• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Teröristbaşı Öcalan bile, muhalif medyadan daha tutarlı! Bu kadar mı pervasız oldunuz?

Yeniakit Publisher
Yücel Kaya Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Teröristbaşı Öcalan bile, muhalif medyadan daha tutarlı! Bu kadar mı pervasız oldunuz?

Ali Karahasanoğlu, Abdullah Öcalan’ın İmralı tutanaklarındaki CIA ve MOSSAD tespitlerine dikkat çekerek; Suriye operasyonlarına karşı çıkan emekli generallerden Karar gazetesi yazarı Yusuf Ziya Cömert’e, CHP’den Sözcü gazetesine kadar geniş bir yelpazeyi sert sözlerle eleştirdi. Tutanaklarda Özal suikastından SDG’nin geleceğine kadar pek çok kritik başlık olduğunu vurgulayan yazar, Erdoğan ve Bahçeli’ye yönelik saldırıların arka planındaki kirli operasyonları göremeyen kalemşörleri özeleştiri yapmaya davet etti.

 ALİ KARAHASANOĞLU 

Abdullah Öcalan’la görüşmenin tutanakları önemli..

O tutanak metni içinde, CIA ve MOSSAD ile ilgili tespitler çok daha önemli..

Öcalan’ın sözlerini okurken, bu ülkede 50 bin insanın kanına girmiş bir terörist olduğunu bilmesek, kendisine haksızlık edildiği kanaatine bile varanlar çıkabilir..

Cevaplanamayacak, Öcalan’ın da es geçtiği soru şu: “Niçin silaha başvurdunuz?”

Devamında bir soru daha:


 

“Silah ile neyi çözeceğinizi düşündünüz?”

Belki bunun devamında, şu soru da konunun çözümü için gerekli:

“Elinize silah verenlerin, sizin silah ile sağlamak istediklerinizin dışında bir amaçları olduğundan, hiç şüphelenmediniz mi?”

Bunları, birer fikir egzersizi olması, bundan sonraki süreçlerde de, gençlerin şunların bunların oyunlarına gelmemesi için not ediyorum..


 

İmralı’ya gidiş üzerinden algı çalışmaları yapan İyi Partililere de, heyete üye vermeyen CHP’ye de burdan hatırlatalım:


Tutanağı okudunuz..

Neresine itiraz ediyorsunuz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin küçümsendiği, tahkir edildiği bir bölüm gösterebilir misiniz?

Teröristbaşı için övgü cümlesi kurmuyorum, kurmam..

Ama, “Suriye bataklıktır. Girersek çıkamayız” diyen emekli ulusalcı generallerin sözleri, tutanaktaki Öcalan’ın sözlerinden çok daha fazla rencide edici değil mi?


 

Ne demek, “girersek çıkamayız!”

Bu söylem, TSK’yı tahkir etmek, başarılı olamayacağını iddia etmek değil miydi?


Bunu söyleyenler, bugünkü SDG’nin tasfiyesine gelinen tablo karşısında, bir özür dileme borcu altında değiller mi?

Veya..

Dünkü Karar gazetesinde, babasının Yüksek İslam Enstitüsü mezunu olduğunu da hatırlatarak, Yusuf Ziya Cömert’in yaptığı yorumdaki şu ifadelere bir bakıp, Öcalan’ın sözleri ile kıyas yapalım:

“(SDG) Sonra birdenbire ABD tarafından terk edildi. ABD neden böyle bir şey yapsın? Ben Trump’ın tüccarlığına verdim ama, herkes tüccar. Herkes, ucuz bulunca alıyor. Sonra aynı işi göreceği daha iyi bir vasıta bulunca elindekini satıp yenisini, bir üst modelini alıyor.” sözleri, Öcalan’ın sözlerinden çok daha yaralayıcı değil mi?

Ne demek, Amerika’nın, Ahmet El Şara’nın kendisine daha ucuza mal olacağını anlayınca, SDG’yi satıp, Şara’yı aldığı şeklinde küstahca ve kendi ülkene de hakaret içerikli anlatımlar..


Şara’nın, Türkiye ile işbirliği içinde yol yürüdüğünü bile bile, ABD tarafından satın alındığını, hem de SDG yerine daha ucuza satın alındığını söylemek, ne demek?

Nedir, bir izah edebilecek var mı?

Tayyip Erdoğan’ın uçağında, Akit’in yazarları daha alınmıyor iken, siz alındınız Yusuf Ziya bey..

Akit gazetesinden hiçbir isim milletvekili olmadı, aday bile olmadı ama..

Sizin yıllardır arkadaşlık ettiğiniz, halen birlikte Erdoğan’a saldırdığınız arkadaşınız, Ak Parti’den milletvekili yapıldı..

Bu kadar mı gözünüz döndü..

Bu kadar mı pervasızlaştınız..


Kendi solcu arkadaşları tarafından bile “hırsız” olmakla suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun hamiliğine soyunup, “Masumiyet karinesi vardır.. Kimsenin suçluluğu mahkeme kararı ile kesinleşmedikçe, aleyhinde söz edilemez” diyen tilkiler..

Ahmet El Şara hakkında, o ifadeleri yazarken, bırakın evrensel hukuk ilkelerini, babanızın eğitim gördüğü okulun isminden de mi utanmadınız:

“Suriye’de kurulacak bir Kürt devleti İsrail için iyi bir müttefik olabilirdi. Fakat bunun daha iyisi, Ahmed el-Şara’nın liderliğindeki Suriye’nin İsrail’le iyi geçinme, lüzumu halinde dayanışma kabiliyetidir. ABD, Ahmed el Şara’yı Mazlum Kobani’den daha müsait, daha ehven bir müttefik olarak görmüştür. Yenisi çıkınca eskisi hükümsüz olur. Bir üst modeli? Bir üst modeli Ahmed el-Şara olabilir.”

Bir yıl önce, Şara için “ABD-İsrail projesi. Bu proje dahilinde, SDG de terör devletini çoktan kurdu bile” diyen de sizdiniz.


Şimdi terör devleti kurma sözü verilen SDG yerine, Şara’nın aynı işi göreceğini alçakca iddia eden de sizsiniz..

Bir yıl önce, hem Şara ile, hem SDG ile iş tutan ABD, şimdi niye terör devletinden vazgeçip, Şara ile yetinsin ki?

Hiç mi utanmıyorsunuz,  müslüman insanları İsrail’in menfaatlerine çalışan kişiler olarak gösterirken..

Hiç mi vicdanınız yaralanmıyor?

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN>>>

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

BAYBURT SEVDALISI

Irak da bölünmeseydi bunlar başımıza bela olmazdı

Ceyhun

Öcalan demiyeceksin bebek katili yüzlerce şehidin katili diyeceksin
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23