• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Zihinsel dönüşüme ihtiyaç var

Yeniakit Publisher
2017-11-26 02:39:00 - 2017-11-26 16:03:10
Zihinsel dönüşüme ihtiyaç var

MÜSİAD’ın Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, gazetemizin ekonomi müdürü Mehmet Canıtatlı’nın sorularını cevaplandırdı.

Kökleri Anadolu’nun Ahilik bilinci ile derinleşen, dalları dünyanın dört bir yanında erdemli ve ahlaklı iş yapabilme düşüncesi ile yeşeren MÜSİAD’ın hizmetlerine yeni bir soluk katmak için 5 ay önce Genel Başkanlık koltuğuna oturan Abdurrahman Kaan, iş dünyasının daha çok üretim yapmasının yolunu açacak, istihdamı katlayacak ve bilgiyi daha değerli hale getirecek politikalarla ilgili gazetemizin ekonomi müdürü Mehmet Canıtatlı’nın sorularını cevaplandırdı.

Başkanlık görevini üstlendiği günden itibaren faize karşı tavrını net bir şekilde koyan Abdurrahman Kaan, ‘’Daha çok üretim diyoruz, daha fazla yatırım, daha fazla istihdam diyoruz; ama bu noktada faizin ülkemizde kanayan bir yara olduğunu belirtmek isterim’’ diyor ve ekliyor: ‘’ Faizle işleyen mevcut sistem değişmeden, faizi ortadan kaldırmak ya da değiştirmek mümkün değil. Zihinsel bir dönüşüme ihtiyaç var. Ekonomimizde, faizin etkisini en aza indirecek ya da tamamen ortadan kaldıracak yeni bir sistem oluşturmalıyız.’’

İş adamları derneği olarak üretime, eğitime ve insan gücüne daha fazla yatırım yapılması konusunda gayretlerinin devam edeceğini vurgulayan Kaan, ekonomide büyümeyi ve paylaşımı daha değerli kılacak dikkat çekici açıklamalarını şöyle sıraladı:

Önce insani kriterler gelmeli

Sadece ekonomide değil sosyal hayatta da “helal olanın yasal hale gelmesi” için çalışmalar yapıyoruz. Bunu yaparken de toplumun tüm kesimlerini yanımızda görmek isteriz. Geçen hafta gerçekleştirilen İnsani finans zirvesinde bu hususa dikkat çekmiştim. İnsani finansta, bankacılıktan sigortacılığa, yatırım finansmanından, emeklilik fonlarına kadar finansal sistemin tüm paydaşları için paranın nasıl kazanıldığı en önemli konudur. Bu modelin merkezinde üretim vardır. Üretime dayalı ekonomik modelin desteklenmesi vardır. Yatırım yaparken, insani ve ahlaki kriterleri göz önünde bulundurmak öncelikli kriter olmalı. İnsani finans modeli, insanın para için değil, paranın insan için çalışmasını hedefler. Bizlerin buna ihtiyacı var.

Stoklama haramdır

Dinimizde alışveriş helal, para alım satımı haram. Üretim yapmak, ticaret yapmak gerek. Şunu unutmayalım İslam’da stoklamak da haramdır. Adamın bir sürü konutu var, onun zekâtını da vermiyor. İslam iktisadında parayı stoklamayacaksın, döndüreceksin. Bakın konutta stok oluşması dönüş hızını da zayıflatır. Konutta paranın alınıp satılması en erken 15 yıldır. Ama biz daha kısa süreli, sistemlerle ticaret yapmalıyız. Mesela tarım yıllıktır. Ne kadar kısa vadeli çevirirseniz parayı o kadar kâr ortaya çıkıyor.

İnsani finans değer görmeli

Normalde paradan para kazanmak bizim dinimizde yok. Para mal ilişkisi olması lazım. Geçen hafta bu konuları tartıştığımız İnsani Finans Zirvesi için 4 ay boyunca büyük çaba harcadık. Yaklaşık 200 tane konuşmacı, 75 panellik bir organizasyon düzenledik. Bu, Türkiye’nin en büyük organizasyonuydu ve Oxford’dan, Harvard’dan hocalar; Malezya’dan yani her taraftan bu konuda bilgisi olan ve elinde proje olan insanlar geldi. Ama iş murabaha üzerinde dönüyor. Burada ‘risk yok, teminata dayalı bir sistem var. Al teminatını, gidip al malı üzerine koy karı ve sat’ anlayışı var. Peki ama maliyetler daha önce 6-7’lerdeydi, şu an niye 14-15 seviyelerinde? Ne değişti? Siz nerede ve ne yapıyorsunuz, bu masraflar nasıl oluyor? Yani katılım bankacılığı konvansiyonel bankacılığa benziyor.

