Bugün, ülkemizin ruh hamurunu yoğuran en önemli isimlerden olan Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in 40. vefat yıldönümü, yarın ise doğumunun sene-i devriyesi. Fikirleri ve düşünceleriyle ‘Çağın nabzında atan’, kaleme aldığı 90 küsur eserle Türk kültür hayatına eşsiz bir katkı sunan ve “Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun! Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!” dizeleriyle gönüllere taht kuran Üstad’ı rahmet ve minnetle anıyoruz.
SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
Ülkemizin ruh hamurunu yoğuran Üstad Necip Fazıl Kısakürek hem vefatı hem de doğumu münasebeti ile rahmetle minnetle anıyoruz. Bugün, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in 40. ölüm yıldönümü, yarın ise doğumunun sene-i devriyesi. Mayıs ayında bir gün ara ile doğan ve hayata veda eden Üstad, hayatı ile dünya hayatının adeta bir günlük serüven olmasının somut örneğini önümüze koyuyor. ‘Allah ve ahlaktan bahsetmek yasaktır’ denilen bir devirde meydan yerine çıkarak Hakk’ı ve hakikati haykıran Üstad Necip Fazıl’ın gür sesi ötelerin ötesine ulaştı.
Abdülhakim Arvasi içindeki cevheri ortaya çıkardı
Fikirleri ve düşünceleriyle ‘Çağın nabzında atan’, kaleme aldığı 90 küsur eserle de Türk kültür hayatına eşsiz bir katkı sunan Üstad’ın ölümü üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen eserleri, fikirleri ve yetişmesine vesile olduğu nesiller ile yaşamaya devam ediyor.
26 Mayıs 1904 tarihinde İstanbul’da doğan Necip Fazıl Kısakürek, 25 Mayıs 1983 tarihinde yine İstanbul’da ahirete irtihal etti.
Necip Fazıl, 21 yaşında yayınladığı “Örümcek Ağı” adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayınladığı “Kaldırımlar” adlı şiir kitabıyla tanınmıştır. 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli’nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi “...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum” şeklinde tanımlar. Bu tarihten sonra Türkiye’nin birçok şehrinde konferanslar düzenlemiş; düzenlemiş olduğu konferanslardaki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi’ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 defa kapatılmış, Necip Fazıl’ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır. Necip Fazıl Kısakürek, Türk Edebiyatı Vakfınca 1980’de Sultanu’ş Şuara (Şairler Sultanı) ve 1982’de ise Yılın Fikir ve Sanat Adamı seçildi. Böylece Necip Fazıl Kısakürek, şair Baki’den sonra, Sultanu’ş Şuara unvanına sahip ikinci şair olarak tarihe geçmiştir.
Üstad'ın başlıca eserleri
“Cinnet Mustatili, Hikayelerim, Çile, Aynadaki Yalan, İdeolocya Örgüsü, Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, O ve Ben, İman ve İslam Atlası, İhtilal, Bab-ı Ali, Raporlar, Para Mukaddes Emanet, Senaryo Romanlarım, Reis Bey Parmaksız Salih, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar, Benim Gözümde Menderes, Nur Harmanı, Yeniçeri, Müdafaalarım, Türkiye’nin Manzarası, Namık Kemal, Sabır Taşı, Ahşap Konak, Yunus Emre Kanlı Sarık, Peygamber Halkası, Konuşmalar, Moskof, Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han, Bir Adam Yaratmak, Kafa Kağıdı, Çöle İnen Nur, Tanrı Kulundan Dinlediklerim, At’a Senfoni, Hazret-i Ali, Hücum ve Polemik, Öfke ve Hiciv, Tohum, Hitabeler, Son Devrin Din Mazlumları, Hesaplaşma, Doğru Yolun Sapık Kolları”.