Paralel Yapı’nın kanalında Kemal Kılıçdaroğlu’nu “rahatsız edecek” sorular yönelten gazetecinin başına gelenler… Bir başka “Mehmet Özmen” olayı!..
MUHAMMED UZUN / İSTANBUL - Gazeteci yazar Sami Dadağlıoğlu, muhabirimiz Mehmet Özmen’e yönelik “linç girişiminin” acı hatıralarını canlandırdığını belirterek, “Ben de bir nevi lince tabi tutuldum!” dedi.
Dadağlıoğlu yaşadıklarını şöyle anlattı:
“CHP Genel Merkezi’nde canlı yayına çıkıldı. Özel yayın oldu. O yayında, Kanaltürk adına soru soranlar içinde ben de vardım. Diğerlerinden son derece yumuşak sorular geliyordu. Ben, farklı sorular yönelttim. CHP’nin listesinde PKK davasından yargılanmış isimler vardı. Bu konuda soru yönelttim. Kemal Bey dedi ki; ‘AKP’den de gelseler bizim partiye, ben geri mi çevirecektim!’ Ben de bunun üzerine şunu söyledim: ‘Siz AK Partililerle PKK’lıları bir mi tutuyorsunuz Sayın Genel Başkan?.’ Bir de balkon meselesi vardı. Moderatör Tarık Toros, ‘CHP’nin birinci parti çıkması durumunda yapacağınız balkon konuşmasında neler söyleyeceksiniz?’ yollu bir soru sordu. Ben de bunun üzerine, esprili bir şekilde, ‘Kemal Bey, girerken CHP Genel Merkezi binanıza baktım, hiç balkon göremedim. Herhalde mimarlar da CHP’nin iktidar olamayacağını düşünmüşler ki, konuşma yapacağınız balkona yer vermemişler!’
TEHDİT!
Kemal Bey şaşırdı ve cevap veremedi, geçiştirmeye çalıştı. Programın reklam arasında, bir ara dışarı çıkan Kemal Bey, Basın Müşaviri aracılığı beni dışarı çağırttırdı. Kemal Bey’in yanına gittiğimde bana, ‘Sami Bey, sorularınız ikinci bölümde de bu şekilde devam edecek mi?’ dedi. Ben de “Aynen devam edecek Sayın Genel Başkan” dedim. Bunun üzerine yayının ikinci bölümüne geçerken, Kemal Bey’in basın danışmanı, kulağıma eğilerek, “Bunun hesabını verirsin!” dedi. Ben de ‘Elinizden geleni ardınıza koymayın, ben sadece mesleğimin gereğini yapıyorum’ dedim.
Bu yayın böyle bitti. Sonrasında, benim için çok zor bir süreç başladı. İstifa etmeye zorlandım ve bu süreç beni istifaya kadar götürdü. Bunlar yaşanırken daha dershane olayları filan yoktu. O gün ben gördüm ki, Kemal Bey’le farklı bir münasebet, diyalog içine girilmiş. Bu noktadan sonra, benim yapabileceğim bir şey kalmamıştı, izzeti ikbal ile çekilmekten başka!”