Cumhurbaşkanımızın faizle mücadelesini destekliyoruz

'Türkiye'de faizle ilgili olarak bizden başka konuşan yok. 5 ay önce göreve geldiğimde, MÜSİAD Genel Kurulu'nda, 'faizin yükünü azaltacak veya tamamen kaldıracak sistemler üzerine çalışacağız' demiştim. Şimdi çalışıyoruz, bundan sonra ne yağacağımız önemli.

Konvansiyonel bankacılık dediğimiz sistemi bağırarak çağırarak alt etmemiz mümkün değil. Merkez Bankası’na ne kadar söyleseniz yine mümkün değil. bir alternatifin ortaya konulması gerekiyor. Bundan hareketle biz dünyaya baktık, faizsiz fonları inceledik. Faiz, Kur’an-ı Kerim’de, Bakara Suresi’nde geçiyor. ‘Allah ve Resulü faize savaş açmıştır’dır. Faizin haram olduğunu sürekli söylüyoruz.. Buna rağmen algı veya beyin sisteminde bir kilitlenme var. Bizim burada yeni bir pencere açmamız lazım. İlk başta, ‘Faiz, Müslümanların yanı sıra Yahudiler ve Katolikler için de haramdır’ diyoruz. Bunu nereden anlıyoruz? Faizsiz fonlarda ilk sıralar Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve Lüksemburg geliyor. Yahudilerin ve Katoliklerin faizsiz fonlarıyla karşılaşıyoruz. Zaten Yahudi’nin Yahudi’ye faizle işlem yapması da kesinlikle yasak. Onlara göre Yahudi başka dinlerle yapabilir.

Biz burada nasıl yürümeliyiz?

Burada ‘katılım bankacılığı’ adını verdiğimiz faizsiz bir sistem var. İngilizler, bunun ismini ‘İslami finans’ olarak belirlemiş. 1970’lerde ‘Körfez’de biriken parayı biz nasıl toparlarız’ deyip bir sistem kurmuşlar ve onu ‘İslami finans’ adıyla merkezi Londra olan büyük bir organizasyon haline getirmişler. Bir de murabaha sistemini uygun şekle getirip fetvayı verdirmişler. Biz insani finanstan yanayız. Biz ‘İslami’ ifadesini yeğlemedik çünkü başkaları da ‘İslami terör’ gibi kavramlar kullanabiliyor. Bunun yerine başka bir şey koymayı, ‘insani finans’ ismini tercih ettik. Bu şekilde zihniyet değişimi ortaya koyduk. Zaten temel ihtiyaç da bu.

Faizin verdiği zarar ortada

Faizin piyasaya etkileri derin. Gezi’den önce faiz yüzde 4,3’tü. Dünyada o an için düşük faiz yoktu. Ama birdenbire faiz lobisi siyasi operasyonlar yapmaya başladı. Operasyonlar neticesinde Türkiye’nin en büyük sıkıntısının, dar boğazının devlet içindeki hainler olduğu görüldü. Halbuki, sen vatansever, laik de olsan, Cumhuriyetçi de olsan bu senin vatanın, buraya sahip çıkmalısın. Ama gördük ki operasyon yapıldı ve devletin yanında olup olmayanlar ortaya çıktı. Gezi olaylarındaki siyasi operasyon sonrası o zaman Merkez Bankası’nın yönetiminde olan arkadaşlar bir anda faizi 7-8 puan arttırdılar. Mesela o çok büyük yanlış oldu. Ancak bugüne geldiğimizde bakarsak bizim ekonomik verilerimiz çok iyi. Kamu borçlanması Maastricht kriterlerinin altında, çok az. Yani Avrupa ortalamasının, ABD ortalamasının yarısındayız. Çünkü Avrupa’da borçlanma yüzde 250, ABD’de yüzde 230, aynı şekilde Japonya’da yüzde 300’e varıyor. Şimdi biz, faize dair açıklamalarda bulunduk, ciddi vurgular yaptık. Bu sistemin bu şekilde gitmeyeceğini ifade ettik.

Mevduatlar imalata kaydırılsın

Türkiye’nin geleceği için faize karşı çalışma yapmamız gerektiği kanısındayım. Çalışmalar ne yönde olabilir? Şu şekilde hareket edilebilir… Bankalardan para geçsin ama gelin mevduatı, projelere, imalata üretime kaydıralım. Şu anda para üretime girmiyor. Şayet üretime girerse faize ve krediye talep azalmış olacak. Önerimiz şöyle: örneğin projemiz, ürettiğimiz ürün var. Hayvansal ve bitkisel atıklardan enerji üretimi konusu var. Bu noktada bir katılık bankası ile görüştük. Bir üyemiz Balıkesir’de fabrikasında 3 yıldır atıklardan enerji üretmeye çalışıyor.

