Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, borderline kişilik bozukluğu konusunu değerlendirdi.
Tarhan, borderline kişilik bozukluğunun söz konusu olduğu durumlarda, kişinin sosyal sınırlarını, duygusal sınırlarını, bireysel sınırlarını çizememesinin söz konusu olduğunu aktararak, “Kendisiyle ilişkisinde kendi iç dünyasıyla, dış dünyayla ilişkilerde sosyal ilişkilerde aile ilişkilerinde, iş ilişkilerinde sınırlarını çizemez bu kişi. Kendi gücünü, kapasitesini, haddini bilebilen kimse saygıdeğer oluyor. Ama bu borderline kişiler sosyal sınırlarını, kendi iç dünyasındaki sınırları bile bilemiyor. Nerede üzülecek, nerede gülecek, kendi duygusal okuryazarlıkları yok. Kendi duygularının farkında değiller” ifadelerini kullandı.
“Borderline kişilik bozukluğu olan kişiler arasında intihar oranı yüzde 7.5”
Tarhan, bu tarz kolay öfkelenen kişilerin kuşkucu olduklarını ve stres karşısında çok kolay dağıldıklarını da dile getirerek, “Bir şey yolunda gitmediği zaman kolayca dağılırlar. İntihar oranları çok fazladır. Diyelim toplumda intihar oranları binde 1 ise borderline kişilik bozukluğu olan kişiler arasında yüzde 7.5. Yani 100 kişiden yedi buçuğu intihar ediyor. İntihar girişiminde bulunuyor. Yüksek bir oran. Bu kişiler mutlu da olsa sık sık depresyona, anksiyete giriyorlar, duygu durum bozuklukları yaşıyorlar. Çok kolay kavga ediyorlar” bilgisini paylaştı.
Bu kişilerin iç dünyasında dünyayı tehlikeli, zararlı bir yer gibi algıladıklarını da kaydeden Prof. Dr. Tarhan, bu kişilerin yanlış düşünce ve duygu kalıpları olduğunu, sevilmediklerini zannettiklerini belirtti.
Anne babaların tutumlarına işaret eden Tarhan, şu ifadeleri kullandı:
“Çocuğa karşı çok aşırı kontrolcü anne babaların çocuklarında oluyor. Çocuğun yediğine karışıyor, içtiğine karışıyor. Şunu giyeceksin bunu giymeyeceksin diye çocuğu devamlı diken üzerinde yaşatıyor. Böyle çocuklar borderline adayı oluyorlar. Anne baba çocuğu sakinleştirip rahatlatsa bile devamlı kaygılı. Aşırı mükemmel çocuk yetiştireceğim, proje çocuk yetiştireceğim diyen anne babaların çocuklarında da oluyor bu.”
Tarhan, kişilerin sosyal ilişkileri bozulduğunda, dürtüsel para harcamaları olduğunda, yaptığı hareketler ilişkilerine zarar verdiğinde yardım için başvurduğunu kaydetti.