban, ümmet dayanışması ve hac zirvesi
Kurban, ümmet dayanışması ve hac zirvesi
AHMET VAROL
Yüce Allah, “Şüphesiz sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de Rabbinizim. Öyleyse benden sakının” (Mü’minûn, 23/52) buyurarak Müslümanların birliğine dikkat çeker. Resulullah (s.a.s.) de mü’minleri, bir organı rahatsızlandığında tüm bedeni uykusuzluk ve ateşle saran tek bir vücuda benzetmiştir.
Bu, Müslümanların her zaman dayanışma içinde olmaları gereken bir bütün olduğunu gösterir. Nitekim sömürgeci güçlerin Müslümanlara hâkim olması, ancak bu ümmet şuurunun zayıflatılmasından sonra mümkün olabilmiştir.
19. yüzyılda Batı’dan ithal edilen kavmiyetçi anlayışlar ve İslam coğrafyasının etnik kimliklere göre küçük parçalara bölünmesi, ümmetin bütünlüğünü bozmuş, Müslümanları kendi iradeleri dışında çizilen sınırların içine hapsetmiştir. Yeniden üstünlük sağlamak, ancak ümmet bilincine, dayanışmaya ve güç birliğine kavuşmakla mümkündür.
İslami kimlik etnik kimlikten önce gelir. İslami bilinçlenmeye öncülük iddiasındaki insanların, düşünce ve ilgi alanlarını bu yapay sınırların ötesine taşıyarak tüm dünya Müslümanlarını kapsayacak bir şuura ulaşmaları gerekir. Bugün Müslümanların birbirlerini tanıma, daha sıkı bağlar kurma ve baskı altındaki kardeşlerine maddi-manevi yardım etme çabaları, ümmet şuurunun yeniden canlanmaya başladığını gösteriyor.
Kurban bayramının bu bütünlük açısından özel bir yeri var. Hac ibadetinde Müslümanlar tüm bölgesel sembolleri çıkarıp beyaz ihramlara bürünerek aynı ümmetin mensubu olduklarını ifade eder, adeta bir ahiret provası yaşarlar. Kurban kesmek ise hem Allah’a kulluğun yerine getirilmesi hem de kardeşlik bilincinin güçlendirilmesidir. Kesilen kurbanın üç paya ayrılması sünnettir; ancak bizden uzak beldelerde zor şartlarda yaşayan kardeşlerimize et gönderme imkânımız olmadığından, onlara ancak kurbanlarımızı kendi beldelerinde kestirerek ulaşabiliriz.
Bugün muhtelif İslami kurumlar İslam dünyasının farklı bölgelerinde, etleri ihtiyaçlı kişilere bağışlanmak üzere vekaleten kurban kestiriyorlar. Bu uygulama günümüz şartlarında ümmet birliğini ve dayanışmasını güçlendirme açısından çok yerinde ve faydalıdır. İmkanları olanların buna destek vermeleri gerekir.
Bu uygulama, Müslümanların bir ümmet olduğu bilinciyle yürütülen kapsamlı bir seferberliktir. Özellikle bu yıl Filistin’e, bilhassa Gazze’ye uygulanan abluka ve işgal rejiminin ateşkes şartlarını yerine getirmeyerek uluslararası kurumlar vasıtasıyla yapılan insani yardımlara engel olması yüzünden kutsal toprakların bekçileri ciddi sıkıntılar yaşıyor. İşgalci Siyonist devlet, Gazze halkını açlığa ve yavaş ölüme terk etmek istiyor.
“Kudüs ve Filistin için ne yapabiliriz?” sorusunun cevaplarından biri, işte bu kurban vesilesinin değerlendirilmesidir.
Bu konuda başvurulması mümkün bir dayanışma formülü de şudur: Birkaç kişi bir araya gelip bir kısmının kurbanını kendi beldesinde keser, diğerlerinin parasını bağış olarak gönderir; böylece hem komşu hakkı gözetilir hem bağışta bulunulmuş olur.
Kurban bayramı günlerinde ifa edilen hac ibadeti de çok anlamlıdır. Bugün İslam dünyası ağır sıkıntılarla karşı karşıyadır. İslam karşıtı güçler, Müslümanların dinini şekillendirmeye, müfredatlarına müdahaleye dahi cüret edebiliyor. Müslüman halkların içinden çıkan bazı yönetimler, dışarıdan telkin edilen baskı politikalarını kendi halklarına uyguluyor. Bunların temelinde, gerçek bir ümmet bilincinin ve buna dayalı koordinasyonun bulunmaması yatıyor. Hac, bu açıdan bir ümmet zirvesidir. Orada ulusal kimlikler değil Müslüman kimliği geçerlidir ve takvadan başka hiçbir üstünlüğün değeri yoktur. Usûlüne göre eda edilen hac, insanı günahlardan arınmış olarak geri döndüren büyük bir fırsat, dünya Müslümanları arasında kaynaşma ve dayanışmanın vesilesidir.
Globalleşen dünyada hiçbir toplumun tek başına ayakta kalması kolay değildir. Gerçek bağımsızlık ancak dayanışma ve işbirliğiyle elde edilir. Müslümanların da yeniden ümmet olmaya ihtiyacı var. Bunun yolu da birbirlerinin dertleriyle dertlenmekten geçer.