Özkan Yalım, Özgür’e oy verenleri maaşa bağlamış! Özel, kirli koltukta oturuyor
Kendi sevgililerini, işlettiği pavyon çalışanlarını ve Uşakspor oyuncularını bile belediyede çalışıyor gösteren Yalım’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun devrildiği 38. Kurultay öncesi Uşak teşkilatında bulunan 175 delegenin 104 tanesinin, oğlu, kızı, gelini, yeğeni gibi yakınlarından en az ikisini belediyede maaşa bağladığı anlaşıldı.
Liyakatten bahseden ve AK Parti iktidarını kadrolaşmayla itham eden CHP’lilerin ele geçirdikleri belediyeleri nasıl yandaş çiftliğine çevirdiği bir kez daha deşifre oldu. Özkan Yalım’dan mavi valiz içinde “sağlam” rüşvet parası aldığına ilişkin yazışmalar ortalığa saçılan Özgür Özel’in yine WhatsApp üzerinden attığı mesajlarla 3 kişilik “torpil” listesi ilettiği deşifre olurken, Akit’in ele geçirdiği belgeler, CHP’li delegelere yönelik kirli kadrolaşma ağını gözler önüne serdi. Kurultay öncesi 200 bin TL’si bahçe duvarı, 1 milyon TL’si mavi valiz içerisinde “sağlam paket” olarak Özel’e tam 1.2 milyon TL rüşvet veren Yalım’ın, belediyede pervasızca kadrolaştığı görüldü.
SEVGİLİ, ENİŞTE, YEĞEN BE ARARSAN
Kendi sevgililerini, işlettiği pavyon çalışanlarını ve Uşakspor oyuncularını bile belediyede çalışıyor gösteren Yalım’ın, Kılıçdaroğlu’nun devrildiği 38. Kurultay öncesi Uşak teşkilatında bulunan 175 delegenin 104’ünün, eşi, oğlu, kızı, gelini, damadı, yeğeni gibi yakınlarından en az ikisini belediyede maaşa bağladığı anlaşıldı.
HER AİLEDEN EN AZ 3 KİŞİYE İŞ
Skandalı Akit’e değerlendiren AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise, şunları söyledi: “38. Kurultayda kendi adaylarını seçtirebilmek için il ve ilçelerde kontrol edebilecekleri, sözlerinden çıkmayacak isimleri delege seçtirdiler. Bunların hepsi CHP’nin elindeki Uşak Belediyesi’nde iş vaadiyle seçildi. Belediyede kendileriyle birlikte hareket etmeyenleri işten atıp yerlerine kendi adamlarını yerleştirdiler. Bunlardan da ailelerinden ve çevrelerinden en az üç kişiyi partiye üye yapmalarını istediler. Kendi listelerine oy vermelerini şart koşup sıkı bir şekilde takip ettiler. Belediyeye kendi çıkarları için ehliyet ve liyakata bakmaksızın kadrolaşma amaçlı insanları işe aldılar. Bunlar her ağızlarını açtıklarında demokrasi ve liyakatten bahsederler. Demokrasi ve liyakat CHP’de yok ki Türkiye’ye getirsinler. Kendi siyasi emellerine ulaşmak için belediyeyi kendi iş yerleri gibi kullandılar. Bu hem kuruma zarar verdi hem siyasete zarar verdi hem de topluma zarar verdi. CHP hem antidemokratik tutum sergilemesi hem kul hakkı yemesi, gerçek yüzünü göstermektedir. Özgür Özel’in Özkan Yalım’a torpil listeleri gönderdiği konuşuluyor. CHP yönetimi ele geçirdiği tüm belediyelerde aynı şeyi yapmıştır. Ya para konuştu ya da işe yerleştirme konuştu. Bu yüzden demokratik seçim olmadı kurultayda. Bunlar belki amaçlarına ulaştılar ama demokrasiye çok büyük zarar verdiler diye düşünüyorum.”
“CHP TAM DA BUDUR”
Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Kayseri Şube Başkanı Ahmet Balcı da şunları dile getirdi: “Sosyal medyada ve medyada yer alan bilgiler ve belgeler, itiraflar, CHP’nin içine düştüğü durumu ortaya koymaktadır. İddialar yargıya intikal ediyor, CHP kendisini savunamıyor, izah edemiyor. Sıkışınca itirafçı oluyor, bu da daha fazla usulsüzlüklerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Liyakatten bahseden CHP’nin belediyelerde nasıl kadrolaştığı ortaya çıkıyor. Başta İBB olmak üzere çalışanları işten atıp kendi yandaşlarını işe alarak saltanat sürmeye başladılar. Belediyeleri yolsuzluklarla tamamen batırdılar. Mevcut halini bile koruyamadılar. CHP’nin imza attığı yolsuzluklar ve usulsüzlükler hem bizleri üzüyor hem de ülke ekonomisine zarar veriyor. CHP zihniyetinin bir ürünü olarak yapılan 28 Şubat postmodern darbesinde çok sayıda subay, astsubay, memur ve kamu çalışanı işlerinden atıldılar. Kararnameyle ordudan atılan arkadaşlarımız haklarını geri alamadılar. 28 Şubat döneminde mağdur edilen, işten atılan memurlar AK Parti döneminde geri dönse de pek çok haklarını alamadılar. CHP zihniyetinin ürünü olan 28 Şubat sürecinde mağdur edilen binlerce kişinin mağduriyetlerinin giderilmesini beklediğimizi de söylemek isteriz.”