Uzmanlar, Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarının, Türkiye-AB ilişkilerine ivme kazandıracak bir pozisyona değil aksine Türkiye’nin üyeliği konusunda olumsuz havanın daha da artabileceği bir pozisyona doğru ilerlediğine dikkat çekiyorlar.
Murathan Seyitoğlu Yeniakit.com.tr
Avrupa Birliği’nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu (AP) için 28 üye ülkede yapılan seçimlerin sonuçlanmaya başladı. Uzmanlar, Türkiye’ye yönelik en radikal eleştirileri yapan Avrupa kurumunun AP olduğunu ve aşırı sağın yükselişte olmasının Türkiye açısından olumsuz sonuçlar ortaya koyacağını belirtiyorlar.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, konuya ilişkin Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi için dikkat çeken değerlendirmelerde bulundular.
“Aşırı sağ beklenen gücü elde edemedi”
AB’nin geleceğini yakından ilgilendiren Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarını değerlendiren ANKASAM AB Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Alkan, “Her ülkede olmasa dahi aşırı sağın kazandığı görülmektedir. Örneğin, İtalya ve Fransa’da birinci parti; Almanya’da dördüncü parti olarak çıkmıştır. Diğer bir kazanan ise Yeşiller olmuştur. Söz konusu grup Batı Avrupa ülkelerinde oy çoğunluğunu elde etmiştir. Son kazanan ise Macron’un önderliğindeki Liberaller olmuştur. Aşırı sağın seçimlerden önce parlamentoda ikinci parti olması beklenirken bunun tam olarak gerçekleşmediği; aşırı sağın kazandığı, fakat beklenen gücü elde edemediği bilinmektedir.” diye konuştu.
“Popülizmle mücadele ve Brexit süreci Avrupa’yı çok yordu”
Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılım oranının yüksek olduğuna dikkat çeken Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Katılım oranı %50’nin üzerine çıkmış olması, Avrupalıların, Avrupa değerlerine ve fikrine sahip çıkmaya başladıklarını göstermektedir. Bir yandan popülizmle mücadele, diğer yandan Brexit süreci Avrupa’yı çok yordu. İngiltere’nin AB’den ayrılma isteğinden sonra İtalya ve Yunanistan da benzer söylemlerde bulunmuşlar; fakat AB’den ayrılmanın sanıldığı kadar basit bir şey olmadığını ve ülkeyi kaotik bir ortama sürüklediğini görmüşlerdir. İngiltere’nin durumu, diğer ülkeleri rahatsız etmiş ve bunun sonucunda AB’ye sahip çıkmaya başlamışlardır.”
“Parlamentoda AB karşıtlarının sayısının artması Türkiye’nin işini zorlaştıracak”
Fransa ve Almanya gibi ülkeler kendi iç politikalarını tartışırken; bazı ülkeler ve partiler AB’yi gündemlerine aldıklarını belirten Alkan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Avrupalı vatandaşlar, iç siyasetten kopmak isteyip Avrupa’nın geleceğini tartışmak istemektedirler. Seçimlerde özellikle genç insanların oy kullanıp Yeşiller’e oy verdikleri bilinmektedir. Tüm bunlara rağmen Parlamento’da çok büyük şeylerin değiştiği söylenemez. Halen Avrupa karşıtlarının değil; Avrupa taraftarlarının Parlamento’da ön planda oldukları görülmektedir. Türkiye-AB ilişkileri açısından Türk asıllı vatandaşların Parlamento’da yer alması olumlu bir durumdur. Fakat AB karşıtı vekillerin Parlamento’da sayılarının artması Türkiye’nin işini zorlaştıracak bir olay olmuştur.”
Köni: Aşırı sağın ve popülist partilerin yükselişe geçmesinin temel sebebi, göçtür
AP seçimlerinde Yeşiller ve aşırı sağın yükselişte olmasını değerlendiren İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, “Aşırı sağın ve popülist partilerin yükselişe geçmesinin temel sebebi, göçtür. Afrika’dan ve Ortadoğu’dan gelen göçler, aşırı uçların güçlenmesine sebep oldu. Bu ise Parlamento’ya koltuk sayılarının artması şeklinde yansıdı.” açıklamasında bulundu.
“Aşırı taraf giderek güçlenecek”
Aşırı sağın daha da güçleneceğine dikkat çeken Köni, “Bunun sebebi Avrupa ekonomisinin, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) baskıları nedeniyle kötü olmasıdır. Afrika ve Ortadoğu’da dolaylı yoldan karşılaştıkları ambargolara ek olarak ABD tarafından doğrudan olarak kendi bölgelerinde uygulanan ambargolara maruz kalmaktadırlar. İngiltere, sistemin liberal kalmasında etkili olan ülke konumunda olmasına rağmen, Brexit süreciyle birlikte söz konusu liberallik de yok olmaktadır. Ekonominin kötü gidişatını durduramadıklarından dolayı söz konusu aşırı taraf giderek güçlenecektir.” şeklinde konuştu.
“Avrupa, Rusya’ya yaklaşan bir tutum izleyecektir”
Yunanistan’da erken seçim kararının alınmasını da değerlendiren Köni, şöyle konuştu:
“Seçim sonrasında Yunanistan’da erken seçim kararı alındı. Yunanistan’ın başına hangi lider gelirse gelsin, ekonomiyi düzeltemeyecektir. Fransa’da Le Pen’in partisinin Macron’un partisinin önüne geçtiği bilinmektedir. Ülkede vergileri kaldırma çalışmalarına zengin kesimin tepkisi olacaktır. Bu ise sağın yükselişi anlamına gelmektedir. Avrupa’nın son güçlü kalesi olan Almanya’nın Hıristiyan Demokrat Birliği’nde (CDU) değişim olması halinde Avrupa; Afrika ve Ortadoğu’ya karşı sert tavır ortaya koyabilen ve Rusya’ya yaklaşan bir tutum izleyecektir.”
“Aşırı sağ Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde engel olacaktır”
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağ ve popülist partilerin oylarının artacağının önceden beklendiğini belirten ve seçimlerin Türkiye’ye etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emekli Büyükelçi Alev Kılıç ise, “AP, önemli bir organdır. Türkiye’nin AB üyeliği sürecinde karar verici organ olmasa bile etkisi çok büyüktür. Dolayısıyla AP, Türkiye’nin AB’ye üyeliği yolunda önemli kurumlardan bir tanesidir. Parlamento’da aşırı sağın ve popülistlerin güç kazanması, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde bir engel olacaktır. Bu durumun daha sağlıklı bir analizi için AP seçimlerinin kesin sonuçlarının ve hatta Parlamento Başkanı seçiminin beklenmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu.