Toplu taşımada devrim: Yapay zeka artık otobüslerin güzergâhını yolcuya göre belirliyor
Avrupa ve Asya’da 2026 itibarıyla hızla yaygınlaşan “talep odaklı ulaşım” sistemi, sabit hat ve durak dönemini kapatıyor. Yapay zeka destekli yeni modelde otobüsler boş dolaşmıyor, rotalar saniyeler içinde yolcu talebine göre yeniden çiziliyor.
Dünya genelinde büyük şehirlerde uygulanmaya başlanan “talep odaklı ulaşım” (Demand Responsive Transport – DRT) modeli, geleneksel toplu taşıma anlayışını kökten değiştiriyor. Sabit güzergâh ve zorunlu durak mantığını ortadan kaldıran sistem, araçların yalnızca yolcu talebi olan noktalara yönlendirilmesini esas alıyor.
Ocak 2026 itibarıyla birçok Avrupa ve Asya kentinde yaygınlaşan bu modelde, yapay zeka algoritmaları mobil uygulamalar üzerinden gelen talepleri analiz ediyor. Aynı yöne gitmek isteyen yolcular saniyeler içinde eşleştiriliyor ve araçlar en kısa, en verimli rotaya yönlendiriliyor. Böylece otobüslerin boş kilometre yapmasının önüne geçiliyor.
Yapay Zeka Rotaları Nasıl Oluşturuyor?
Sistemin merkezinde yer alan yazılım, yolcu taleplerini anlık olarak topluyor. Benzer varış noktalarına sahip 15–20 kişilik gruplar otomatik şekilde aynı araca yönlendiriliyor. Geleneksel duraklarda bekleme zorunluluğu ortadan kalkarken, yolcuya en yakın “sanal durak” bilgisi uygulama üzerinden bildiriliyor.
Araçlar seyir halindeyken bile trafik yoğunluğu ve yeni talepler doğrultusunda rotalarını güncelleyebiliyor. Bu sayede varış süreleri daha isabetli tahmin edilirken, yolcu memnuniyeti de artıyor.
Şehir İçi Trafik ve Emisyon Azalıyor
Talep odaklı ulaşım ağları, özellikle yoğun saatlerde özel araç kullanımını azaltmayı hedefliyor. Yapay zeka tarafından optimize edilen rotalar sayesinde yolculuk sürelerinde yüzde 30’a varan tasarruf sağlandığı belirtiliyor. Gece saatleri gibi talebin düşük olduğu zamanlarda ise büyük otobüsler yerine küçük ve elektrikli araçlar devreye giriyor.
Bu dönüşüm, karbon emisyonunun düşürülmesine katkı sağlarken belediyeler için de ciddi maliyet avantajı yaratıyor. Sabit hatlarda boş seyreden araçların neden olduğu yakıt ve personel israfı büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Yetkililer, 2026’nın sonuna kadar sistemin gelişmekte olan ülkelerde de pilot bölgelerde hayata geçirilmesini planlıyor.