Selam Gazetesi’nin eski sahibi Hasan Kılıç’ın avukatı Cüneyt Toraman, paralel devlet yapılanmasına ilişkin gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulundu. Toraman, paralel yapının tutanak oyununu işaret ederek, “Yüzlerce çuval dinleme tutanaklarını 17 Aralık’tan sonra imha ettiler, tarihini de 16 Aralık olarak attılar” dedi.
Paralel devlet yapılanması tarafından uydurulan Selam Tevhid soruşturmasında hakkında takipsizlik kararı verilen Selam Gazetesi’nin Eski sahibi Hasan Kılıç’ın avukatı Cüneyt Toraman, paralel devlet yapılanmasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Gazetemize konuşan Cüneyt Toraman, paralel devlet yapılanmasında görev alan polislerin delilleri yok ettiklerini belirterek, “Yüzlerce çuval dinleme tutanaklarını 17 Aralık’tan sonra imha ettiler, tarihini de 16 Aralık olarak attılar. Soruşturmaya yeni savcılar katılınca telaşa kapıldılar. Bu belgelerin ortaya çıkmasından endişe ettiler ve imha etmeye başladılar” dedi.
Toraman, paralel devlet yapılanmasının kendilerine ‘soykırım’ yapıldığı iddiasıyla devlet yetkililerini Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) şikâyet etmesini de eleştirerek, “Bunlar hangi soydur? Neye inanıyorlar? Dinleri nedir bunların? Kitapları nedir? Peygamberleri kimdir? Polislerin bunları açıklamaları lazım” dedi.
DİNLEME TUTANAKLARI16 ARALIK’TA İMHA EDİLDİ
Cüneyt Toraman, paralel devlet yapılanmasının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başdanışmanları Sefer Turan ve Mustafa Varank ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da bulunduğu kişilerin dinlenmesi ve teknik takiple izlenmesi için uydurduğu “Selam Tevhid Terör Örgütü” soruşturması hakkında açıklamalarda bulundu.
Selam Tevhid soruşturmasının UYAP’ta kaydının olmadığını, soruşturmanın sonradan UYAP’a kaydedildiğini kaydeden Toraman, “Savcılar işten el çektirilince bu soruşturma ortaya çıktı. Selam Tevhid soruşturmasının takipsizlik kararında 251 kişinin her biri için defalarca dinleme kararı alınmıştır. Dinleme tutanakları 16 Aralık 2013 tarihinde imha edilmiş. 17 Aralık’ta operasyon yapılıyor, 16 Aralık’ta bütün tutanaklar yok ediliyor. Eğer paralel yapı bu tutanakları imha etmeselerdi, ne kadar usulsüz dinleme yaptıkları ortaya çıkacaktı. Selam Tevhid soruşturması gerçekte terör örgütü ile alakalı değil. Bu dosya paravan olarak kullanılarak hemen herkes dinlenmiş” ifadelerini kullandı.
ALEYHLERİNE OLAN DELİLLER YOK ETTİLER
• “Dinleme belgelerinin kamyonlara doldurulduğuna inanıyorum. Polislerin, imha tutanağına 16 Aralık 2013 tarihine atmış olmaları, bu tutanağın 16 Aralık’ta imha edildiği anlamına gelmez” diyen Cüneyt Toraman, dinleme kayıtlarına 3 yıl sonra imha tutanağı düzenlendiğini belirterek, “Dinledin, bir şey yok, 6 ay sonrasında bu tutanakların imha edilmesi gerekirdi. 17 Aralık’ta çok önemli yolsuzluk soruşturması başlatıyorsunuz, bir gün önce de imha ediyorsunuz. Bu açıkça delilleri yok etmektir. Kendi aleyhlerine olabilecek delilleri yok ettiler” şeklinde konuştu.
BÖYLE SORUŞTURMA HİTLER DÖNEMİNDE BİLE OLMAMIŞTIR
Cüneyt Toraman, dinleme kararlarının yarıdan fazlasında hep aynı hakimlerin nöbetine denk geldiğini hatırlatarak, şunları söyledi: “Bu hakimlerin ve savcıların soruşturulması gerekir. Emniyet görevlileri, bir paranoyaya kapılabilir, İran ajanlarının her tarafı sardıklarını düşünebilir. Savcı, ayıklar, ‘somut delil var mı?’ diye bakar. Bir savcı 3 yıl boyunca bir ayıklama yapmadan önüne gelen bütün Emniyet tutanaklarını gerçekmiş gibi dosyanın içinde istiflerse, bu işin merkezi ve ortasında savcı da var demektir.”
‘OLAN BİTENDE SAVCILARIN DA SORUMLULUĞU VAR’
• “Savcının da sorumlu olduğuna inanıyorum. Yasal prosedür yerine getirilip inşallah bu savcılar hakkında da dava açılır” ifadelerini kullanan Toraman, “Bir savcı, hukuk adamı masum olduğunu bildiği insanlar hakkında bu düzmece tutanaklara nasıl itibar eder? Bir savcı düşünün, soruşturma dosyası içinde 251 şüpheli var, tek bir kişiyi davet edip ifadesine başvurmamış. Ben dünyada böyle bir soruşturma olduğuna imkan ve ihtimal vermiyorum” diye konuştu.
‘HİTLER DÖNEMİNDE BİLE OLMAMIŞTIR’
• Böyle bir soruşturmanın Hitler döneminde bile olmadığını vurgulayan Toraman, “İfadesine başvurulmayan bir adli soruşturma ben düşünemiyorum. Aklım ve hafsalam almıyor. Madem 251 şüphelisi var, ciddi kanıtlar var. Tehlikeli terör örgütü, casusluk faaliyeti yapıyorlar, bir tanesine, en kuvvetli delilin olduğu bir kişiyi çağırıp ‘Sizin hakkınızda iddialar var, deliller tespit edildi. Ne diyorsunuz’ demesi gerekmez mi?” diye sordu.
‘ORTADA BİR SUÇ VARSA DÂVÂ AÇILMASI GEREKMEZ Mİ?’
• Toraman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Delil varsa, kamu davası açılması gerekmez mi? Bir kişi davet edilmemiş, bir kişi hakkında kamu davası açılmamış. Madem çok ciddi belgeler vardı, vahim terör örgütü vardı. Hem de 3 yıl dinliyorsunuz. Gerçekten suç teşkil eden olay varsa, hemen suçüstü yapıp yakalayıp savcıya teslim etmeniz gerekmez miydi? O savcı seve seve dava açmaz mıydı? Açardı. Demek ki böyle bir delil yok.”