Suriye’nin güneydeki tehlikeye karşı seçenekleri: Masada 3 yol var
Gazeteci Bekir Atacan, Beit Jen katliamının ardından Suriye’nin güneydeki güvenlik dengelerini yeniden kurmak zorunda olduğunu belirterek, önündeki üç kritik seçeneği değerlendirdi. Doğrudan askeri karşılığın 'tehlikeli', sessiz kabullenmenin ise 'çıkmaz yol' olduğunu vurgulayan Atacan, Suriye için en dengeli yaklaşımın 'Diplomasi + Sivil Direniş + Kontrollü Caydırıcılık' stratejisi olduğunu belirtti.
Güney Suriye’de yaşanan ve İsrail’in askeri varlığını güçlendirme adımlarının bir işareti olarak kaydedilen Beit Jen Katliamı, Suriye için bir krizden öte stratejik bir dönemeç anlamına geliyor. Ülke, hem toprak bütünlüğünü korumak hem de bölgesel dengeleri yeniden tesis etmek zorunda kalırken, gazeteci Bekir Atacan, Suriye yönetiminin önündeki üç kritik yolu analiz etti.
BEİT JEN KATLİAMI VE SURİYE’NİN KRİTİK SEÇENEKLERİ
Beit Jen’de yaşanan katliam, güney Suriye’deki güvenlik dengelerini alt üst eden, İsrail’in askeri varlığını güçlendirme adımlarının bir işareti olarak kayıtlara geçti. Bu, Suriye için yalnızca bir kriz değil; aynı zamanda stratejik bir dönemeç. Ülke, hem toprak bütünlüğünü korumak hem de bölgesel dengeleri yeniden tesis etmek zorunda.
PEKİ SURİYE’NİN ELİNDE HANGİ SEÇENEKLER VAR?
1. Tam askeri karşılık: Tehlikeli bir yol
Doğrudan çatışma, kısa vadede caydırıcı gibi görünse de mevcut güç dengelerinde yüksek risk taşır. Suriye’nin savunma kapasitesi, İsrail’in modern ve üstün silah gücü karşısında yetersiz. Bu nedenle ani bir askeri hamle, stratejik bir felaket riski doğurur. Ancak uzun vadeli caydırıcılık ve pazarlık gücü için tamamen devre dışı bırakılmamalı.
2. Sessizlik ve pasif kabullenme: Çıkmaz yol
Saldırıları görmezden gelmek, başlangıçta gerilimi azaltabilir ama orta ve uzun vadede İsrail’in sınır ötesi operasyonlarını normalleştirir. Egemenliğin aşınması ve toprak ihlalleri kaçınılmaz hale gelir. Pasiflik, Suriye’nin stratejik kaybını hızlandırır.
3. Diplomasi + Sivil Direniş + Kontrollü Caydırıcılık: Dengeli yaklaşım
Güney sınır bölgelerinde halkın örgütlü dayanışması ve sivil direnişin güçlendirilmesi kritik. Aynı zamanda hükümetin diplomatik kanalları aktif şekilde kullanması, özellikle ABD ve AB ile iş birliği yapması acil ve hayati bir adım. Suriye’nin uluslararası terörle mücadele koalisyonuna katılımı da diplomatik alanda avantaj sağlıyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, hem kısa vadede tepki vermeyi hem de uzun vadede askeri ve diplomatik dengeyi korumayı mümkün kılıyor.
Sonuç:
Beit Jen sonrası, Suriye için “diplomasi öncelikli, askeri seçenek kontrollü” bir strateji en uygun yol. Sivil direnişin desteklenmesi ve uluslararası angajman, ülkeyi ani çatışmaların etkisinden korurken, İsrail’in genişleme stratejisini de sınırlayabilir. Kısa vadeli sessizlik ya da doğrudan çatışma, bugünkü koşullarda stratejik riskleri artıran seçenekler.
Güney Suriye’deki her adım artık yalnızca güvenlik meselesi değil; bir stratejik denge savaşıdır. Suriye’nin bugünkü tercihi, yarının haritasını belirleyecek.