GİRİŞİM FONU KURUYORUZ

Yüzde 95’e yakın yerli üretimle meşgul, petrol bile imal edebilir. Katılım bankası da projede yer alacak. Yani sermaye katılım bankasından fikir de üyemizden. Biz, bu uygulamayı 200’e kadar taşıma niyetindeyiz. Almanya’da bu şekilde 10 bin 300 proje var. Biz diyelim Konya’da projeyi hayata geçireceğiz. MÜSİAD’ın Konya üyelerini bu sistemin içine girmeye davet edeceğiz. Burada üretim yapılmasının ardından yatırımcılar kâra geçecek, para üretime gidecek, katma değer ortaya çıkacak ve bunun ülkede istihdama etkisi olacak. İsim daha konmadı çünkü kararlar yeni çıkıyor. Bizim girişim fonu kurma çalışmamız da var. Fikri olan, icadı olan gençlere ortak olup onları dünyaya açmak amacımız. Tarım fonumuz da olacak. Amacımız tarım fonumuzla üretimi arttırmak. Mevduat sahibinin parasını alıp, fona yatırtıp üretim yaptırıp oradan kar elde ettirmek.

ÖNERİMİZ VAR

Burada murabaha (maliyet fiyatı ve kâr oranı açıklanan satış) ve muşaraka (iştirak etme) adını verdiğimiz sermaye ve sermaye ortaklığı ile sermaye ve emek ortaklığı olarak değerlendirdiğimiz sistem öne çıkıyor. Asıl muşaraka Türkiye’de ve dünyada İslami alanda büyütülmeli.

ÇIKIŞ YOLU ORTAKLIKTAN GEÇİYOR

Faiz enflasyonu arttırıyor. Enflasyon arttınca da kişi başı alım gücü olumsuz etkileniyor. Devlette maaşları arttırmak zorunda kalıyor. Müthiş bir sömürü düzeni devam ediyor. Bundan çıkış yolu ortaklıktır.

İNSANA DOKUNAN PROJELERE İHTİYAÇ VAR

Cari açıktan söz ediyoruz. Bu alanda çalışmalar yapılıyor. Bir taraftan da ciddi harcamalar söz konusu. Bir yandan uydu operatörleri için Türksat 6-5’i üretmek için tesisler açıyoruz, öbür taraftan daha büyük parayı dışarıya veriyoruz. Onun için üretime girmeliyiz, konvansiyonel para alıp satmaktan ziyade daha çok insana dokunan projelere yönelmeliyiz. Bireye ve topluma dokunmayan sistemler fayda getirmez. sistemin yeniden kurgulanması gerekiyor. Yeni bir zihniyete ihtiyaç var.

Kaanlar ailemizin ekmek kapısı oldu

1978 yılında, İstanbul Unkapanı’nda kurulan Kaanlar’ın bir aile şirketi olduğunu söyleyen Abdurrahman Kaan, geleneklerimizin bize yüklediği sorumlulukla Türk damak tadına en uygun, kaliteli ve doğal ürünler üretme arzumuz doğrultusunda çıktığımız yolculukta 40 yılı geride bırakmış olacağız. Kaanlar ailemizin ekmek kapısı. Şirketimin tüm sorumluluğunu üstlenmiş durumdayım. Zaman da ayırıyorum. Çocuklarım büyüdü, artık torunum var. Ama torunuma zaman ayıramıyorum’ diye konuştu.

MÜSİAD global bir aile oldu

27 yılda yaygın bir sivil toplum kuruluşu olduk. ABD de, Japonya’da, Güney Afrika’da ve Avrupa’da şubelerimiz var. Sadece Avrupa’da 24 şubemiz bulunuyor. Ayrıca yaklaşık 11 bin üyemiz ve 15 sektör kurulumuz var. Anadolu’da 73 tane mekanı olan şubemizde hizmet veriliyor. Iğdır, Şırnak ve Hakkari gibi illerde mekan yok. Lakin Bitlis, Muş, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da var. Aslında bizden daha büyük bir sivil toplum kuruluşu yok diyebilirim. Dünyada bir büyükelçilik ve Türk Hava Yolları (THY) var, bir de biz varız. Başka kimse yok. Buralarda faaliyet yapıyoruz.

Güç birliğiyle kan değişimi

12 yıldır sektör kurulu, teşkilatlanma, Yönetim Kurulu kademelerinde görev aldığı MÜSİAD’ta bu yıl Genel Başkanlık koltuğuna oturan Abdurrahman Kaan’ı, bu şerefli görevin devir teslim töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile derneğim eski genel başkanları yalnız bırakmadılar. Yönetimde yüzde 70 değişikliğe giden Kaan, yeni kadrosuyla Türkiye’nin ekonomik yönden kalkınması için projeler üretiyor.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23