Kalp, şeker, karaciğer, yüksek tansiyon, astım, romatizma, bütün kemik hastalıkları bu öğüdü tekrarlıyor...
Kalp, şeker hastalığı, karaciğer bozuklukları, yüksek tansiyon, astım ve romatizmal kemik hastalıklarının hepsi ortak bir sebepten, hepsi şişmanlıktan kaynaklanan hastalıklar.
Eğer bir gün genler üzerindeki araştırmalar sonucu obezliğin önüne geçilebilirse, bu hastalıklar da azalacak. Çünki biliyoruz ki, hasta kilo vermeye başlayınca bu illetlerde hızla gerileme oluyor.
Az yiyip kilo almak mümkün değil. Vücuda giren enerjinin çıkandan az olması gerekir ki, kilo almayalım, yağlanmayalım. Harcadığımız kaloriyi artırmak ise günlük hayatımızda yapacağımız değişikliklerle mümkün..
Şişmanlık bir doyum hissi ve irade meselesi.
İki kişi aynı gıdayı yediği halde, farklı doyum hissine sahip olabiliyor. Sindirim sisteminden beyne uzanan doyum hissi farklı olabiliyor. Bunları etkileyen genler keşfedildiğinde belki tıbben müdahale edilerek sorun aşılacak.
Ama eğer irade sahibi ve sünneti ifada titiz bir insansanız sofradan tam doymadan kalkmak suretiyle konuyu halledebilirsiniz. En azından şu sıralar ülkemizde ve çevremizde nice insanın kuru dilime muhtaç olduğunu hatırla...
Başka neye dikkat etmelisiniz?
Karbonhidratların kaynağına dikkat etmelisiniz.
Hepimiz güllacı çok severiz. Fakat meselâ bu güllaç karbonhidratların en kötüsü, en kötü kaynağı. Çünki güllaç, nişasta zengini; glisemik endeks dediğimiz, insülin salgılanmasına şiddetle yol açan bir gıda.
Beyaz makarna da öyle.. 'Çok rafine edilmiş karbonhidratlar' dediğimiz beyaz ekmekler, yine rafine edilmiş pirinç gibi gıdalardan uzak durmakta fayda var.
Yağlı yemekten uzak dur. Kızartmalardan da.. Atıştırmaktan vazgeç. Akşam TV önünde tıkınmak yerine çık temiz havada yürü..